21.06.2018

Aslında batıl inançları yoktu ve bu tür şeyleri küçümserdi. Ne var ki, vücudunun hiçbir parçasını ortalığa bırakmaz, kestiği tırnakları ve dökülen saçlarını bile yakardı. Kazayla damlayan bir damla kanını bile yanında taşıdığı ağır bir dezenfektanla yıkardı. Tuvalete gittiğinde tuvaleti aynı dezenfektanla yıkamayı ihmal etmezdi. Kazayla düşürdüğü bir yara kabuğunun bile izini sürerdi. Saçlarının yere dökülmemesi için perukla gezerdi. Neredeyse dökülen derisinin hesabını soracaktı havadan. İşte o kadar düşkündü vücut parçalarına.
Ama…
Bazen bilerek ve isteyerek verirdi insanlara bir tel saçını. öyle büyük bir şey verir gibi değil… İçinin ısındığı bir insanın omuz başına usulcacık iliştiriverirdi mesela.
Çok büyük bir şeyi, küçük bir şeymiş gibi yapmak bazen zor gelirdi ona. İçi içine sığmaz, söz konusu şahsa bir çiçek aranjmanı yaptırmışçasına mutlu olurdu.
İnsanları severdi; ama kendi vücut parçalarını, artık ondan kopmuş olanları bile, daha çok severdi.
Bir gün, hiç tanımadığı bir insana kan vermeye gitti. Bunun nedeni kendisince dahi muammaydı.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: