11.12.2018

Hücresinde sadece ayakta durabiliyordu. Ha bir de yukarıdaki demire asılarak bir nebze de olsa ayaklarını rahatlatma imkanı bulabiliyordu. Hatta dinlenmek için ayaklarından ve kollarından iki büklüm bir şekilde kendisini asıp öylece uyuyordu. Bir at değildi nihayetinde. Bir yarasa olmak daha kolaydı. Bir yarasaya öykünmek… Hem karanlıktı da… Bir at gibi koşamazdı ki ayakta durup uyuyacak gücü olsun.
Böyle bir ceza uygun görmüştü ona büyükler. O da çaresiz, çekmekteydi. Yemeğini bile ayakta yiyordu.
tuvaletini bile… Çömelemiyordu ki, yer yoktu… Kendisini temizleyemiyordu. Daha doğrusu kendisini ancak iki büklüm olduğunda belli bir oranda temizleyebiliyordu.
Direğe kendisini iki büklüm asabilmek bile saatlerini alıyordu düşünün. Yavaş yavaş, santim santim, vücudunu katlanabileceği yüksekliğe kadar çekmesi gerekiyordu. Bu denli az yemekle bu… çok zordu. Zaten safi kas ve sinirden ibaretti vücudu. Organları bile kendilerini kas yığınları sanacaktı neredeyse. Hepsi gerilip büzüşmüştü.
Yine de umutluydu. Buradan bir şekilde çıkacaktı. Zaten kazara atmışlardı onu bu çukura. Suçunu bilmiyordu; ama bir şey yapmadığını biliyordu pekala.
Hatta eğer buradan çıkarsa onlara kızmayacaktı bile. Hakkını aramayacak, suçunu sormayacaktı. Onurunu ayaklar altına alacaktı belki; ama yaşayacaktı. Yatacaktı… Uyuyacak, rüyalar görecek, yatağında bir yandan öbür yana dönecek, tuvalette uzun dakikalar geçirecekti.
Koşacaktı sonra. Kollarını sallayacak, çocuklarla birlikte oynayacaktı. Bir kuş gibi kanat çırparak koşacaktı onlarla. Uçurtma uçurmayacakt, uçacaktı. Hem de planörle.
Her gün bunların hayaliyle yaşıyordu.
Bir gün bıraktılar onu. Yıllar sonra…
Ama koşmadı. Yatağında direkte yaptığı gibi uyudu hep. Kolları ve ayakları hep ağrıdı. Tuvaletini yaparken hiç uzatmadı.
Ve hep merak etti suç olmayan suçunu.
Bilmedi ve bilmediği için asla, hiçbir şeyden, tekrar alınıp oraya tıkılmayacağından bile emin olamadan; yeni durumuna alışamadan yaşadı.
Ve hücresinden sonraki bu araftansa, hücresindeki cehennemi özledi.
ölene dek…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: