19.05.2019

Daktilomdan yayılan makine yağı kokusunu özlemiştim. Zilinin çınlamasını ve tuşların sesini de. Özellikle boşluk tuşununkini… Şimdi, onunla bir attan bahsediyordum kağıdlara. O kağıtlar da kim bilir hangi gözlere bahsedecekti aynı attan. Sigaramı bir müsvedde kağıdının üzerine söndürdüm. Kağıt tutuşmadı. Sadece küçük bir delik… Artık kağıtlar bile tutuşmuyordu. Artık hiç kimse hiçbir şeyden etkilenmiyordu.

11.04.2019

Ne yapacağını bilmemeyi bilmediğini, hiç deneyimlemediğini fark etti. Her zaman çok kolayca karar verebilen birisi olarak tanımlardı kendisini. Oysa şimdi, durumun bazen değişebildiğini idrak etmesine yol açan bir şey olmuştu. Birisi çıkmıştı karşısına. Hem gördüğünde heyecanlandığı birisiydi; hem de zerrece güvenmediği… Hem bir eşyasını, bir anısını bıraktığını zannedecek kadar tanıdık geliyordu; hem de Plüton kadar […]

04.02.2019

Rüyasında uçsuz bucaksız bir uçurum görmüştü. Kendi elleriyle oyduğu, söğüt ağacından bir atçığa binmiş, uçurumdan aşağı süzülüyordu. Atçığın ayakları bile yoktu ki kanatları olsun… Buna rağmen ileri gidebiliyordu süzülerek. Uçurumun aşağılarındaki dünya garipti. Deniz kabuklarına binmiş küçük köpek yavrularıyla yan yana süzülmekteydiler. Bu şaşırtıcı bir şey değildi. Uyanacağını bilmemesine rağmen… Bir yanı, şaşacak hiçbir şeyin […]

11.12.2018

Hücresinde sadece ayakta durabiliyordu. Ha bir de yukarıdaki demire asılarak bir nebze de olsa ayaklarını rahatlatma imkanı bulabiliyordu. Hatta dinlenmek için ayaklarından ve kollarından iki büklüm bir şekilde kendisini asıp öylece uyuyordu. Bir at değildi nihayetinde. Bir yarasa olmak daha kolaydı. Bir yarasaya öykünmek… Hem karanlıktı da… Bir at gibi koşamazdı ki ayakta durup uyuyacak […]