10.08.2018

İyi bir koşucuydum. Aslında iyi olmak için koşmayan bir koşucuydum. Hayır… Bir insandım. Koşan, koşmak için bir sürü sebebi olan ve bunu iyi yaptığı söylenen, hatta bir koşucu olduğu söylenen bir insandım.
Sadece koşabilme özelliğim, bir insan olmamın önüne geçmiş ve isimleşmişti. Birden insanlar benden bahsederken sadece ‘koşucu’ der olmuştu. Bir sporu iyi yapışımla ünlü olmuş, sadece onun, bir sporun sayesinde ismim duyulmuştu. Bu çok doğal bir durumdu. Hangi iyi sporcu böyle bir şeyle karşılaşmıyordu ki…
Oysa zerre kadar doğal değildi bana göre. Bunun doğal olmadığını yerleşik inançları kabullenmiş zihinlerinize nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Ünün anlamsızlığından başlayıp bir sürü başka şeyle sürdürmem gereken bir savaş bu. Bunu denemeyeceğim bile. Yalnızca neden ‘iyi bir koşucu’ olduğumu anlatmak istiyorum sizlere.
Çocukluğumda kendi nefesimden hızlı olduğumu kanıtlamak için koşmaya başlamıştım. Tabii ki beyhude bir çabaydı ve bu çabanın boş olduğunu çok sonra anlayacaktım.
Ama inanmıştım anlıyor musunuz? Nefesimi geçeceğime olan inanç, her şeyin başlangıcı oldu. Sonra sevdiğim adamın önüne çıkmak, onunla karşılaşabilmek için koşmaya devam ettim. Gerçi ondan önce de öylesine, sırf zevk için koşmaya devam etmiştim; ama bir amacım yoktu.
O adamla pek iyi gitmeyen bir ilişkim olmasına rağmen yine koşmaya devam ettim. Ardından, on altı yaşındaki bir motor sürücüsüyle girdiğimiz bir iddia sonucu koşmaya devam ettim. İddiaya göre, on üç yarış yapacak, yarışların en az yedisini kazanacaktım. O da; bana motorunun arkasına resmimi asmaya ve herkesi benim lokantama yönlendirmeye söz vermişti. Kaybedersem, lokantamda içtiği çorbalar, sadece çorbalar, bedava olacaktı.
Süresiz olarak…
Gerçi bu bir kayıp değildi. Oldukça fazla yiyen bir gençti; ama yine de bu iddiayı da kazanmak zorundaydım.
Ve kazandım…
Sonra, bir yemeği koşarak; aynı zamanda sipariş edileceği yere götürebileceğim konusunda, artık siparişler için işe aldığım aynı motorcuyla tekrar iddiaya girdim ve onu da kazandım.
Düğünüme gecikiyorken; gelinliğimle, yarım saatlik yolu koşarak yirmi sekiz dakikada almak zorunda kaldığımda da girilmemiş bir iddiayı kazandım belki de.
Sonra da; dünya şampiyonu bir koşucuyla girdiğim yarış…
Onu kazandığımda ünlü olmuştum işte.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: