21.05.2018

Eteklerimin zil çalması beni her daim mutlu etmiştir.. Evet, gerçek anlamıyla küçük çanlar diktiğim etekler giymek alameti farikam olsa gerek. Benden başka hiç kimse böyle bir şey yapar mı bilmiyorum. Bu kadar gürültücü olma pahasına… Bunu ister mi herhangi biri?
Eteğimde tam on sekiz çan dikili ve bu sayının artacağına dair umutlarım var. Diktiğim herbir çanın anlamı var. Ne sandınız ki? Böyle ‘saçma’ bir şeyi yapıp; çanların hiçbir anlamı olmayacağını mı düşündünüz?
En soldakinden başlayayım:
İlk çanım bir çocuğun beni ağlarken yatıştırmasıyla geldi. Onu eteğime dikmek aklımdan bile geçmiyordu; ama yaptım işte. Bir de baktım ellerim çanı bir cırtcırta dikmiş ve tüm eteklerime cırtcırtların tamamlayıcılarından dikmişim.
İlk çanım pek ses çıkartmasa da; ben onu her adımımda gayet net duymaktaydım.
İkinci çanım da birkaç hafta sonra yerini, bir kediyi kurtarışım sonrasında almıştı bile. Bu kez ilkinden daha çok ses çıkartıyordu adımlarım.
Üçüncüsü hiç tanımadığım bir adamın koruyucu bir şekilde gece yarısında bana evime kadar eşlik etmesi üzerine dikildi cırtcırta.
Dördüncüsü, bir hırsızın sevgilimin fotoğrafını taşıdığım madalyonumu özür dileyerek geri vermesi, beşincisi yaşlı bir kadının bana kendi elleriyle yaptığı bir kavanoz reçeli öylece hediye etmesi, altıncısı…
Ah! O kadar çok neden var ki insanın eteklerinin zil çalması için!
Olacak da…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: