16.06.2018

Bir kuyudan bakraçla su çekiyordum. Çıkrığın kolunu çevirdiğimde bakracın olağan üstü ağır olduğunu keşfetmiştim. Nitekim, bakracın içine girmiş bir kurbağa gördüm. Halinden son derece memnundu kurbağa. Kuyuya atlaması için bakracı ters çevirdiysem de; bakracın içinde kalmak için son gücüyle gayret etmekteydi. Çaresiz, içinde o olduğu halde bakracı çektim ve bakraç yere değer değmez kurbağa omzuma fırlayıvermişti bile.
Aklıma, şu meşhur kurbağa prens masalı gelmişti. Biraz iğrenmişlik, biraz da merakla, neden merak ettiğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu, kurbağayı bir kayaya doğru fırlattım. Evet, masaldaki gibi bir duvara fırlatmamıştım; ama sonuç olarak fırlatmıştım işte ve karşıma yakışıklı bir adam çıksa hiç fena olmazdı. Gerçi adamın yakışıklı olması pek o kadar önemli değildi. Bir mucize istiyordum ben. Bir mucize umuyordum.
Evet, gerçekten de bir mucize olmuştu. Kurbağa genç ve her ne kadar önemli olmasa da; yakışıklı bir adama dönüşmüştü. Ne var ki; adam bana bakmadan arkasını dönüp gitmişti.
Yine de mucize gerçekleşmişti.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: