27.03.2019

Kahve içmek ister miydi ha?
Hem de o…
Genç kadının yüzüne bakakaldı. Böyle şeyleri erkekler söylememeli miydi? Gerçi, ona kalsa ağzını bile açmazdı ya… Çekingen olduğundan değil de; gerek duymadığından her halde…
O, tecavüz etmeyi severdi. Zorla olsun isterdi. Kimsenin onu kendi rızasıyla sevemeyeceğini düşünmesinden mi?
Kendisini bir türlü sevemediğinden mi?
Kendisini sevemediği için başkasının da onu sevmemesini temin etme ihtiyacından, daha doğrusu itkisinden mi?
Şimdi de; genç bir kadın onu kahve içmeye çağırıyordu.
Kabul etti…
Gittiler, sessizlik eşliğinde bir fincan kahve içtiler. Kadın da konuşmuyor, boyuna onun yüzüne bakıyordu. Bir şey arar gibi… Bir şey bulmuş gibi…
O ise şaşkındı. Konuşmamak işine geliyordu. Bir kelime söyler de her şeyi mahveder diye ödü patlıyordu.
Yavru köpekleri sever misin?’
Kadının bu sorusuyla afalladı. Evet, severdi yavru köpekleri.
Bir konuşmanın başlangıcı sanıp hem mutlu olmuş, hem de korkmuştu. Ne var ki susmuştu kadın. Devam etmemişti.
‘Aşık olmak ister miydin?’
Etrafına baktı. Gerçekten bu soru kendisinden mi çıkmıştı? Soruyu sorduktan sonra fark etti ne kadar çok istediğini aşık olmayı. Sonra, korktuğunu ayrımsadı. Aşktan sonra gelecek olan vicdan azaplarından…
Ve bunu ona, kadına söylediğini, söyledikten sonra fark etti.
Yaptığı her şeyi anlatmaya karar verip; o kararı uygulayıverdi. Aslında uygulayıvermedi. Uygulamaya çabaladı. Uygulayıverecek kadar kısa değildi anlatacakları.
Sessizlik kirlenmişti işte. Kendi elleriyle, kendi ağzıyla kirletmişti sessizliği. Bir tek cinsel organı eksikti bu kez.
Kadının bir bakışının temizleyemeyeceği kadar kirletememişti fakat. Onu da; o bakıştan sonra anlamıştı.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: