30.03.2018

Her açıdan tertemiz bir arabası vardı. Motorundan sis lambasına kadar her parçasını bizzat, uzun uğraşlar sonrasında yapmıştı.
Tıpkı bir bitki gibi fotosentez yaparak çalışıyordu bu araba. Daha doğrusu fotosentezin sadece karbondioksit alıp oksijen verme bölümünü yapıyordu. Bir bitkinin gece yapacağı gibi yapmıyordu.
Böyle bir şey icat ettiği için kendisiyle gurur duyuyordu. Pek yakında bu arabayı seri üretime geçirmeyi planlıyordu. Çok heyecanlıydı!
Sıfırdan bu duruma gelebilmiş, yeterince varlıklı bir insandı o. Onun için bu arabayı yaparken kimseye ihtiyacı olmamıştı ekonomik olarak. Seri üretime geçerken de olacağını zannetmiyordu.
Yine de halletmesi gereken bir sürü iş çıkacaktı. Her şeyi tek başına halledemezdi ya. Nihayetinde bir toplum içinde yaşıyordu…
Tahmininde yanılmamıştı. Gerçi önüne bu kadar büyük bir şevkle çıkacakları hiç aklına gelmemişti. Bilerek ve isteyerek; belli bir amaç güderek çıkıyorlardı önüne her aşamasında. Oysa onu tanımıyorlardı. Ne kadar inatçı olabileceğini bilmiyorlardı. Bu projeye ne kadar inandığını. Arabaların hareketli ağaçlar olmasının dünya için ne kadar harika bir şey olabileceğini görmüyorlar mıydı bu insanlar? Ya da; o çipil çipil bakan hesaplı gözleriyle, bunun hesaplarına uygun olmadığını gördükleri için mi engel olmaya çalışıyorlardı?


Artık bu soruların hiçbir önemi kalmamıştı. Arabanın da; onun da…

Bir öğretmen, küçücük sıralardaki küçücük çocuklar; bilimden, deney ve gözlemin öneminden, yapılan kullanışlı icatlardan bahsediyordu.
Ah! Bir bilseydi!

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: