02.08.2018

Dinozor Nuro, yani namı diğer Nurullah ile üniversite hazırlıkta tanışmıştık. O yaşta apak kesilmiş saçları, hala orolet içip her fırsatta tavla atması, bir de her nedense her fırsatta dinozorları yok eden göktaşından dem vurması yüzünden ona her anlamıyla dinozor derdik. Hatta çoğu zaman Dino Nuro. Tavlada mars olduğunda cankuntaran efekti gibi yapardık.
‘di-no-nu-ro-di-no-nu-ro-di-no-nu-ro….’
Küplere binerdi bizim Dino o zaman.
Hey gidi Nuro hey…
Çaydı kahveydi asla ağzına koymamıştı, koymazdı… Varsa yoksa oroletti onun için içecek namına. Ya da; çok çok nadiren gazoz.
Takıntılıydı. Eskiye takıntılıydı kardeşimiz. Tarih okuması hiçbirimizi şaşırtmamıştı onun için.
Nuro’muzun elinden her türlü tamirat işi de gelirdi. Arabadan çamaşır makinesine, radyodan telefona kadar…
Hala, bu zamanda, ericsson telefon kullanırdı.
Araba, dendiğinde aklına sadece vosvos gelirdi. Elden düşme bir vosvos bile bulmuştu nasıl yapmışsa. Onu yenilemeye çalışıyordu ve gayet başarıyordu bu işi.
Hem de bir krikosu bile olmadan. Bizim de yardımımızla levyeyle kaldırıyordu arabayı.
Ta ki, elim bir kazayla, tıpkı bir göktaşının altında ezilen bir dinozor gibi, vosvosun altında ezilene kadar…

Sohbete katılın

1 yorum

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: