02.05.2019

Bir orman cini misali, ağaçtan ağaca, kayadan toprağa, dereden tepeye sekmeyi; bir kuş gibi göklerde uçmayı severdi geceleri. Bazen de gündüzleri…
Bir kedisi vardı. Sfenks Kedisi diyorlardı cinsine. Tüyleri kadife gibiydi ve daima üşürdü bunun için. Isıtıcılar ısıtmazdı onu fakat. Sadece onun vücut ısısıyla ısınırdı bu kedi.
Yaralarını yalar, kan dolaşımı oluştururdu yatalak bedeninde.
Rüyalarında ruhunu kurtarabilirdi bedeninin esaretinden, yatak ve yorganının yumuşak parmaklıklarından. Bir sürü insan tanımıştı. Her gece daha uzağa kaymıştı. Balta girmemiş yerlerdeki en ıssız yosunun altındaki kayaya dokunabilmişti. Oysa uyandığında…
Bir gün, bir ruh gezgininden öğrendi kedisiyle konuşabileceğini. Ve konuştu. Yalvardı ona bir pençede bitirmesi için işini. Kabul etti kedi. Başka bir vücudun ısısıyla ısınmamayı da kabul etmişti.
Gitmişti bedeni. Ruhu da… Keşfedilecek bir şey kalmamıştı burada nasılsa… O da gitmişti meçhul bir dünyaya.
Zamansız bir zamanda, tıpkı vücudunda olan kadife tüyleriyle, ruhani bir kedi de katılmıştı ruhuna.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: