Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Otuz Yedinci Bölüm 22.05.2020

Hayatında ilk defa bu kadar açık kalan ağzını bir türlü kapatamayan Handan, çığlık sesini ve ardından gelen mesajı bekledi boş yere, belki mantıklı bir açıklama gelir diye… Olduk olmadık zamanlarda mesaj gönderen elçi neden şimdi susuyordu ki? Hem de sorularının cevaplanmasını en çok istediği zamanda…
Havva Hanım, onun bildiği Havva Hanım ise, hayatını en başından sorgulaması gerektiğine inanacaktı. Hoş, bunu çoktan yapmalıydı. Hemşirelik okuduğunu zannettiği annesi doktordu, babası Selim Amca’yı çok iyi tanımaktaydı ve kendisine bu konu hakkında en ufak bir şey söylenmemişti, konusu bile edilmeyen bir virüs hayatının tam ortasındaydı…
Şimdi de; Havva Hanım, yani işte… Havva Teyze meselesi vardı. Havva Teyze eğer Selim Amca’nın söylediği Havva Teyze ise, Handan bu dünyayı yerinden oynatabilirdi gazabıyla. Şu an öyle hissediyor, dokunsan gayzer gibi bilmem kaç kilometre uzağa buhar fışkıracak güç ve kararlılığa sahip olduğunu, adeta biliyordu. Her ne kadar bir insanın doğasına tamamıyla aykırı olsa da…

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Otuz Altıncı Bölüm (21.05.2020)

‘***
Hayatım boyunca yaptığım en zor şeylerden biriydi bu konuda Yasemin’le konuşmak. Ne var ki konuşmak zorundaydım ve konuştum. Yıllarımı bu işin olması için harcadığımı o da biliyordu. Çocuğuna asla bunu yapamayacağımı, başka bir bebeğe ise yapabileceğimi de… Kimseyi kandırmaya gerek yok, o da bunu yapardı. Bilim için çalışmak böyle bir şeydi işte. Bir anne olmak bazen değiştirmiyordu bu durumu. Sadece bencilliğin daha fazla yakıyordu canını o kadar. Bir annenin en yakın arkadaşı olmak da…
İnsan kendisini o kadar iyi kandırıyordu ki, iyi bir şey yapacağın hakkında, amacının iyi olduğu hakkında… Peki madem iyi bir şey yapacaktın, neden arkadaşının çocuğunu bunun için kullanamıyordun? Neden başkasının çocuğunu kullanırken için acımıyordu? Neden bunu yaparken kendinden iğrensen de; hiçbir şey olmamış gibi işine devam etmek istiyordun? Neden bu kadar tutarsız davranırken kendinden birkaç günlüğüne iğrendikten sonra hayatına devam edebiliyor, güzel bir iş yaptığını hâlâ savunabiliyordun?
Neyse, yavaş yavaş anlatayım sana. Yasemin’le konuştum… Ağlama nöbetleri… Kendinden iğrenme hâlleri… Yani benim yaptığım şeylerin hamilelikten dolayı yükselen hormonlarla güçlendirilmiş versiyonlarını hayal edin işte. Sonra o da benim gibi bu çocuklu kadının nereden çıktığını merak etti tabii. Ve alper devreye girdi. Tahminlerim doğrulanmıştı. Alper biricik eşine her şeyi itiraf etmişti. Tabii bana da…
Liseden arkadaş olduğu bir polisin ona iyilik borcu olduğundan bahsetti. Eşinin terk ettiği bir kadının polis tarafından gayrı resmî bir şekilde buraya yönlendirilmesini sağlamak onun için hiç de zor olmamıştı. Şimdi de; kadın kulübede, Yasemin’in kararını beklemekteydi. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Acilen yardım bekleyen bir kadındı işte. Amaç için önemsiz bir insan…
Yasemin ne yapacaktı ki kabul etmekten başka? Çocuğunun tehlikede olduğundan da değildi. Bu amaç için o da emek harcamıştı neticede. Bir bebekten daha iyi virüsle yaşamaya uygun, ona uyum sağlayabilecek kim olabilirdi ki? Yasemin bunu biliyordu.
Kendisinden ne kadar da nefret etse de; kabul edecekti. Hepimizle paylaşacaktı bu sorumluluğu. Yine de; en çok o acı çekecekti. Bunu biliyordum. Onun için gerçekten çok üzülüyordum.
Kadını hep birlikte görmeye gittik. Ona rahat bir oda hazırlayıp; oraya götürdük. Minnettar ve mutluydu. Birkaç gün sonra doğuracaktı. Onu doyurmalıydık. Yani aslında umrumuzda olan bebekti. Bebeğin virüse uyum sağlayabilmesi için her şey yolunda olmalıydı. Kadına tıpkı bir çiçek gibi davranıyorduk. Hayatında görmediği bir muameleydi; ama şüphelenmek aklına bile gelmiyordu. İçgüdüleri körelmişti belki de. Ya da artık umrunda bile değildi.
İleride onunla çok iyi anlaşacağımızı; ama asla gerçeği ona itiraf edemediğimiz için hep karşısında boynumuzun kıldan ince olduğunu hissedeceğimizi, hep suçluluk duyduğumuz tuhaf bir ilişkimizin olacağını bilemezdik.
Ah Havva Hanım ah! Eğer koşulların uygun olsaydı canavar bir kadın olacaktın sen. Oysa şimdi sadece bir…’

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Otuz Beşinci Bölüm (20.05.2020)

Eğer öyleyse, o virüs taşımıyor muydu yani? Hayal kırıklığını gizleyecek değildi Handan. En azından kendisinden… Yani, acaba elçi…
Tam bu önemli soruyu zihninde sormak üzereyken; o tüyler ürpertici çığlıkla karşılaştı kulakları. Yine… Oysa programın dosyaları arasından bu çığlık sesinin bulunabileceği bir ses dosyasını bile aramış; ama bulamamıştı. O denli rahatsız ediyordu işte bu ses onu.
İşte sesin ardından gelen, bu kez bir kız çocuğunun bebeğinin kıyafetlerinin rengi olabilecek pembe, küçük parlak kalplerle çevrili harflerle yazılan mesaj da belirmişti.
‘Handan… Ah Handan… Biliyorum, benim o çocuk olduğuma emin gibisin? Yoksa henüz bu fikir zihninde belirmedi mi? O kadar da değil canım! O kadar aptal olamazsın değil mi?
Biraz daha düşün… Ya da boş ver, düşünme… Ne gerek var. Sen en iyisi biraz daha oku. Haa… Ondan önce köpeciklerini ya da ne bileyim, cikciklerini falan besle… Ya da bitkiciklerini. Yok yok, sen en iyisi kendini besle de kafan çalışsın.’
Bu adama kızmayacaktı. Ne yaparsa yapsın, ne yazarsa yazsın. Neden kızsındı ki? Hem pembiş kalpler de çok tatlıydı. Mizah anlayışını sevmeye bile başlamıştı. Gerçekten de cikciklerini, köpeciklerini ve bitkiciklerini kontrol edebilirdi. Elçi kurtçuklarından bahsetmeyi unutmuştu. Onları da kontrol edecekti. Etti de… Asayiş berkemaldi.
Şimdi de kazınan mideciğini doyursa iyi ederdi. Sağ olsun elçi onu düşünüyordu işte.
Acaba gerçekten o çocuk muydu elçi? Sanki değildi; ama onu yanıltmak, kendine olan güvenini sınamak istiyor da olabilirdi. Yani sezgileri o çocuğun elçi olmadığını söylüyordu; ama…
Elçinin de dediği gibi, okumaya devam etse daha iyi ederdi.
Tam o sırada iş almak için kullandığı özel telefonu çaldı.
Açsa mıydı acaba? İş falan kabul edecek durumda değildi; ama kendisine göre uzun bir süredir çalışmıyordu. Piyasadan çekildiğini ya da yakalandığını düşündürecek kadar…
Hem içindeki gerilimden kurtulmak için öldürmek iyi bir çözüm olabilirdi. Ne var ki eğer iş alırsa çok büyük ihtimalle elçinin çığlıkları insana rahat vermezdi. Onun için, önce kuzu kuzu karnını doyuracak; sonra yine kuzu kuzu defteri okumaya devam edecekti. İçindeki kurdun zamanı henüz gelmemişti.
Bu kez kendisine zeytinyağlı enginar ve deniz börülcesi salatasından oluşan bir öğün hazırladı. Enginarı yapraklarından ayırırken epey eğlenirdi. Elbette bunu yaparken yaprak diplerini yemeyi asla ihmal etmezdi. Deniz börülcesini ayıklamak da aynı derecede eğlendirirdi onu. Sanki vücutları yok ederken kaynattığı etlerden kemikleri ayırır gibi hissederdi her defasında.
Eh, ne de olsa içindeki kurdu bir şekilde teselli edip yatıştırması gerekiyordu. Bereket, içindeki sakin ve oyuncu bir kurttu.

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Otuz Dördüncü Bölüm (19.05.2020)

‘***
Galiba üç hafta geçti. Pek bir şey yoktu yazacak… Biraz canım sıkkındı bu aralar. Neden böyle olduğunu bilmiyorum desem yalan söylemiş olurum. Geçen yazdığım şeyi düşünmekten bir türlü kendimi alamadığımdan böyle delirdiğimi en azından buraya yazabilirim herhalde.
Bugün beni delirten başka bir şey oldu. Yoksul bir genç kadını görmüş Alper arazimizin sınırlarında. Kadın sancı çekmekteymiş, hamileymiş. İnanabiliyor musunuz! Hamile bir kadın benim arazimin sınırlarına, kendi ayaklarıyla geldi. Bu nasıl bir tesadüf olabilir, bir türlü anlamıyorum. Beni sınamak mı istiyor tanrı?
Bu arada, hazır yeri gelmişken; bir bilinemezci olduğumu söylemeliyim. Yani yaklaşık olarak işte. Tanrının varlığı ya da yokluğu beni ilgilendirmiyor kısacası. Benimle resmen iletişim kurmadığı sürece ilgilendirmeyecek de. Değiştiremediğim ya da etkileyemediğim bir şeyle ilgilensem ne olacak ki?
Ya bunu Yasemin ya da; daha büyük bir ihtimalle Alper ayarladıysa? Nasıl yapabilir ki? Yoksul bir kadını bulup… Evet evet! Kesinlikle böyle oldu. Ne de olsa beni tanıyorlar. Ne kadar iğrenç olabileceğimi biliyorlardır. Yani tahmin edebiliyorlardır. Yasemin’le iyi iki dost olduğumuzdan o bana uzaktan bakamıyor olabilir tabii ki; ama eşini ve yavrusunu koruma güdüsüyle hareket eden bir erkek, düşmanını tanıyorsa, böyle bir şeyi hesaba katmak zorunda. Daha kötüsü beni bir düşman olarak görmek istemese bile onun düşmanı olmamam için önlem alması gerekir. Onun için de…
Yani bu yoksul kadını bulmuş gibi davranıp buraya getirerek hem bize yani deneyimize; hem de yine bize, yani dostluğumuza ve çocuğuna hizmet ediyor aslında. Bana o kadından söz ederken sesindeki ve hareketlerindeki yapmacık telaştan anlamalıydım.
Eh, ben olsaydım aynısını yapardım kuşkusuz. Tevekkeli değil Alper’i seçmiş Yasemin. Harika bir adam! Tüm içsel sorunlarımı çözdü diyebilirim. Bir insanı denek olarak kullanmak dışında…
Anneyi tehlikeye atmayı düşünmüyorum. Çocuk doğar doğmaz enjekte etmek daha iyi olur. Gerçi bunu henüz kimseyle konuşmuş değilim. Yasemin çok hassas bir döneminde olduğu için tereddüt ediyorum onunla konuşmaya. Alper’le zaten konuşmadan anlaşmışız. Yine de gözümü karartıp Yasemin’le konuşmam gerek. Böyle bir şeyi onun onayını almadan yaparsam beni asla affetmez, biliyorum. Kadını bir kulübeye yerleştirdik Alper’le. Henüz Yasemin bilmiyor. Zaten iki saat falan oldu geleli. Şimdi gidip onunla konuşacağım. Ne yalan söyleyeyim, çok endişeliyim. Alper’in beni desteklemesi gerek. Umarım gerçekten de bir tesadüf değildir. Onunla konuşmadık. Konuşmaya cesaretim yok gerçi. Nasıl cesaretim olsun? ona: ‘alper ya, sizin çocuğu deneyde kullanmamdan korktuğundan mı getirdin bu kadını?’ dememi beklemiyorsunuz değil mi? Mecburen gözümü karartıp gireceğim konuya. Umarım bir şeyleri kırıp dökmeden halledebilirim bu işi. Kim bilir kadıncağız ne kadar zor durumdadır! Çocuk ya dayanamayıp ölürse! Yanlış yoldayım ben yanlış! Ama başladık bir kere! İnsanlık için devam etmemiz gerekiyor. Ya Yasemin kabul etmezse? İnsanlık için arkadaşımdan mı vazgeçeceğim? Yok yok, bir orta yol bulunur elbet. Mutlaka bulunur…’

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Otuz Üçüncü Bölüm (18.05.2020)

Adeta oturduğu yere çivilenmiş gibi hissediyordu Handan. Bir milim kıpırdasa onu midesinden şişleyen şey daha derinliklere gidip içini dağlayacak, daha fazla organına zarar verip vücudunda geri dönülmez yaralar açacaktı sanki. Selim Amca ona böyle bir şey yapmamıştı değil mi! Yapamazdı! Sadece aklından bir an geçirip kendisinden iğrenmekle kalmıştı. Ya anne ve babası? Acaba onun için mi Selim Amca’dan bahsetmek istemiyorlardı? Çıkarları mı çatışmıştı? Öyle olsa ondan sevgiyle bahseder miydi annesi? Yılların arkadaşlığı… İnsan kimi sevip kimi sevemeyeceğine karar veremeyebiliyordu bazen. Kendisinin Mert’e olan sevgisi verdiği karara mı bağlıydı? Ona kalsa…
Okumaya devam etmek kadar basit değildi her şey. Handan nedenini bilmediği bir korkuyla sınanmaktaydı şu an. Gerçeği bilmekten korkuyordu. Asla yaşamadığı bir şeydi bu. Gerçeğe aşık bir kadının gerçekten korkması… Ama bereket versin ki, içindeki o çok sevdiği soğukkanlı Handan ipleri ele alıp; gözlerine okumaya devam etmesini, zihnine de rahat durmasını, okuduklarını değerlendirmekten başka bir şey yapmamasını emretti hemen.