Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yetmiş Dokuzuncu Bölüm (05.07.2020)

Mert’e taktirle bakmıştı Handan annesini Selim Amca’nın defterinden okurken. Onun aklına getiremediğini anlamış olması ne kadar da harikaydı.
Yine de; kendisinin anlayamaması doğaldı. O kadar şefkatli bir kadının içindeki şefkati büyütebilmek için bir şeyler yapması anlaşılır gibi gelmiyordu annesini tanıdığı kadının dışındaki hâliyle değerlendirememiş olan Handan’a. Belki Mert gibi dışardan bakabilse, defteri farklı bir gözle okuyabilse anlayabilirdi. Ya da Selim Amca gibi yalnızlıktan bu denli korkmadan; kendisini böyle suçlamadan ve utanmadan düşünebilseydi… annesi ona anlatmadan anlayabilirdi.
Bir kiralık katil olsa da; şefkatle büyümediği için değildi bunun sebebi. Annesi onu şefkatle büyütebilmişti. İstediği şeyi yapabilmiş, kendisini şefkatle güçlendirebilmişti.
İşte ayrılıyorlardı. Selim Amca’sını çok az görebileceği zamanlara ilerlemekteydi yavaş yavaş defterin zaman çizgisi.
Kim bilir daha öğrenecekleri neler çıkacaktı sonraki sayfalarda. Selim Amca boşa yazmazdı ne de olsa.
İkisinin birbirini düşünürken içtikleri kokteylleri karıştırarak bir kokteyl hazırlamışlardı. Nasıl olsa bundan böyle ayrılmayacaklardı. Değil mi ki birlikteydiler, kokteylleri bile ayrı olduklarını unutmalı, ezelden beri birmişçesine , aynı şişede durmalıydı. Zaten sadece iki malzeme koymuştu. Birbirlerinden tek farkları birer malzeme olan kokteylleri birleştirmek kolaydı.
Bu arada; işlerini de tamamlamalı, bitki ve hayvanlara bakmalıydı.
Birlikte… Mert’le birlikte yapmalılardı yani. Tek başınayken; bir dizinin tüm sezonlarını gizli gizli izlemiş, sonra da birlikte izlerken ilk defa izliyormuş gibi yapan tiplerden olacak değillerdi ya.
Hem bunu ilk defa yapmayacaklardı. Mert ziyaretlerinde de yardım ederdi Handan’a zaten.
Yani aslında hiçbir şey değişmeyecekti birlikte olmaya karar verdikleri için. Hiçbir şey zorlaşmayacaktı. Sadece daha doğru hissediyor olacaklardı. Daha istikrarlı…

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yetmiş Sekizinci Bölüm (04.07.2020)

‘***
İşte eşyaları hazırlanmıştı. Sabah gideceklerdi. Hepsi bir anda çıkıyorlardı. Bir apartman dairesinde karşılıklı iki ev kiralamışlardı. İnsan da üzgündü. Bazen yanıma geliyor, kendisine masaj yaptırıyordu hâlâ onunla ilgilenen birisinin mevcudiyetini hatırlamak istercesine. Bazen de Yasemin’e yaptırıyordu. Havva Hanım’a… Alper’le Tamer’e… ama en çok da bana…
Akşam, herkes uykuya çekildiğinde, bir kenarda oturmuş düşünürken; Yasemin bana kendi elleriyle yaptığı bozayı getirdi. Biraz da leblebi ve elbette tarçın…
Boza koyuluğunda olacak bir sohbet için…
Bu sohbetimizin her kelimesi, tıpkı boza kadar koyu ve kararlı bir şekilde duruyor hafızamın kıvrımlarında. Neredeyse o kıvrımları şekillendirip; eğip bükercesine.
Konuya bodoslama girmişti Yasemin her zamanki gibi.
‘Çocukluğumuzdan beri, ikimiz de hiç normal değildik biliyorsun. Bizce normaldik; ama onlar, diğerleri öyle demiyordu. Umursamadık ve iyice birbirimize düştük. Senin bir amacın vardı, ben de peşinden gittim. İkna olmuştum çünkü. Hâlâ öyle. Ama artık hayatımdaki diğer şeyleri dengelemem gerekiyor Selim. Bir çocuk yetiştireceğim, bir eşim var. Artık dünyayı karşıma alamam. Dünyanın ortasında da kaybolamam biliyorum; ama…’
‘Hepsini anlıyorum, sana hak da veriyorum; ama neden hemşirelik be kardeşim? O kadar bilgini, eğitimini tecrübeni niye değerlendirmediğini bir türlü anlayamıyorum.’
‘Anlayamazsın tabii. Bu konu, belki anlayamayacağın tek konu.’
‘Anlat o zaman…’
‘Ben çocuk yetiştiriyorum.’
‘EEE?’
‘Her şeyin mantığıyla ilgilenerek büyümüş, kendi çocuğunu bile yaptığı araştırmaya katmaya, bir denek olmasına izin vermeye niyetliydim ben oğlum! Sence bir annenin yapabileceği bir şey mi bu?’
‘…’
‘Hemşire şefkati bilmek zorundadır. Ne olursa olsun, hastanın asla bir doktorun ilgilenmeyeceği kısımlarıyla ilgilenmekle görevlidir o. Somut düşünür; ama soyut olan şefkatin ayakları üzerinde durmazsa o düşünce, bir gün bile çalışmaya devam edemez. Sakinliği, huzuru, iğrenmemeyi, yargılamamayı öğretir şefkat ona. İşte ben de o şefkati büyütmem gerektiğinden bir hemşire olmak istiyorum. Kızıma, daha şimdiden benim hiç gülmediğim kadar gülen Handan’ıma, şefkatimle dengelenmiş bir anne olmak istiyorum.’
Anlamıştım… Sonunda, gerçekten anlamıştım. Anlamamış olduğumdan dolayı utançla Yasemin’in yüzüne baktım.
Anlayamadığınız birisini daha çok sevebilir miydiniz? Ben Yasemin’i hiç bu kadar sevmemiş, onu hiç bu an olduğu kadar özlememiş, adına bu kadar sevinmemiştim.
Değişiyordu… Benim asla yapamayacağım, yapmayacağım kadar değişiyor, büyüyordu.’

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yetmiş Yedinci Bölüm )03.07.2020)

Handan gülümsedi. Ruh hâline göre yemek yeme huyunu annesinden aldığını biliyordu da; buna Selim Amca’nın da ayak uydurduğunu bilmiyordu. İyi bir adamdı Selim Amca. Kontrolcüydü, mükemmeliyetçiydi; ama iyiydi, dürüsttü.
Mert de kendisine ayak uyduruyordu. Ne kadar şanslıydı. Sevdiği adam hem en iyi dostu; hem de sevgilisiydi. Babası harika bir koca ve baba olmasına rağmen bazen onları, ana-kızı, anlamazdı. Belki Selim Amca olsaydı…
Yok yok, ona ihanet etmek istemiyordu; ama bazen anlayış eksikliği… eksiklik gibi gelmişti hayatında.
Aslında bir kiralık katil olması annesinin o kadar da canını sıkmamıştı. Kendisini anlamıştı; ama babasıyla bir ikili oldukları için, hiç düşünmeden, bu can sıkıntısı ve hoşnutsuzluğu ikisine de mal etmişti Handan.
Annesinin bir hemşire olmak istemesinin nedenini de; tıpkı Selim Amca gibi, anlamamıştı, anlayamamıştı.
Bunun için o kötü bir evlat mıydı? Babası onları anlayamadığı için kötü bir baba, yetersiz bir koca mıydı?
Bu sorulara cevap vermeye bile değmezdi değil mi?
Başını kaldırıp Mert’in yüzüne baktı. O da kendisine bakmaktaydı.
‘Bence hayatındaki şefkati geri kazanmak için hemşire olmak istedi Yasemin Teyze. O şefkat içinde yeterince gelişmemiş gibi geliyor olmalı o zamanlar.’
Handan’ın yüreğindeki akort aleti çalmıştı. Ona göre, doğru notaya ayarlamıştı Mert dilini. Zaten çoğu zaman öyle yapardı.
Bu arada gerçekten de güzel şarkı söyler, iyi erhu çalardı. Aslında eline aldığı her enstrumanı çalar, en çok erhuyu severdi. Belki bu becerisi de virüs sayesinde güçlendirilmişti. Ne fark ederdi ki? Handan Mert’in, en değerli ödüllerin, mücevherlerin, enstruman kutuların kaplaması olarak kullanılan fitilsiz, yumuşacık, üzerinde elini ters yöne gezdirdiğinde bile elini okşayan türden, kadifeyi kulaklarında, zihninde hissettiren sesini severdi. Sevmek sözcüğü, çok yetersiz olsa da cuk oturuyordu. Mert’ten ayrı bir şeydi sesi Handan’a göre. Mert’i başka sever, sesini başka severdi.
Bir şeyler çalıp söylemesini istediğinde yaptığı kızılcık şerbetinden doldurdu.
İşte yine yapmıştı. Yine yiyecek ve içeceklerden oluşturdukları o dille konuşmuştu.

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yetmiş Altıncı Bölüm (02.07.2020)

‘***
Kökten bir değişim istiyorlardı. Havva Hanım’la Tamer değil; ama Alper’le Yasemin birçok şeyi değiştirmek istediklerini söylediler. Bunun sebebi neydi? Çok merak etsem de; bir türlü soramamıştım. Bana ‘senden öyle bıktık ki, artık hayatımızı değiştirmek istiyoruz,’ demelerinden, bununla yüzleşmekten korkmuştum.
Yasemin fakülte yönetimiyle konuşarak hemşirelik için gerekli dersleri alıp; hemşirelik diplomasına sahip olmayı düşünüyordu. Artık eskisi kadar sorumluluk almayacaktı demek. Tuhaftı.
Ama Neden! Bunu sormak için dilim, damağım ve dişlerim, ses tellerim, beynim kaşınsa da; buna bir türlü cesaret edemiyordum. Zaten aramızda tuhaf bir soğukluk vardı. Belki evden ayrıldıktan sonra sorabilirdim.
Alper bambaşka bir şey yapacaktı. Tıp ile tamamen ilgisiz bir şey…
Bir kafe açacaktı. Aslında fikir harikaydı. Kafe paravanlarla ayrılacak ve kültürlere göre dekore edilecekti her paravan. O paravana hizmet eden garson da öyle. Alper aynı zamanda gastronomi eğitimi de aldığı için, kendisini o konuda geliştirecek ve o kültürlerin yemeklerini yapacaktı. Belli zamanlarda kültürler de değiştirilecek, ona göre dekorlar, kıyafetler, en önemlisi yiyecek ve içecekler de değiştirilecekti.
Böyle bir hayali olduğunu biliyordum. Bazen anlatırdı bizlere. Bundan bahsederken; gözlerinde hep harika bir ışık olurdu.
Ve artık bir hayal olmayacaktı bu…
Alper’e bir sebep sormama gerek yoktu; onu anlamıştım; ama ya Yasemin?
Kendimi bildim bileli arkadaşım olan insanı anlayamıyordum! Ben ne biçim arkadaştım! Dahası, onunla konuşmaya bile cesaret edemeyecek kadar kendimle yüzleşmekten korkuyordum.
En çok sevdiği şeylerden biri olsa da; nadiren içtiği, menengiç kahvesi yaptım ona. Kendi ellerimle… Meşe odunuyla pişirmiştim hem de…
Sadece onu sevdiğim için. Sadece sessizlikle içmek için. Ona sormayacaktım, arayı kapatacaktım. Yani bunun için çalışacaktım.
Menengiç kahvesini sessizlikle birlikte içmeyi sever Yasemin. Onun için yapmıştım zaten. Bunu bilen tek kişiyim. Her iddiasına varım, Alper bile bilmiyordur.
Ve işte, o küçük, neredeyse kutsal gülümsemeyle ödüllendirilmiştim!’

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yetmiş Beşinci Bölüm (01.07.2020)

Sonunda Mert Handan’ın okuduğu kısma kadar gelmişti. Artık geri kalanı birlikte okuyacak, ne yapacaklarına, çoğunlukla, birlikte karar vereceklerdi. Elçinin birisini öldürme teklifini ise sadece Handan değerlendirebilir ve infazı sadece o uygulayabilirdi. Gerçekten uygulanacak bir infaz varsa tabii.
Bankada elçinin söylediği para olsa dahi, Mert amacının tam olarak ne olduğunu anlayamasa da; defteri bitirdiklerinde o durumun da açığa kavuşturulacağını düşünüyordu Handan gibi.
Ne olursa olsun, birlikteydiler ve infazda dahi onu yapabildiğince desteklemekte kararlıydı. Bu defa her şeyi doğru yapacaktı. Bu defa bir orta yol bulacak ve birlikte olacaklardı. Kaçmak boşunaydı, artık anlamıştı. Ailesinin ve diğerlerinin istekleri için değil, çocukluk arkadaşı ve sevgilisi olan kadından başkasını sevmediğini uzun zaman sonra dahi olsa idrak ettiği içindi. Önce Handan’ın bir alışkanlık olduğunu düşünmüştü. Başka alışkanlıklarla; ya da aşkla değiştirilebilir bir şey olduğunu…
O Handan’a hiç aşık olmadığını zannetmişti. Peki her karşılaşışlarında neden midesi bulanıyordu? Diğer kadınlarla ya da; birkaç defa adamlarla olan en özel anlarında neden aklına o geliyordu? Bir parazit gibi önemli her anına girmesini bir şekilde başarıyordu. Yıllar sonra anlamıştı bakış açısını değiştirmesi gerektiğini. Parazit o değildi. O önemli olandı. O Kıymetli olandı…
Ve anlamıştı. Ondan kaçmak kolaya kaçmak olamayacaktı. Yepyeni, bu kez kendisinin belirleyeceği bir hayat inşa edemeyecekti. Handan’la bir hayatı inşa etmek zorundaydı. Ancak bu şekilde huzurlu olabilecekti çünkü.
Handan zor kadındı. Tuhaf kadındı; ama onun için tek kadındı.
Devamlı kendisini güncellemesi gerekecekti; çünkü o öyle yapıyordu. Belki de; böyle düşünmemeliydi. Handan tembelliği de severdi. Zaafları da hoş karşılardı; ama aralarındaki tatlı rekabet her zaman orada olacaktı. Bunun için koşuşturmasına gerek yoktu; çünkü kendisi de güncellenmeyi severdi. Hiçbir şeyi Handan için yapmasına gerek yoktu aslında. O eskiden öyle düşünmüştü; ne var ki şimdi anlamaya başlıyordu. O kendisine öğretilen şeyi yaşamıştı. ‘Bir kadın için ancak onu elde ederken çabala’ düsturunu istemeden; şu meşhur kardeşlik masallarını çok dinlediğinden kabullenmiş ve ona göre yaşamaya çalışmıştı. Oysa o Handan için çabalamaya gerek kalmamıştı; ama sözde kardeşleri, Handan tipindeki dominant kadınların sorunlu olacağını, önce çabalayarak elde edebileceği tiplerin kendisini ömür boyunca mutlu edebileceğini söylemişlerdi. O da; kabullenivermişti bunu. Diğerleri tecrübeliydi çünkü. O ise bir tek kadınla yaşamıştı ömrü boyunca. Dünkü çocuktu ne de olsa. Yine de; uzun yoldan ilk yola gitse de; bu yolu her taşıyla sevmişti; çünkü Handan da kendi yoluyla ona varmıştı.
Diğerlerinden kolay etkilenen birisi olmamıştı Mert; ama bu durum basit bir etkilenme sözcüğü ile açıklanamazdı. Belki de; diğerlerinin doğasında olan kendisinin doğasında da vardı ve o aslında kendi doğasına uymak için içgüdüsel olarak o fikre yakınlaşmıştı.
Handan da öyle yapmamış mıydı? Doğasına uyup kendisini yalnızlaştırmamış mıydı? ‘Bir kiralık katil ancak yalnızken güçlüdür’ dememiş miydi o da?
Aşk, sevgi; aralarındaki… doğalarını aşıp onları tekrar birbirlerine yaklaştırmıştı.