Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Beşinci Bölüm (10.05.2020)

Bilgisayarını açar açmaz o rahatsız edici çığlık sesi duyulmaya başlamıştı. Oysa işletim sistemi bile yeni hazırlanmıştı. Ekranda sadece ‘ZAMAN YOK!!!’ yazılıydı. Üç ünlem ha… Bir ilkokul çocuğunun yapacağı hareketlerdi bunlar. Ya da aslında aşık falan olmayan, aşık olduğunu hissetmek için, bir şeylerden kaçmak için aşka sığınmış kaç yaşında olursa olsun ergen ruhlu bir insanın…
Bu kadar akıllı olan elçi neden böyle davranıyordu acaba?
‘Yalnızlıktan…’ diye düşündü Handan sonunda. Bu fikrinin isabetli olduğunu iliklerine kadar hissetmişti. Adamın canı sıkılıyordu. Anlaşılmamanın getirdiği yalnızlık sonunda tak etmiş, bir şekilde Handan’ı bulmuştu. Elbette kendisiyle elçinin bir şekilde ilişkili olduğunu biliyordu. Selim Amca vardı ortada; ama çok büyük ihtimalle elçi yalnız hissetmese onunla iletişime geçmezdi. Daha önce onunla konuşmayı düşünseydi niye bu kadar bekleyecekti ki? Gerçi bu konuda o kadar emin değildi. Belki yapması gereken şeyler olduğundan bu kadar beklemişti. Belki de bir şeyler yeterince olgunlaşmamıştı; ama bildiği tek şey, elçinin şu an son derece yalnız hissettiği idi. Yani o çığlık sesleri aslında elçinin yalnızlık haykırışlarıydı. Gerçekten de; bir an önce defteri okumalı ve elçiyi, hatta kim bilir, kendisini de bu yalnızlıktan kurtarmalıydı.

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Dördüncü Bölüm (09.05.2020)

Defteri okumaya devam etmek istese de; sera ve bahçesindeki bitkileri kontrol etmesi gerekiyordu. Otomatik sulama sistemi vardı; ama gün aşırı kontrol ederse kendisini daha iyi hissediyordu. Zaten şu ana kadar bunu yaptığı için bir sorun olmamıştı bitkilerinde. Ayrıca onlarla ilgilenmek onu psikolojik açıdan da rahatlatıyordu. Hepsini teker teker kontrol etmek, gerektiğinde topraklarını havalandırmak, onları coşturan küçük takviyeler hazırlamak, fazladan çıkan ot ve yaprakları budamak…
Onları koklamak, bazılarının kokularıyla rahatlamak, bazılarından rahatsız olmak; herbirinin kendisine özgü yapraklarına dokunmak, bazılarının dikenlerinin onu hafifçe uyarması…
Özellikle de zehirli bitkileriyle konuşmayı severdi Handan. Onlara etkilerini teker teker anlatırdı. Hepsini seyrelterek; kontrollü bir şekilde denemişti. Sadece ölümcül etkilerinden değil, yararlarından da bahsederdi. Zehirli-zehirsiz tüm bitkileri onun için birer fertti; dolayısıyla onlara öyle davranmayı tercih ederdi. Haklarında not bile almazdı. Çıkan her sürgünü bilirdi. Yapraklarının şeklinden ve sayısından, aynı cins iki bitkiyi dahi ayırt ederdi.
Uzun yıllardır koku moleküllerinin insan psikolojisine etkileri üzerinde çalışmakta olduğundan laboratuvarında başka yerden aldığı esans ve yağları da vardı. Şu an elinde az bitki bulunduğundan, sadece küçük bir bahçe ve serayla, en azından şimdilik esans ya da yağ üretemezdiniz, bu bitkilerin kokularını yoğunlaştırma çalışmaları yaptığı ayrı küçük bir sera da inşa etmişti. Bu sera da diğer seranın hemen bitişiğindeydi. Aslını sorarsanız bu durum Handan için tamamen lükstü. Araştırması için her yerden koku molekülü bulabilirdi. Oysa onun her zaman sevdiği bir şeydi kokularla uğraşmak. Sevdiği bir şey demek ziyadesiyle hafife almaktı durumu. Öyle ki, Handan’ın yakalanmaya ramak kaldığı tek vaka, kullandığı bir koku yüzündendi. Bu durumu hesaba katsa da; kullanmaya devam ettiği bir koku… Bir kadın olduğundan güzel kokulara zaafı olmasının gayet normal olduğunu düşünebilirsiniz. Öyleydi çünkü. Handan bir kadındı ve üzerinde bazı kokuların bulunmasını, kokularla uğraşmayı severdi. Bu durumu da; olumlu ve olumsuz yanlarıyla kabullenmeye hazırdı. Tabii öldürdüğü zamanlar koku kullanmamayı da kabullenmek zorunda kalmıştı. En azından kılık değiştirmediği sürece… Elbette kılık değiştirmekte kokuların çok önemli bir yeri vardı ve Handan’ın en sevdiği şeylerdendi kullanacağı kokuyu belirlemek.
Çoğunlukla makyaj yapmayı sevmez, çok çok ince bir zardan yaptığı bir maske üzerine uygulardı makyajı. Öyle ki, yakın temasta bulunan bir adam dahi fark etmemişti yüzünde bir maskenin bulunduğunu. İşte bu zar da çok nazik bir bitkiden imal ediliyordu ve bu bitkinin mutlaka kontrol edilmesi gerekiyordu.
Bitkilerini kontrolden geçirdi, eksiklerini tamamladı, onları fazlalıklarından arındırdı, onlarla teker teker konuştu ve kütüphaneye geri döndü.

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Üçüncü Bölüm 08.05.2020

Alâmetleri dikkate alırdı Handan. Onları alâmet olarak kabul eden zihninin birer uyarısı olarak düşünmeyi tercih ederdi. Onu uyarmak isteyen zihninin birer bahanesiydi herbiri.
Tamamen rahatladığı, harikulade bir uykudan sonra artık sevgili Selim Amca’sının günlüğünü okumaya da; son derece sinirlerini bozan elçinin tuhaflıklarına katlanmaya da hazırdı. Üzerini giyindi, mükellef bir kahvaltı hazırlayıp onu afiyetle yedi ve ufak tefek işlerini hallettikten sonra kütüphaneye, bilgisayarının başına yollandı.

‘***
İnsan kesinlikle çok talepkâr. Böyle olması bana gurur veriyor. Alper ile Yasemin’le de iyi anlaşıyor. Herbirimizle farklı bir iletişimi var. Hepimizin ilgi alanını, meraklarımızı… bir elektrikli süpürge gibi çekiyor. Yasemin’den diksiyon dersleri alıyor. Çocukluğumuzdan beri tekerleme söylemeye meraklı olan dostum için oldukça eğlenceli oluyor bu. Alper de o muhteşem zekâ sorularını soruyor ona. O kadar geniş bir arşivi var ki! Bir o kadar da kendi uydurdukları mevcut ve hepsi de; düşünülerek ve akıl yürütülerek çözülmesi gereken sorular bunlar. . Birkaç cümleden yola çıkıp; sorulacak uygun sorularla öyküyü tahmin etmeyi sağlayan oyunlardan küçük ama zorlu bilmecelere kadar çok çeşitli sorular var içlerinde ve insan’ın zekâsını son derece geliştirecek, onun düşünmesini sağlayacak oyunlar hepsi.’
Handan gülümsedi. Babası ona az mı sormuştu bu sorulardan? Sahi babası neden Selim Amca’yı tanıdığından hiç bahsetmemişti. Böylesine bariz bir soru daha yeni aklına gelmişti. O kadar çok açıklanması gereken şey vardı ki kafasında…
‘Benden de düşünmeyi öğreniyor. Düşünme egzersizleri veriyorum ona. Düşünmenin tarihinden bahsediyor, tıpkı Alper’in yaptığı gibi küçük egzersizler yaptırıyorum. Benim yaptırdığım egzersizler daha çok felsefi düşünmesini geliştirecek şeyler oluyor; ama Alper’le birbirimizi tamamlayan bir eğitim sürdürdüğümüz doğru.
Yasemin tekerleme oyunuyla kalmıyor tabii. Ona sosyal ilişkilerden bahsediyor. Sözgelimi kitaplarda okuduğu olayları analiz etmesini sağlıyor. Onunla evcilik bile oynadığına rastladım. Aslında ona öğretiyor… İnsan yaşayışlarını, iletişimi… Yaptığı her şeyin bir amacı var…’

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi İkinci Bölüm (07.05.2020)

Gece olmadığı için yarasa kafesteydi. Köpekleriyle oynayıp epeyce yorulduktan sonra bilgisayarının yanına gitti. Çığlık sesi mütemadiyen oynatılmaktaydı. Ekranda da kocaman harflerle ‘OKUMAYA DEVAM ET!’ yazılıydı. Harfler de çığlık atan insanın yapacağı gibi devamlı kıvranıyordu ekranda. Sanki kanıyorlardı. ‘İşte… Gereksiz, kan dondurucu bir tür dram,’ diye geçirdi Handan içinden. Çığlık sesi yüzünden akvaryumdaki balıklar bile rahatsız olmuşlardı.
Handan bu kez gerçekten kızmıştı. Kendisine bu denli doğrudan yapılan saygısızlıktan sonra güdülen bir koyun gibi defteri okumaya devam etmesi söz konusu bile olamazdı. Zaten bilgisayarını kapatmak için gitmişti oraya. Dinlenmesi gerekiyordu çünkü. Biraz uyuyacak, gece kalkıp laboratuvardaki yarım bıraktığı bir işini tamamlayacak, ancak ondan sonra defteri okumaya devam edecekti. Kanaryalarının yanında çalışmayı, onların seslerindeki şifayı zahmetsizce bulmayı özlemişti. Bir rutin olmasa da; onu rahatlatan eylemleri gerçekleştirmesi gerekiyordu. Bu onun için bir tür ibadetti. Türlü yemekler yapıp köpekleriyle oynamak, yarasasıyla ilgilenmek gibi…
Laboratuvarında yarım bıraktığı iş, plastik yiyen kurtçukların plastik yeme hızlarını arttıracak yöntem arayış denemelerinden birisiydi. Öldürmek için plastik silahlar üretip; onları sevgili kurtçuklarının afiyetle yemesini sağlamaktan kolay, kanıtları yok edebilecek pek az radikal çözüm vardı öyle değil mi…
Bilgisayarı, birkaç tuşa basarak kapatıp; balıklarını ve kulaklarını rahata erdirdikten sonra canım yatağına doğru yollandı. En yumuşak pijamalarını giydi ve kendisini yatağa atıverdi. Odasında başarıyla büyütüp tavana kadar uzattığı yasemin sarmaşığından bir çiçekçik, beş küçük kanadıyla, başına pike yaparak yavaşça indi. İnerken havalanmasıyla o yoğun kokusunu burnuna ulaştırmıştı bile; ama çiçeğin tam başına konması, doğru ve uygun bir şey yaptığına inandıran bir alâmetti Handan için.

Kategoriler
Kiralık Katil

Kiralık Katil _ Yirmi Birinci Bölüm (06.05.2020)


Yeni bir güne uyandığımda yapacak tek şeyimin İnsan’ın gelişimini izlemek olduğuna karar vermiştim. Kendi odamın yakınında bir yere yerleştirdim onu. Aslında tam da ölen İnsan’ın yerine. Ne de çabuk yeri doluvermişti zavallının yeri. Hem de daha iyisiyle. İçim burulmuştu; ama yapmak istediğim şeye odaklanmaktan başka yapacak bir şey yoktu. Şakası yoktu bu işin. Bu insanlaşan şempanzeyi çok iyi yetiştirmem gerekiyordu. Bu benim sorumluluğumdu. Sınırlarını bilmediğim için işim çok zor olacaktı. Şimdiden konuşmaya başlamıştı bile hayvan. Resmen insanlaşmıştı. Dediğimi yapabilmiştim sonunda. O kadar uğraş boşa gitmemişti. Gerçi maymunun sesi çok fazla boğuk ve zor anlaşılabilirdi; ama nasıl hemencecik bu kadar zor cümle yapılarını kullanarak konuşabildiğine hayret etmiştim. Hatta dürüst olmam gerekirse, bu kadar iyi konuştuğunu duyduğum an, sınırlarının ne olacağından korkmuştum. Aslında hâlâ korkuyorum. Onu gözlemlemeli ve müdahale etmem gereken yerlerde müdahale etmeliyim. Bu, dünyaya karşı olan sorumluluğumun gereğini yerine getirmekten başka bir şey olmayacak.’

Handan ağzı açık okumaktaydı defteri. Selim Amca bu kadar köklü bir değişim gerçekleştirdiyse, neden annesi bundan bahsetmemişti acaba? Karnı acıkmıştı. Kendisine bir şeyler hazırlamak için bilgisayarın başından kalktı. Ne yapabilirdi kendisi için? Canı karides istemişti. Boş bir vaktinde yaptığı erişteyle güzel bir karidesli makarna yapsa… Bir güzel yese… Hem kafası da dağılırdı. Tereyağını da kendi yapmıştı. Özel bir çiftlikten aldığı sütle… Karidesi aldığı çiftlik de tanıdıktı. Mesleğiyle hiç karıştırmadığı bir çevresi vardı ve onlarla son derece doğal bir iletişim kurmayı çok önemserdi. Bu insanlar her şeyini kendileri yapmaya çalışan insanlardı. İnternet üzerinden birbirleriyle iletişim kurup el yapımı şeylerle takas yapılan, tamamen kendilerine özgü bir tür ticaret sistemi kurmuşlardı.
Handan da onlara son derece işe yarayan bitkiler gönderiyordu kuşkusuz. Bitkilerden iyi anladığı malumdu.
Makarnası çok güzel olmuştu. Bol karidesli… Oldum olası severdi karidesi. Ağzında hissettiği şey ölümden aldığı zevki anımsatırdı ona. O ısırdığında ağzında hissettirdiği doluluk, dişlerinin gömülme hissi…
Bir de havyar koymuştu makarnanın yanına. Küçük bir tabak yeterdi. Hafif bir havyardı bu. Zengin olma simülasyonu için değildi tabii. Onun böyle şeylerle işi olmazdı. Havyarı gerçekten seviyordu Handan. Ağzında hissettirdikleri için…
Bir de köpüklü şampanya mı içseydi? Meyve suyu gibi bir şeydi zaten. Tabii ki o da ağzına verdiği tat için içilmeliydi.
Her zaman böyle rafine şeyler yemezdi. Bir gün önce yumurtalı ekmek yemişti mesela. Biraz da sarımsak kavurması. Sarımsağı tek başına kavurup yemekten çok hoşlanırdı. Her gün olmasa da; gün aşırı yediği tek şey dalaktı, bayılırdı dalağa. Onun dışında öngörülemez bir zevki vardı. Yemekte bir rutininin olması ona göre değildi.
Hiç acele etmeden yemeğini bitirdi. Bir şişe şampanya nasıl olmuş da bu kadar çabuk midesine inivermişti? Belki de biraz dinlenmeli, bitkilerine bakım yapmalı, köpeklerini doyurmalıydı. Önce sorumlu olduğu canlılarla ilgilenmesi gerekiyordu. Selim Amca gibi… O da nereden çıkmıştı şimdi! Şimdi onu düşünmeyecek, derhal köpekleriyle oynamaya gidecekti.
Bekçi köpekleri olsa da; onlarla oynamayı, yarım saatliğine bir köpek gibi düşünüp davranmayı severdi. İsimleri Sağ ve Sol idi.