05.09.2018

Daktiloma kağıt takıp yazmaya başladım ve bu ilk cümlem.
Merhaba…
Ben bir ralli pilotuyum. Adımı söylemeyeceğim; ama arkadaşlar arasında ‘Kurtçuk’ diye bilinirim. İki anlamıyla da… Hem böcek olan kurtçuk; çünkü sessizdir ve kendisine özgü bir hareket etme şekli vardır. Hem de köpekgillerden olan kurt. Kurtçuk; çünkü ufak tefek ve gözlerimde çok fazla sarı benek var. Ve bakışlarım… Tıpkı bir kurda benzediğini söylüyorlar bakışlarımın soğukluğunun. Ben onların yalancısıyım.
Rallinin her branşında yarıştım… ama devam etmeyeceğim bundan böyle. İştahım kalmadı ve bunun nedeni hakkında en ufak bir fikrim yok.
Yine de fikir yürüteyim haydi. Bence; artık başka bir hırsımı bambaşka bir şeye dönüştürmek için hile yapmak hoşuma gitmemeye başladı. Tamam tamam… Böyle anlaşılmaz cümleler sarf etmek parmaklarım ve çok az olan kağıt stoğum için iyi olmayacak. Ve geceyarısında bilmem kaçıncı uykularında olan komşularım için… Yine de komşularımdan duyamayacakları bir özür dileyip her şeyi baştan anlatmaya başlayacağım:
Ralliye nasıl başladığımı yazayım sizlere önce. Öyle ilginç bir öyküsü yoktur ha, bir beklentiye girmeyin hemen.
Çocukluğumdan beri her şeyden korkuyordum ve zengin bir ailem, ralli pilotu bir ağabeyim olduğundan, ilk aklıma geleni yapıp ağabeyimin arkasına zorla takıldım. Önceleri herkes şaşmıştı bu işe. Benim ne kadar korkak olduğum herkesçe bilinmekteydi çünkü. Tiz çığlıklarım epeyce ünlenmiş, alay konusu olmuştu. Beni korkutmak için yapılan tuhaf şakalar, rutinimin bir parçasıydı. İşte tüm bunlara rağmen ben resmen bir ralli pilotu olmak istiyordum ha! Kimsenin aklı almamıştı bu arzumu. Benim bile…
Ta ki, nasıl aklıma geldiğini ne yapsam da anımsamadığım bir yöntemi uygulayana dek…
Ekşinin ve tuzun karışımı olan turşu… İşte bu durumdan sıyrılıp; harika bir pilot olmamın müsebbibi, bu nefret ettiğim yiyecek kılığına girmiş garabetti. Nefret etmemin nedeni de; beni ölümüne susatmasıydı. Artık, bir ralli aracına her binişimden yarım saat önce bir miktar turşu yiyor, aklımda sadece cehennemi bir susuzluk hissini tutabiliyor, ralliyi, sadece susuzluğumu bitirecek olan bir adımmış gibi yutturuyordum kendime. Yutuyordum da… Tıpkı her yarış bitişinde şişelerce su yuttuğum gibi…
Ama… Artık istemiyorum bunu. Bu gereksiz yoksunluğu, korkusuzmuşum gibi omzumun her seferinde defalarca sıvazlanmasını ve bu sıvazlayışların bile beni ölümüne korkutuşlarını ve bunun için çığlık bile atamayışımı…
İstemiyordum; çünkü korkusuz olmadığımı kendime yutturamıyordum. Şişelerce su yutmak kadar kolay olmuyordu bu iş.
Ve artık kararımı vermiştim. Ben bir korkaktım ve kendimi böyle kabullenmeye başlayacaktım.
Evet… Artık yazımı bitirmeliyim. Çünkü korkuyorum… Ya komşulardan birisi rahatsız olur ve kapıyı çalarsa! Alt komşum epey sinirli bir adama benziyor!

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: