04.01.2019

Uçurtma uçurmayı severdi. Tam kırk dokuz yaşındaydı; ama sık aralıklarla, ayda bir, kendi elinden çıkan uçurtmaları, rüzgarlı yerlerde uçururdu.
Hesap verecek kimsesi yoktu. Gerçi bu, bir çocuğu da olmadığı anlamına geliyordu. Hiç evlenmemiş, kırk dokuz yaşında bir kadın olduğu…
Bazen erkekler onu uçurtma uçurduğu sırada görür ve alay ederlerdi. Çoğu laf atardı…
Bir genç vardı, uçurtma uçururken saldığı saçlarından gözlerini hiç ayırmayan. Yirmilerinde olan… Rüzgarlı, onun uçurtma uçurabileceği mıntıkaları onunla birlikte tahmin edebilen… Bir genç vardı, onunla hiç ordan burdan konuşmayıp; daima onu izleyen. Bir genç vardı, ne istediğini bilmeyen…
Bir gün, ıssız bir yerde, onunla ilk ve son tek taraflı iletişimi kurmuş olan bir genç vardı. Bir yatakta ve karşılıklı olması gereken türde bir iletişim…
Artık yoktu o genç. Kadın onun hayatla iletişimini kesmişti. Uçurtma ipi artık farklı bir şeydi. Eskiden bir köprüyken, şimdi, sanıldığından da güçlü bir pranga…
Her şey farklı olabilir miydi?
Kişisel onuru için bir kadın öldürmeyebilir, kişisel mutluluğu için bir genç bir kadını iki kere öldürmeyebilir miydi??
Kadın uçurtma uçurmaya devam etti. Kimse ona hiçbir şey sormadı. Gencin ailesi onu buldu, polisler gelip gitti; ama kimse ondan şüphelenmedi.
Bir zombi gibi, kadın uçurtma uçurmaya devam etti.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: