30.01.2018

Neyi beklediğimi bilmiyordum. Gelmiyordu işte ve ben tam iki buçuk saattir onu bekliyordum. Parktan o kadar çok insan gelip geçmişti ki… Sadece ben ve güvercinler için yem satan kadın sabit kalmıştık. Ha, bir de sivil polis olan boyacı…
İçimdeki küçücük bir hissin geleceğini söylediği için beklemeye devam ediyordum. Hissin doğru olup olmadığını bilmek için… Geldikten sonra ona başımla selam verip uzaklaşmayı planlıyordum. Gelirse tabii…

Güneş batmıştı ve ben hala bekliyordum. Artık beklemek o kadar güzelleşmişti ki, gelmesini uman küçük ses susmuştu. Tek umrumda olan şey beklemek olmuştu.

Aya bakarak bekliyordum. Ve yıldızlara…
Hayal kurmuyordum artık ona ilişkin. O kadar pamuk ipliğine bağlı, hafifçecik bir huzurla dolmuştum ki, içimdeki huzuru hayal kurarak dahi bozmak istemiyordum.

Karanlığa gözlerimi dikmiş bekliyordum…
Tuvaletim gelmişti. Huzurum dağılmıştı böylelikle. Tuvalete gittikten sonra beklemenin bir anlamı kalmayacaktı. Ben de artık beklemedim, beklemeyecektim…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: