Kategoriler
edebiyat Genel

12.04.2019

El yapımı ayakkabılar yapardı. Yaptığı çizmelerin üzerlerine insanların rol modellerinin portrelerini işlerdi. Adımlarının kılavuzlarını…
Düşman ayağa baktığında örnek alsın diye belki.
Belki de çok başka bir sebeple.

Kategoriler
edebiyat Genel

08.02.2019

Kazara bir insan öldürmüştüm.
Geçerken… Öylesine bastığım bir zemin, onun tam gırtlağı olunca, ayağımın altında bir şeyler kırıldığını hissettim önce. Çok acelem vardı… Bunun tek açıklaması buydu. Neden ayağımın altından çekilmemişti ki?
Pençeli botlarımla öldürmüştüm onu. Çok, sanıldığından da çok .kolaydı demek insan öldürmek.
Bir böcek öldürmekten farkı yoktu.

Kategoriler
edebiyat Genel

06.11.2018

Oyuncak bir at istiyordu çocuk. Gerçek atın tüylerine benzeyen bir tane bulmuştu bir oyuncakçıda; ama yeterli parası yoktu. Çalıştı çocuk, çalışmak zorundaydı. Boyacılık yaptı, ayakkabı boyacılığı. Dört oyuncak nal alabilmek için binlerce iki ayağı boyadı. O ayakkabılara nal demiyorlardı; çünkü ayaklar yeterince dayanıklı, ayaklara bağlı olan kafa kendi sırtına binmeye izin verecek kadar aptal değildi. En azından öyle sanıyorlardı.
Ne var ki çocuk biliyordu nalların şeklinin fark etmediğini.
Kazandı çocuk. Oyuncak atını aldı.
Sonra sıkıldı çocuk, attan da; nallardan da sıkıldı.
Okula gitti çocuk, adam oldu. Atı da; boyadığı nalları da unuttu.
Gerçek bir at aldı çocuk. Gerçek insanlara nallarını boyattı.

Kategoriler
edebiyat Genel

11.07.2018

Bir yüze, bir bedene bürünmek mümkün olabilseydi… Yani istediğimiz bir yüz ve bedene…
Ben en akılda kalmaz olanına bürünmek isterdim. Her şeyim silik olsun dilerdim.
İnsanlar beni fikirlerimle kafalarına alabilirlerse, işte ancak o zaman görünür olabilmek için.
Tıpkı bir hayalet gibi.., hayal edebildiklerinde görünmek isterdim. Gerçek olan beni zihinlerinde canlandırabildiklerinde. Eksikliklerim ve fazlalıklarımla. Eksikliklerimi gidermek, fazlalıklarımdan alabilmek için…
Kül Kedisi masalındaki peri, keşke bana uğrasaydı. İşte o zaman ondan gece yarısına kadar bu şekilde silik olmayı dilerdim herhalde. O zaman camdan bir ayakkabı düşürmeme gerek kalmazdı. Eğer beni görürse… Yeterdi işte…
Gerçi, ben bir erkek olduğum için… Ne fark eder ki? Sadece kadınlar mı beğenilmek ister? Sadece onlar için midir fark edilme arzusu?
Hayır! Sandığınız gibi bir eşcinsel değilim ben. Olsaydı ne olurdu, orası öyle; ama kendimi bir kadına beğendirmek, bir kadının beni bulmasını arzu etmek çok mu tuhaf! Baksanıza, hemen bir eşcinsel olduğumu düşündünüz bile.


Bir peri gerçekleştirmese bile, dileğim gerçekleşmiş, bedenim silikken; bir kadının beni, gerçek beni fark etmesiyle görünür olmuştum ona. Üstelik o da benim gibiydi. O da benim gerçek onu görmemle görünür hale geliverdi.
Öyle ki, cinsiyetlerimiz bile belli değildi ilk aşamada.
Rakamlar… Sadece rakamlardan ibaretti adlarımız.
Önce ayak parmaklarımız, tırnaklarından başlayarak göründü, sonra ayaklarımız…
En son olarak da saç tellerimiz… Kafamızı korumaktan başka işe yaramasa da; estetik açıdan sonsuz bir önem ihtiva eden saç tellerimiz…
Gerçi ben o konuda hiçbir zaman şanslı olamamıştım. Daha on dokuz yaşımda dökülmeye başlamıştı güzelim saçlarım…
Neyse…
Sonra ne olduğunu fark ediyorsunuzdur herhalde…
Sonra, saç tellerimiz de açığa çıktıktan sonra, aslolanın açığa çıkma süreci olduğu anlaşıldı… Her şey çözülmeye başlamıştı o anda zira.
Bu olduktan sonra, ne dileceğimi bile bilemeyen, yalnız bir adam oluverdim işte.