20.12.2017

Rengarenk bir taş bulmuştum. O kadar farklı görünüyordu ki, gökten düşmüş olmalıydı. Taşı elime aldığımda, tuhaf bir şey hissettim. Sanki taş canlıydı. Kıpırdamıyordu; ama elimin içinde bir canlı vardı sanki. Bir canlı sıcaklığı…
Onu eve götürüp boş bir saksıya koyup bekledim. Gece taş soğurdu. O zaman dokunduğumda da sıcaksa bir şeyler farklı demekti.

Sıcaktı… Taş canlı ya da maddesel olarak farklıydı. Belki de canlı değil de; ısınmasını sağlayan bir tepkimeye giriyordu.
Bunu düşünürken elimdeki taş hareketlendi ve çatladı. Bu taş, ki yuvarlak bile değildi, bir yumurtaydı anlaşılan. Şekilsiz bir yumurta…
Yumurtadan ejderhaya benzeyen tuhaf bir hayvan çıktı. Kuş ve sürüngen arası bir şey…
Yoksa gerçek miydi ejderhalar? Yeni bir şey mi keşfetmiştim?
Tam o an, şaşırmaya bile başlayamadan; kapım aceleyle vuruldu. Zile bile basmamıştı dışardaki. Açtığımda resmi giyinmiş iki kişi duruyordu kapının dışında. Yumurtayı almaya gelen iki kişi. Tek söyledikleri buydu. Ejderhanın yumurtadan çıktığını söylediysem de; o şeyin gerçek bir ejderha olduğunu ya da olmadığını bilmeme izin vermediler. Ketumdular ve onu kendilerine vermemi öylece bekliyorlardı sadece. Bir güç gösterisinde bulunmasalar da; hareketleri; ya da hareketsizlikleri, bana onu almak için her şeyi yapabileceklerini düşündürtmüştü. Onun için, merakımı sineme gömüp yumurta kırıldıktan sonra saksıda kalan yaratığı saksısıyla götürüp verdim onlara. Hiçbir şey söylemeden kapıyı dışardan üzerime aceleyle kapatıp seslerini kapının arkasından işitebildiğim hızlı adımlarla oradan ayrıldılar.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: