21.12.2017

Bir dolapta duruyordu maket. Ne zamandır bir uçak maketiyle uğraşıyordum. İşten sonra uğraştığımdan pek hızlı ilerleyemiyordum. Neler yapmamıştım ki! Evler, parklar, arabalar, tapınaklar, okullar, kütüphaneler…
yaptığım bu maketleri bu iş için özellikle boş bıraktığım bir odada bulunduruyordum. Özel raflar yapmıştım onlar için duvarlara. Bu uçağı tavana asacaktım. Diğer uçaklara yaptığım gibi. Küçük bir havuzum da vardı gemiler için.
Maket bitmek üzereydi. Hatta bugün biterdi.

Bitmişti.. Bir gün sonra bitmişti ama.
Ertesi gün, ev alışverişi için pazara gitmem gerekiyordu. Yine iş çıkışında halletmeyi düşünüyordum.
Pazarda bir adam çiçek coşturan su satmaktaydı. Bu manzarayı daha önce de görmüştüm; ama adam ısrarla bu suyun bir damlasının dahi tüm canlıların canlarına can kattığından; hatta cansızların bile canlandığından bahsediyordu gülerek.
Evde çiçeklerim olduğundan biraz aldım.
Eve gittiğimde, içimdeki muzip kurt, adamdan etkilenmiş olsa gerek, beni bu sıvıdan biraz maketlere damlatmam için dürttü. Ben de kurdumu kırmayıp azar azar damlattım.
Ertesi gün evde fısıltılar ve tıkırtılarla uyanmıştım. Uçaklara, evlere, gemilere, yaptığım her makete bir sürü canlı figür yapıp koyardım. Gemilere tayfa ve bazılarına yolcu, uçaklara ve arabalara, evlere ve okullara da… Bahçelere ve parklara bitki ve hayvanlar da yapardım.
İşte bu sıvı, hepsini canlandırmış, adeta onlara ruh vermişti.
Konuştuklarını anlayabiliyor, bazılarıyla konuşabiliyordum bile.
Eh, en azından artık yalnız olmayacaktım…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: