31.07.2018

Bir noktaydı. Cümle sonlarındaki nokta, noktalığına ilişkin küçük bir yan anlamdı sadece. O her anlamıyla nokta olduğunu hissediyordu. ‘nokta’ sözcüğünün tüm anlamlarını içerdiğini düşünüyordu. Nokta ideasının ta kendisiydi o.
Çizgileri oluşturan noktaların hepsi oydu. Öyle hissediyordu. Tüm noktalarla bağlantılı olduğunu, hepsinin kendisi olduğunu…
Bir ruhunun olması bile bununla ilgiliydi. Ruh, bir nokta kadar ve noktadan ibaretti. Öyle olmalıydı, o buna inanıyordu.
Zaten onun için bir ahiret günü söz konusu olamazdı. Her şey bir nokta kadar ahirdi çünkü.
Bu inancı boş inanç gibi görünebilirdi ilk bakışta; ama her şeyi oluşturan şey noktalar, yani bir tek nokta olduğuna göre, her şeye aynı mesafede olmasını sağlıyordu. Bu fikir kanını tutuşturuyor, onun her şee olan ilgisini tutuşturmak amacıyla çakılan bir kıvılcım görevini yapıyordu. kıvılcım, o ilk kıvılcım da nokta değil miydi?
İşte her şey o kıvılcıma indirgeniyordu zihninde.
Onun için, ahir zaman, şimdi ve burada kadar yakındı.
Son nefesinde de bir ateşi yakan bir kıvılcım, yani bir nokta olacağını biliyor, buna inanıyordu.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: