05.02.2019

Bir fırın eldiveninin içinde tuhaf iki yüzük bulsaydınız ne yapardınız?
Yüzükleri takardınız herhalde.
O da öyle yapmıştı. Ellerine takmıştı onları. Böyle yaparak ateşe dayanıklı olacağını bilseydi de takardı. Hem de kalıcı olarak…
Yüzük ellerine gömülüp kemiğine kaynaştığında ve üzerlerine parmaklarının derisinin kapandığına şahit olduğunda, henüz bunu bilmemekteydi.
Yine de acı çekmediği için bunun üzerinde durmayıp halüsinasyon gördüğünü farz etmeyi tercih etti; ama gördüğü bu halüsinasyonun etkisiyle fırın eldivenini takmayı unutup elleriyle daha yeni pişmiş bir tavuğu bulunduran metal tepsiyi kavrayıp yanmayınca, tanık olduğu şeyin gerçek olduğunu anlamak zorunda kaldı.
Bazen anlamak zorunda kalırsınız; ama buna hiç de hazır değilsinizdir işte.
Ardından, hep yapmak istediği cam şekillendirme işine başladı.
Kırılan binbir çeşit camı toplayarak binbir çeşit şey yapıyordu.
Kimin camdan bir eşyası kırılmışsa ona getiriyor, o da getiren şahsın ihtiyacını giderecek başka bir eşya yapıyordu bu parçalardan. İçgüdüsel olarak şahsın ihtiyacı olanın ne olduğunu biliyordu elleri.
Belki de; dokuz yüzük değil de; sadece iki yüzük yapılmıştı.
Biri sağ ele…
Ateşe hükmetmesi için.
Diğeri sol ele…
İhtiyaçları bilmek için.
İkisi de bir kişiye…
İki yüzük…
Ruhu büyütmek için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir