16.05.2019

Korkuyordu. Karaya adım atmaktan korkuyordu. Denizde doğmuştu. On beş yılını denizde geçirmişti. Bir karaya hiç adım atmamış, bir ağacı ancak küçük boyutlarıyla görebilmişti. Bir seyahat gemisinin temizlik görevlilerinden birisinin çocuğuydu. Bir nevi kaçak bir yolcu…
Koskoca gemide, on beş yıl yaşadıktan sonra enselenmişti. Annesi taktire şayan bir gizlilikle büyütmüştü onu doğrusu.
Aslında belki izin alsa, usülüne göre davransa çocuğun yaşamasına izin verilebilirdi; ama o, bir tek kadın, koskoca gemi mürettebatını aptal yerine koymuştu. Buna müsaade edilemezdi.
Bu tür gemiler bildik gemiler kadar kara dünyasından farklı değildi gerçi. Bir gemi kadar sallanmıyor, lombozların titrek ışıklarının yarattığı, o tamamen bir gemide yaşanılabilecek atmosfer yaşanmıyordu; ama yine de gemiydi ve denizin sakinleştiriciliğiyle kuşatılmıştı. Motorların hiç durmayan homurtusu, ayaklarının altında olmayacaktı karaya ayak bastığında.
Acil durum filikalarından birisini alıp kendi denizinde yaşamak en iyisi olacaktı galiba karaya ayak basmaktansa.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: