01.04.2019

Bir kedinin peşinden koşan bir çocuktum bir zamanlar. Şimdiyse, sadece başımla selam veriyorum onlara. Çok eski bir dostu görmüş gibi hissediyorum her kedi görüşümde. Ne var ki, onlarla muhabbet edemediğimden, nostaljik bir hüzünle doluyorum her defasında. Oysa eskiden konuşurdum onlarla oynarken. Sohbet ederdik… Yediklerinden, avladıklarından bahsederlerdi bana. Türlü türlü eğlenceli hikayeler dinlemişliğim vardı onlardan. Bir […]

31.03.2019

Kırk küsur yaşındayım. Neden “küsur” diyorum? Doğduğum zaman belli değil çünkü. Bu zamanda hem de. Ülkenin ıssız bir yerinde doğunca, çok kardeşin olunca, ailen de yoksul olunca böyle oluyor işte bu zamanda bile. İstanbul’a geldiğimde palyaço olarak iş bulabildim saçma sapan bir yerde. Büyüttüm işi sonra. Eh, yoksul olunca, benim gibi çoğu zaman ailende bile […]

30.03.2019

Hayatını değiştirmek istiyordu. Nasıl olduğu önemli değildi. Bir şekilde değişmesini istiyordu her şeyin. Her şeyin mi? Yıl başıydı ve eline ilk defa liste yapmak için kalem kağıt aldı. Liste yapmak… Her daim saçma bulurdu bu tür şeyleri. Hoş, o farklı bir liste yapacaktı. Herkesin yaptığı gibi, değişmesini istediği şeyleri, hedeflerini ya da değiştirmek istediklerini yazmayacaktı. […]

29.03.2019

Tanrı’yı, Tanrıça’yı, Allah’ı, Yahova’yı, Krişna’yı… Hepsini; ya da herhangi birisini… Yanına çağırmak istiyordu çocuk. On bir yaşındaydı. Ergenliğe girmekteydi. Yeni yeni aramaktaydı hayatın anlamını. Tanrıyla iletişim kurmaktan bahsediyordu tüm dinler. Herbiri ona doğru yükselmekten dem vuruyordu. Onun her yerde olduğunu söyleyen dinler olsa bile, ona doğru gidilmesi şart koşuluyordu. Namaz kılmanın gerekliliği, pazar ayinlerine katılmanın […]

28.03.2019

Çekirdek yemeyi severdi. Kabuklarını yere atmaktan büyük haz duyardı. Tuzsuz, işlem görmemiş, çiğ çekirdekleri, topraklı bir zeminde yemekten hoşlanırdı. Karıncalar ya da kuşlar da faydalansınlar diye. Bazen çekirdek içlerine öylesine atardı. Daha çekirdek kabuklarını açamayan çocuğuna çekirdek biriktiren bir anne misali…