Kategoriler
edebiyat Genel

10.04.2018

Fotoğraf çekmek onun için çok önemliydi. Zamanı dondurduğunda damarlarındaki zafer… Bunun için en uygun anı bulup çıkardığını bilmek…
Herkes onun çektiği fotoğrafları severdi. Dijital fotoğraf makinesi kullanmazdı. Kendi fotoğraf makinesini kendi yapmıştı. Toplamıştı demek daha uygundu aslına bakılırsa. Kileri karanlık oda olarak düzenlemişti.
Yaşamak için çalışması gerekmeyeceği kadar varlıklı olduğundan, o da bunun yerine tüm zamanını fotoğraf çekmek için harcıyordu. Fotoğraf sergilerinden para kazandığı da oluyordu. Yani bu iş sadece boş zaman eğlencesi değildi.
Çektiği tüm fotoğrafları severdi elbette; ama biri vardı ki, onu tüm fotoğraflarından fazla önemsediği söylenebilirdi.
Yaşlı bir zeytin ağacının geniş ve derin bir kovuğuna gerilmiş bir örümcek ağı… Sanki başka bir evrenin giriş kapısıymışçasına garip bir ışıltıyla parlamıştı fotoğrafta.
Bu fotoğraf o kadar doğa üstü görünüyordu ki, o zeytin ağacını bulup o kovuğa tekrar bakmaktan kendisini alamamıştı.
O günden sonra bir daha görülmediği düşünülürse, fotoğrafın gerçekliği kanıtlanmıştı.

Kategoriler
edebiyat Genel

29.03.2018

Kar yağıyordu. Usul usul yağıyordu. Yere düşen her kar tanesini duyabiliyordu. Bu sesler ona huzur veriyordu. Bir ağaç kovuğunu birkaç gündür mesken edinmişti. Hatta sağ olsun örümcekler bir pencere bile örmüşlerdi. Hem o yararlanıyordu bundan hem de elbette örümcekler. Ağların ısı yalıtımlı olduğunu keşfetmişti. Ya da zaten üşümemekteydi. Hangisinin geçerli olduğundan pek emin değildi. Zaten pek o kadar önemli değildi.
Birkaç saat sonra, uykusunu alır almaz oradan ayrılmayı düşünüyordu. Kar tanelerinin sesi eşliğinde uyudu.
Uyanır uyanmaz, tek harekette, örümcek ağını en az yırtacak şekilde kovuktan çıktı.
Nereye gideceğini bilmese de; oradan ayrılmak istediğini biliyordu. Biraz yürüdü. Temiz bir su birikintisinden biraz su içti. Biraz daha yürüdü. Yanından geçtiği meyve ağaçlarından meyveler toplayıp yedi.
Böceklerle oynuyordu yürürken. Bir yere yetişmesi gerekmiyordu nasıl olsa. Uykusu gelmişti, bir mağara bulup tok bir ayıya sokularak uyudu.
Uyanıp mağaradan çıktı. Biraz oradan buradan bulduğu böcek ve meyvelerden yedi ve yürümeye ve diğer şeyleri yapmaya devam etti.
Nasıl olsa gidecek bir yeri, buluşacak bir ailesi, içine karışacak bir sürüsü yoktu.