19.02.2018

Davula bir kere vurdu… Tüm kuşlar geldi yanına. Bir kere daha vurdu. Balıklar ve yosunlar da geldi… Bir kere daha… Sürüngenler… Bir daha… Dört ayaklılar… Bir tane daha… Böcekler… Nesli tükenenler… Bakteriler… Mantarlar… Bitkiler… Taşlar… Vurdu, vurdu, vurdu… En nihayetinde, insanları çağıran davulu vurdu… O kadar şeyin bir yere, bir amaca doğru gittiğini göremeyen insanlar, […]

18.02.2018

Mezar kazıyordum. Evet… Bir mezar soyguncusuydum ben. Aslında soyguncusuyum… Kazıyor ve içlerinden çalıyorum… Hala yapmaktayım bunu ve yakalanana kadar yapmaya devam edeceğim. İğrenç bir şey yaptığımı, bunun için beni ihbar etmeyi düşünüyorsunuz değil mi? Ama size bunun için belirleyici bir bilgi vermeyeceğim ki. Size Adımı, cinsiyetimi, yaşımı falan söyleyeceğimi sanıyorsanız… Size mezarlardan ne yürüttüğümü söyleyeceğim… […]

17.02.2018

Bir kasaba uğramıştım. Bir kilo pirzola ve bir tam dil alıp çıktım. Çıktığımda, oturduğum kenar mahallenin çocuklarının sessizce etrafımı sardıklarını fark ettim. O kadar sessizdiler ki, onları fark ettiğimde çoktan etrafımdaki çemberi daraltmaktaydılar. Uzun boyumun avantajıyla bir adım atayım dedim, adeta su gibi akarak engellediler beni. Tuhaftı, hiç böyle yapmazlardı. Cebimden birkaç kuruş çıkartıp attım, […]

16.02.2018

Telefonunu cebinden çıkarıp ekranını açtı. Bir mesaj gelmişti. Kaydetmese de çok iyi bildiği bir numaradan… Sadece ‘…’ vardı mesajda. Üç tane nokta… Başka kimse anlamazdı belki; ama o anlamıştı o üç noktayla denmek isteneni.. Üç noktayla mesajı cevapladı. Parka gidip beklemeye başladı. Yanına bir adam geldi ve bir zarf bıraktı. Zarftaki adrese gidecek ve adresteki […]

15.02.2018

Bizi yatıştıran, gözyaşlarımızı silen ya da en azından ‘ağlama,’ diyen birisi olmasa ağlar mıydık acaba? Hep merak ederim bunu. Çocukluktan başlar bu. Ne kadar yatıştırmaya çalışırsan çocuk o kadar çok ağlar. Sokakta oynarken daha kötüsü gelir başına; ama gıkı çıkmaz mesela. İşte bu aralar hiç ağlayamamamın sebebi de beni teskin edecek birisini bulamamış olmam. Gerçi […]