Kategoriler
edebiyat Genel

15.01.2018

Buz gibi havayla sarılmış yürüyordum. Rüzgar dalgalanan çarşaf gibi ses çıkarıyordu etrafımda. Ben yürüyordum. İsterse dünya dalgalansın, yürüyordum ve ne olursa olsun yürümeye devam edecektim.
Gitmem gereken bir yer vardı.
Bir deniz kıyısı. Sonra da çırılçıplak yüzmem gereken bir deniz, son nefesimi verip bir çift ciğer dolusu almam gereken tuzlu su olacaktı. Söz vermiştim. Bir yıl beklemiştim bunun için. Bir koca yıl…
Sonunda o gün gelmişti ve ben ona verdiğim sözü zevkle yerine getirmeye gitmekteydim.
Aniden önüme çıkmasaydı…
Kolumu tuttu ve beni ona verdiğim sözden alıkoymaya çalıştı. Oysa çok geçti. Söz verilmiş, her şey verilen o söze göre ayarlanmıştı ve ne yaparsa yapsın geri dönüşü olmayacaktı.

Kategoriler
edebiyat Genel

14.01.2018

Yine evimde yapayalnızdım ve her zaman yaptığım gibi balon şişirmekteydim. Yine bir paket balon almıştım ve herbirini sınırına kadar şişirip düğümlüyordum. Hemen hemen her hafta en az bir kere yaptığım gibi. Bu kez balonların üzerinde araba resimleri vardı. Çoğunlukla rastgele alırdım. Renk ve resimleri tamamen tesadüf olurdu. Önemli olan, balon olmasıydı. Bir paket balon…
Paket içinde patlamış balon görmek beni çıldırtırdı sadece. Kötü şansmış gibi gelirdi.
Balonları şişirdikten sonra teker teker patlatıyordum tırnaklarımla. Bu bana çok büyük bir haz veriyordu.
Balondaki araba resimlerini pek beğenmemiştim. Nedense hoşuma gitmemişlerdi işte. Oldukça sıradan, normal olarak birbirlerinin tıpatıp aynısııydılar.
Bu arabalara binemezdi insan. Bindiğini hayal dahi edemezdi. Binip başka yerlere gittiğini, özgürleştiğini…
Sırf bu yüzden bile olsa; bu balonlar patlatılmalıydı. Bu arabaların şişirilmiş kibirleri, içi boş gösterişleri nihai olarak yok edilmeli, balon patlatıldıktan sonra lime lime edilip çöpe atılmalıydı. Tıpkı diğerleri gibi… Tıpkı hayatım gibi…

Kategoriler
edebiyat Genel

13.01.2018

Fincanı kapattım. Hayatımda ilk defa falıma baktırıyordum. Zaten kahveyi hiç sevmezdim; ama bu adamı çok fazla övmüşlerdi. Ben de bir yol ayrımında hissediyordum kendimi. Onun için şeytanın bacağını kırıp fal baktırmayı da denemeye karar verdim.
Göbekli, top sakallı, boyalı simsiyah saçlı, ipincecik bıyıklı bir adamdı. Sesi karakteristik bir derinliğe sahipti. Gözleri insanın gözlerinin içine içine bakıyordu ne varsa çekip almak için. Aynı gözler, kahve fincanının üzerinde öyle yumuşakça kayıyordu ki, insan bu çelişkiye şaşıyordu.
Daha önce arkadaşın falına bakarken izlemiştim. Bakalım benim falımda ne diyecekti.
Fincan yeterince soğumuştu. Tabağı kaldırdı ve gözlerini dikti. Kaskatı olmuştu. Bekliyordum. Kötü bir haber bekliyordum katılığına dayanarak… Buna kendimi hazırlamıştım.
‘Hiçbir şey yok,’ dedi adam. ‘Görülüp söyleyecek hiçbir şey… Belirlenmiş bir geleceğin yok… Her şey değişiyor senin falında. Ve her şey tamamen senin yapıp yapmadıklarında…’

Kategoriler
edebiyat Genel

12.01.2018

Ateşi yaktım. Isınmak için değil… Rahatlamak için yaktım. Karşısında şöyle dalıp gidebilmek için…
Kim bilir hangi zamanları doyasıya düşleyebilmek için yaktım. Tek başına bir kulübede başka ne yapabilir ki insan? Bir başkası olsa masallar anlatılır; ama kendi kendisine masal anlatmaktan başka ne çaresi olabilir yalnız birisinin? Ateş başında olmayınca da masallar daima eksik kalır. İşte onun için gürül gürül bir ateş yaktım.
Sonra yanıma bir karga geldi, tünedi sessiz masalımı dinlemek için. Ardından bir köpek gelip ötemde yere serildi. Köpekten sonra da bir baykuş…
Hepsi masalımı dinlemeye gelmişti. Sonra uzaklardan, yorgun argın; genç, sürüden yeni kovulmuş erkek bir kurt geldi.
Sonra başka bir insan geldi ve masal bitti.

Kategoriler
edebiyat Genel

11.01.2018

Kendimi çok yalnız hissediyordum. Bir sürü insan çevremdeyken hem de. Hoş, kendisini yalnız hissetmeyen kim var ki evrende? Benim durumum genel durumdan biraz farklıydı. Ben yaratılmış ilk klondum. Aslımın yanında duran, klon oluşum daima yüzüme vurulandım ben. Oysa ondan çok ayrı bir kişiliğim vardı. O dominanttı bense uysal. O kendi varlığından hoşnuttu, bense… Onun belli bir bilgi birikimi, deneyimleri vardı ruhunu besleyen, benimse hiçbir şeyim yoktu. Sadece kitabi bilgiler ve tuhaf bir varlık olduğum bilgisi… Ha bir de aslım hakkında bilmem gereken bir sürü saçmalık…
Onun kişiliğini kopya etmeye çalışıyorlardı; ama yapamamışlardı. Kendime özgü bir insan olmuştum. Eşsiz bir ruh…
Tüm bunlara rağmen klondum işte. Beni onlar yaratmışlardı dediklerine göre. Anlamıyorlardı… Anlamak istemiyorlardı. Üzerimde sonsuz hakları olduğunu düşünüyor, beni testten teste sokuyorlardı. İmza yetkim yoktu, bir kimlik numaram yoktu… Birey olarak sayılmıyordum kısacası.
İşlerine gelmediği zaman kolayca öldürülebilir bir yaratıktım onlar için. Anlayabiliyordum bu durumu.
Peki onlar harekete geçmeden ben geçsem? Aslımı öldürsem, yerine geçsem… Böyle bir şey yapmak istemiyordum. İnsandan sayılmasam da ahlaki duygularım vardı. Aslımda olmasa da hem de. Aslım, onlarca adamı gözünü kırpmadan öldürmüş bir adamdı.
Belki bir sürü farklı ihtimal olabilirdi; ama ben, onları beklemek yerine kendi özgür irademle kendimi öldürmeye karar vermiştim.