05.04.2018

Bir şey kaybetmişti ve onu bir türlü bulamıyordu. Ne kaybettiğini, daha doğrusu kaybettiği şeyler arasından hangisine o kadar üzüldüğünü, hangisi için yatırım yapması gerektiğini, hangisini bulmayı gerçekten istediğini bilmiyordu. Bu da bir dünya şeyi kaybetmekten katbekat daha iç acıtıcıydı.
O kadar çok şey kaybetmişti ki, kaybettiği şeylerin bir listesini bile yapamayacak haldeydi. Kayıplarını unutmak otomatik olarak yaptığı bir eylem haline gelmişti çünkü. Kayıplarını dahi kaybetmişti ve tek odaklandığı şey buydu.
Bunları düşünürken; çantasını boşaltmaktaydı. Çantasının içinde küçücük olana kadar özenle katlanmış, eski ve çantadaki bir şeyler bulaştığından yapış yapış bir kağıdı eline aldı. Alelade bir kağıttı; ama kağıtta yazılı olan şeyi hatırlamasına ve kağıdı eline aldığında nostaljik bir ifadeyle gülümsemesine bakılırsa onun için çok önemli bir kağıttı.
Açtığında görünen yüzünde ‘En çok istediğim tek şey’ yazıyordu. Arkasını çevirdiğinde, bir zamanlar istediği şeyin yıllar önce gerçekleşmiş olduğunu fark etti.
İşte, bu kağıtta taşıdığı umut bile bir kayıptı.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: