03.02.2018

Demir bir kapı… Som demir olmalı. Kolsuz, tokmaksız…
Peki bu neden benim rüyalarıma giriyor? Her gün. Kazayla uyukladığımda bile, zihnimin kapalı olduğunu sezer sezmez; bir hırsız gibi, haylaz bir çocuk fırsatçılığıyla giriveriyor rüyama.
Ne istiyor benden bu kapı?
Ne zaman açılacak? Açılması için ne yapmam gerekecek?
Rüyama her girişinde, yeterince büyük ve güçlü bir mıknatısın bu kapıyı açıp açamayacağını sorarım kendime.
Tokmak yok, kilit yok… Ya vurmam, ya da bir mıknatısla çekmem gerek açılması için. Ya da beklemem… İşte en zoru da bu.
Beklemek… Beklerken ne yapılır ki? Rüyaları gözetip aynı düz, pas kırmızısı şeye mi bakacağım? Acaba paslanmasını mı beklemem bekleniyor? Paslanıp umufak olana kadar zaten benim kemiklerim çoktan un gibi ufalanıp böcekler mezarımdan umudu kesip teker teker terk ederler. Bu olduğunda bile o demir kapı sapasağlam kalacaktır.
Yok yok… Bu kadar gaddar olamaz… Kim? Bu rüyayı görmemi sağlayan şey… Peki o kim? Bilmiyorum, belki tanrıdır, belki de bilinçaltımın kendisi.
Peki ne istiyor benden? Bir bilsem…
Kapıya vuruşumda ellerim ağrıyor sadece. Uyandığımda bile devam ediyor ağrı. Ne yapacağım ben? Ne yapacağım!
Bu sabah, cumartesi sabahı, saat erkenden kalkmıştım. Tabii bir doz kapı almadan değil… Nasıl olsa işe falan gitmeyeceğimden yine sızıverdim. Zaten bir doz almışlığıma bakmayan doktorum bir doz daha enjekte ediverdi… Fazla dozdan olacak, bu kez, bir anahtar düştü kafama. Tam da kapıya alık alık bakarken… Tam da rüyanın bitmesini hasretle beklerken düşmüştü.
Düşmüştü düşmesine de; anahtar deliği yoktu ki kapının! Yoktu işte. Üzerine tırmansam da; dibini kazsam da bulamamıştım bir delik kaç yıldır.
Ben de kendimde, kendi naçiz vücudumda arayacaktım anahtar deliğini.
Vücutta dokuz tane delik vardı. İster inanın, ister inanmayın; ama hepsinde teker teker anahtarı deneyecek kadar delirmiştim. Delirmiştim Yahu!
Eh, tabii ki uymayacağını biliyordum…
Öğrenilmiş bir hareket olan, düşündüğümde başımı kaşıma eylemi sayesinde anahtar deliğini bulduğumu söylesem bana inanır mısınız?
Evet… Evet… Anahtarın başıma düştüğü kısımdaydı delik. Zaten orası epey kaşınmıştı o zaman… Tevekkeli değil, anahtar kendi deliğini de açarak belirmişti.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: