Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Otuzuncu Bölüm (15.05.2020)

‘***
Galiba içime doğmuş. Yasemin bana bu yazıyı yazdığım günün ertesi günü hamile olduğunu söyledi. İnşallah bir kızdır. Eğer kız olursa isim de belli. Çocukluğumuzdan beri hep söyler bunu zaten. Handan… Yani gülen, güleç… anlamına geliyormuş Handan. Yasemin pek öyle gülen birisi değildir. Bunun için insanlar hep asık suratlı olduğunu söyler. Oysa asık suratlı da değildir ki o. Yasemin Yasemin’dir işte. Ne var ki, kimse bunu anlamazdı o zamanlar. Hep böyle asık suratlı kalmaya devam ederse evde kalacağını söylerlerdi. O da bana kızının kendisiyle aynı kaderle karşılaşmasını istemediğinden ona Güleç anlamını ihtiva eden bir isim koyacağını söyledi. Hatta Handan ismini bulduğu anı bile hatırlarım.
Toparlak, yaşlı bir kadına, yer vermişti parkın bir bankında otururken. Ben kadını görmemiştim. O da kalkıp kadını oturtmuştu yerine. Sonra kadın bizi lafa tutmuştu. Tombiş yüzlü, güleç bir kadındı. Yasemin de ona ne kadar güleryüzlü olduğunu söyleyivermişti. O da adının anlamının güleç olduğunu…
İşte o an Yasemin’in hedefi belirlenmişti. Her an Handan dünyaya geldiğinde onu nasıl eğiteceğinden, ona neler vereceğinden bahseder olmuştu benim fazlasıyla hevesli, azıcık deli arkadaşım.
Hatta İnsan’ı eğitirken;
‘İnsan ve Handan iyi arkadaş olurlar ha,’ bile demişti bir gün. Ha… Bir defasında İnsan’a Handan’a ağabeylik yapacağından bile bahsettiğine şahit olmuştum. Uzun uzun anlatıyordu yapacaklarını. İnsan da pür dikkat dinliyordu onu, ne yapsın…
Ya erkek olursa! Hiçbir planı yok bunun için Yasemin’in.
İnşallah! İnşallah kız olur çocuk!
Hem… Alper de kız istiyor. Hatta İnsan bile kız çocuğu fikrine alıştırmış kendisini.’

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Dokuzuncu Bölüm (14.05.2020)

Handan gülümsedi. Ekranda defter olsa da; onun gözleri önündeki ekranda babası duruyordu. Onunla oynadığı oyunlar. Onu ipucundan ipucuya koşarken seyreden babasının gözlerindeki o muzip ve gurur duyan kıvılcımlar… Ona çocukluğunu ve gençliğinin bir kısmını anlatışı… Hayvanlara olan sevgisi, onları koruma üslubu… Birlikte belgesel izlerken daha çok onu dinlerdi Handan. Babası nereden bilirdi hayvanlarla ilgili bu kadar çok şeyi, hep merak etmişti. Mesela çocukken ona bir sürü hayvan sesini birleştirdiği elektronik bir oyuncak yapmıştı kendi elleriyle. Entegrelerine teker teker kaydetmişti sesleri bir yerlerden bularak. Öyle kedi köpek sesi değildi oyuncaktakiler. Kokarca, porsuk, zebra, akbaba, geyik, zürafa, deve… sesleriydi. Duyulmadık sesler…
Bir de babasıyla oturup ahşaptan küçük oyuncaklar yaparlardı. Sonra çoğunu yetimhanelerdeki çocuklara hediye ederlerdi. Annesi sobaya atılacak odunları onların ellerinden kurtarmak için neler yapmazdı ki!
Mekaniğe de meraklıydı babası. Diğer müzik kutulardan farklı bir ses çıkaran müzik kutusu yapmak istemiş, yapamayınca da şeritli bir tane almışlardı. Gerçi şeritli müzik kutusunu ona Handan hediye etmişti. Notaları kendi elleriyle deldiği şeritlere onun en çok sevdiği melodileri işlemişti. Mekanikte pek başarılı olamasa da; yaptığı mekanik oyuncakları hediye ettiği çocuklar çok beğenmişti. Handan da…
Kilere gitti ve babasının yaptığı oyuncağı çıkardı. Yarasa sesine bastı. Yarasası gelivermişti hemen. Güldü Handan. Uzun zaman sonra duyduğu kendi kahkahasının sesi, yine kendisini gülümsetmişti.

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Sekizinci Bölüm (13.05.2020)

‘***
İnsan yavaş yavaş gelişiyor. Aslında çok da yavaş değil. Sandığımızdan fersah fersah ileride olduğunu söyleyebilirim. Öyle ki, boyumuzu aşacağından korkuyorum. Gerçi duygusal olarak da ileri bir durumda olduğundan insanlığın sonunu getirecek değil benim çocuğum. O yönüyle baktığımda korkulacak bir şey yok; ama boynuz kulağı geçer demişler. Bizimki de bizleri geçeceğe benzer. Şu aşamada virüsü diğer insanlara aşılama gibi bir niyetimiz kesinlikle yok. İnsan ne yapacak, nasıl gelişecek onu gördükten sonra çalışmalarımıza devam edeceğiz. Şimdilik işimiz gücümüz eğitim alanındaki tüm bilimsel literatürü tarayıp haklarında fikir alışverişi yapmak. Kolay bir şey değil çocuk yetiştirmek.
Yasemin ve Alper’e de pratik oluyor. Onlar da çocuk istiyor tabii. Yasemin’ciğim hep bir kız çocuğu isterdi. Alper de tam bir kız babası olacak tipte bir insan. Şefkatli, durağan; ama kararlı. Bir kız çocuğunun duygusallığını anlayabilecek, onu sınırlamaya çalışmayacak bir insan.’

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Yedinci Bölüm (12.05.2020)

Selim Amca’sının farklılığından devşirdiği yalnızlığı okuyunca tuhaf hissetmişti Handan. Devşirilmiş değildi aslında bu yalnızlık. Daha doğrusu farklılığını mazur gösterme tepkisi yüzünden kendi etrafını kazarak oluşturduğu hendeğin boşluğuydu. Bu da yalnızlığı getiriyordu tabii. Yarasa, içindeki boşluğu hissetmişçesine gelip omzuyla boynu arasına tüneyiverdi. Genelde böyle davranmazdı; ama severlerdi birbirlerini. Sevgi öyle zor bir iş değildi ki anlaşılması güç olsun, basitçe severlerdi işte.
Handan’ın tüm ilişkileri de böyle olmuştu zaten. Anne-babasını severdi; çünkü zaten onlar onun ailesiydi. Selim Amca’yı sevmişti; çünkü annesiyle arkadaşlardı. İnternette oluşturdukları gruptakileri severdi; çünkü onlarla takas usûlü bir iletişim kurmaktaydı. Ayrıca onun toplumla olan tek bağıydılar…
Rastladığı çekici bulduğu erkekleri sevmişti; çünkü… çekiciydiler. Ayrıca onun çekici bulduğu erkekler tıpkı onun istediği gibi tek seferlik ilişkilere ihtiyaç duyan tiplerdi. Bu durum da; kimliğini gizli tutmasını kolaylaştırıyordu; ama ya tek gecelik ilişkilerden hoşlanmıyorsa ve bunu mecburiyetten yapıyorsa?
Evet, gayet güzel bir olasılık olsa da; işi gücü vardı onun. Keşke o da Selim Amca gibi aseksüel olsaydı.
Gerçi…
Komşularının oğlu Mert, namı diğer Gezgin Mert yüreğinde bir iz bırakabilmişti. Küçük bir çentik…
Hem onun bir kiralık katil olduğunu da biliyordu ve bu durumla ilgili bir sorunu yoktu. Onun tek sorunu, durduğu yerde duramıyor olmasıydı. Onun için de devamlı geziyordu adam. Bazen geliyordu evine. Konuşuyorlardı… Böyle kana kana! Sonra sevişiyorlardı… Sonra da ya Handan’ın bir işi çıkıyor; ya da Mert’in içine bir kurt düşüyordu. Sonuç olarak ayrılıyorlardı işte. Kaç kere Handan evde olmadığı zaman Mert gelip; Handan’ı bulamadığı için geri dönmüştü. Kaç kere Handan’ın ona ihtiyacı olduğu zaman Mert’in ruhu bile duymamıştı.
İletişim kuracakları hiçbir şey yoktu. Handan daha dezavantajlı bir durumdaydı aslında; ama bu böyleydi işte ve bunu değiştirmeye ikisinin de cesareti yoktu.
Mert’i aklından geçirdiği her an içmek için hazır tuttuğu Mert Kokteylini özel şişesinden içti. Onun da Handan Kokteyli vardı. Şişeler aynıydı. İkisi de hemen hemen aynı şeylerin karışımlarından oluşuyordu. Bir şey hariç… Birbirlerini temsil eden, diğerlerinden farklı bir tek malzeme…
Şişeyi yerine koydu, düşüncesini ciğerlerine doldurduğu soluğa havale edip onunla birlikte azat edercesine derin bir iç geçirdi ve defteri okumaya devam etti.

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Altıncı Bölüm (11.05.2020)

‘***
Biliyor musunuz sevgili dostlarım, sadece biz İnsan’a öğretmiyoruz. Bazen o da bize bir şeyler öğretiyor. Hem de sadece basit sorularıyla…
Artık bulmacalara da harika cevaplar buluyor. Hem de bazen Alperin zulasındaki yanıtlardan çok daha isabetli oluyor söyledikleri. Öyle şeyler söylüyor ki, bazen benim felsefi sorularım ve bulmacalarımın ona çerez gibi geldiğinden şüpheleniyorum. Bazen bir komedi dizisi izliyorlar Yasemin’le. Deliler gibi gülüyorlar. Birbirlerinin bacaklarına vura vura. Kelimenin tam anlamıyla aileden oldu bu çocuk. Neredeyse alıp pikniğe, sinemaya falan gideceğiz. Tabii sesi ve görüntüsü… Özellikle o boğuk sesi… insanlık dışı… Tuhaf… tiz ve boğuk bir ses hayal edin ve harfler bazen…
İşte insanlık dışı bir varlıkla yaşadığımızı bazen unutur gibi olsak da sesi ve görüntüsü o kadar tuhaf ki, unutmamıza izin vermiyor sanki. Aslında unutmak ya da unutmamak değil mesele. Mesele şaşırmak… Evet, İnsan’ı yadırgadığımızdan ya da kabullenemediğimizden değil, öyle olsaydı nasıl bu kadar sevebilirdik onu? Yasemin nasıl komedi izlerken temas edebilirdi mesela? Alper’le nasıl deliler gibi güreşebilirlerdi? Benimle nasıl uyuyabilirdi geceleri.
Evet, komik olsa da; onunla uyur oldum geceleri. Kendisi geliyor yanıma. Bir sıcaklık istiyor, sevgi… Rahat ediyoruz yan yana uyuduğumuzda. Temasa alışık olmayan birisi için, ihtiyacım olan dost, ya da ne bileyim, bir babanın göstereceği şefkatle yaklaşacağı bir çocuğun teması. Belki ihtiyaç duyulmaya ihtiyacım vardır, bilmiyorum ki.
Doktora gitmiştim bir gün bunun için. Temas istememek ve işte… cinselliğe ihtiyaç duymamak sorun olarak algılanıyor ya, onun için. Doktor hiçbir şeyimin olmadığını söylemişti. Sonra zaten kendi araştırmalarımı kendim yaptım ve aslında aseksüel bir birey olduğumu keşfettim. Cinsellikle ilgili bir sorunum yok; ama cinselliğe en ufak bir ilgim yok. Tabii bu, benim iyi bir baba olma isteğimi engelleniyor. Yani İnsan benim için bir şans!
Bu aseksüel olma durumumu insanlar anlamıyor. Hormınal bir sorun zannediyorlar; ama durum öyle değil. Her neyse. Bereket o kadar yakışıklı bir adam değilim de aşırı ilgi gösteren olmuyor.
Yasemin’in dostça bir şekilde dediğine göre tam bir aptalmışım bu konuda. ‘Üzerinde olan ilgiyi fark etme özürlü’ demişti galiba bir defasında. Başka bir zaman da ‘erkeklerin yüz karası’ da demişti.
Ne yapayım, benim o taraklarda bezim yok işte. Buna rağmen bir oğlum var artık…
Şükürler olsun.’