23.12.2017

‘Kadere inanır mısınız,’ diye sormuştu bir kız çocuğu beni durdurup. ‘Umursamıyorum,’ demiştim bir an bile düşünmeden. ‘İnanıp inanmamak değil mesele. Umursayıp umursamamak.’ Çocuk arkasındaki bıçağı göstererek: ‘Evet ya da hayır deseydiniz sizi bıçaklayacaktım,’ dedi ve o anda dost oluverdik.
On iki yaşındaydı söylediğine göre. Bana yüz yirmi yaşındaymış gibi gelirdi sarf ettiği her cümlede.
Sokaklarda yaşamasına rağmen kılına bile zarar gelmeyen nadir insanlardan birisiydi. belki de tek insandı. Her şeyden sıyrılmasını bilen biriydi; çünkü akıllıydı.
O günden aylar sonra, neden beni öyle durdurduğunu sormuştum. ‘Umursamadığınızı anlamıştım. Tıpkı benim gibi olduğunuza dair bir şeyler vardı halinizde,’ dedi. Onun gibi olamazdım. Ne onun gibi feleğin çemberinden geçmiştim; ne de onun kadar her şeyin farkında olmayı ve bunu umursamamayı becerebilecek enginlikte bir anlayışa sahip olabilirdim.
Yerleşik bir hayatım vardı benim. Bir karım, iki çocuğum. Üçüncüsü de yoldaydı. Karımı ve çocuklarımı çok seviyordum. Onun kadar yalnız da değildim yani.
Yine de; içimdeki bir parça onun gibiydi. Fark ettiği parçam çekmişti onu. Konuşmadan anlaşacak iki dost olmuştuk. Çocuklarım ve karım ondan nefret etmezlerdi. Bize geldiğinde her zaman bir kap yemeği hazırdı. Yatacak yeri de. Her ne kadar hiç yatmamış olsa da; ama hazırdı işte. Çocuklar her zaman günlerini anlatırlardı ona. Karım hiç kimseden yardım istemezdi; ama onunla birlikte sofra hazırlamayı, bulaşık falan yıkamayı severdi.
Tüm bunlara rağmen; çocuklarım ve karım için o tuhaf biriydi. Bunu hiç dillendirmeseler de; onunla olan dostluğumuz tuhaftı onlar için.
Bir gece, bizde kalmak için geldi. Sabah uyandığımda görmüştüm karımla iki çocuğumun ölü bedenlerini. Bana saplayacağı bıçakla öldürmüştü onları.
‘Şimdi de kaderi umursamıyor musun,’ diye sordu. Yatakta karnı iyice şişmiş karım ve çocuklar yan yana yatırılmıştı. Ben de odanın kapısında onlara bakmaktaydım. O, tam arkamdaydı. Muhtemelen elinde bıçak vardı. Arkamı dönmeye gerek duymadım.
‘Hala aynı…’ dedim. Beni bıçaklayacağını, belki sonra kendisine hem de tam karnından bıçağı saplayacağını bile bile… çünkü doğruydu. Hala umursamıyordum.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: