11.10.2018

Zamanlar öncesinden gelen, gerçek dışı bir adama aşık olmuştum bir zamanlar.
Bir kadının yarattığı bir adama…
Başka bir zaman, yine zamanlar öncesi bir adama aşık oluvermiştim ve yine gerçek dışıydı.
Bu kez onunla konuştum. Çok konuştum…
Kimseye anlatmadığım şeyler anlattım ona. Hiç kimseye anlatmayacağım. Anlatmak mümkün olsa ve kimse beni yargılamayacak olsa da; bazen aşk anlatılmaz. Anlatmak en büyük ihanettir bazen…
Sonra, artık büyüdükten sonra, gerçek insanlara aşık olmaya başladım.
İşte ondan sonra, dik bir yokuşun inişine gelmişçesine, tuhaf bir boşluktan düşmeye başladığımı hisseder hale gelmiştim nedense. Oysa gerçek canlı olmalıdır öyle değil mi? Değildi işte. Gerçek, canlı falan değildi. Yavan da değildi; ama buruktu.
Ağzımdaki tadı gerçek dışı aşklarla düzeltmeye çalışsam da; dil hatırlıyordu artık o burukluğu. Ne yapsam da; artık öyle eskisi gibi olmayacaktı.
Belki daha iyisi olacaktı. Belki… Ama eskisi gibi değil…
Şimdi ise, ağzımın içi buruk bir kamaşmadaydı. Gerçek buydu ve ben gerçek olmayanı özlemiyordum bile artık. Sadece hatırlıyordum ve ağzımın içi bir kerte daha buruluyordu sadece.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: