16.08.2018

Doğadaki tüm sesleri toparlayıp bir synthesizerde notalara indirgeyip hepsini bir orkestraymışçasına aynı kompozisyonda birleştirmekti en büyük hayali.
Aslında doğada bulunan, ilginç ya da güzel olduğunu düşündüğü tüm sesleri, demek daha mantıklı olacaktı.
Bir mısır tarlası atmosferinden okyanusa, acıkmış bir köpek yavrusunun sesinden ince bir sacın üzerinde kızaran etin cızırtısına kadar her şey…
Tam yirmi sekiz yıl boyunca ses topladı. O sesleri notalara bölüp elektronik hale getirdi. Hem de doğallıklarından hiçbir şey kaybettirmeden…
Sonra…
Onları bir kompozisyonda birleştirmeye başladı.
Ama olmuyordu… Birbirlerine karışıyordu tüm sesler ve gürültüye dönüşüyordu onca emek.
Bunun üzerine, sevdiği tüm sesleri uyum içersinde değil de; bir hikayeye bağlı kalarak bir kompozisyon hazırlamaya karar verdi. Sesler ve sessizlikler… Konuşulmadan ya da yazılmadan anlatılan bir hikaye anlatacaktı.
Anlattı…
Kendisinin bile bilmediği bir hikaye anlattı…
Her defasında başka bir hikayeyi…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: