Kategoriler
edebiyat Genel

02.10.2018

Kaynar suya bir avuç biberiye attı. Uykusunu getirecekti biberiye. En azından o öyle umuyordu.

Tabii ki hiçbir şey olmamıştı. Her zamanki gibi… Denediği her şeyde olduğu gibi…
Gece gündüz uyumuyor, ara sıra daldığı on beş-yirmi dakikalık uykularla yaşıyordu. Kişiliğindeki dengesizlikleri artık herkes kanıksamış olmasına rağmen o bunu değiştiremediğinden bu durumdan fazlasıyla rahatsız oluyordu. Her şeyi unutuyor, hemen hemen hiçbir şeyi kolay öğrenemiyordu.
Ezan sesi gibi aniden yükselen sesleri duyduğunda ürküyor, bir müddet etkisinden kurtulamıyordu. Dükkanların önlerinden geçerken gürültülü müzikler duyarsa ya kaçmaya başlıyor; ya da oracıkta donakalıyordu.
Velhasıl, uyuyamıyor ve bunun acısını şiddetle çekiyordu.
Bir gün, bir fabrikanın dibinde nasıl olmuşsa sağ kalmış, dalları yamru yumru, ölmek üzere olan bir ağacı görüp yanına gitti. O da uyuyamıyor olmalıydı kendisi gibi. Öyle hissediyordu. Ağaçlar uyur muydu bilmiyordu; ama öyle inanmak, öyle düşünmek istiyordu. Bunları düşünürken; ağaca dayandığı yerde, öylece uzun bir uykuya daldı. Kimse de onu uyandırmamıştı. Uyandığında ağaca minnetle sarılıp; yepyeni bir enerjiyle, tazelenmiş olarak oradan ayrıldı.
Uykusuzluk yine baş gösterdiğinde, o ağacın yanına tekrar gidip ona yaslandı ve uyuyakaldı.
O uyudu…
Ağaç kurudu…
O uyanmadı…
Ağaçta yaprak kalmadı…
İki ölüm yoldaşını, birbirlerinden kimse ayıramadı…

Kategoriler
edebiyat Genel

19.07.2018

Bir kedinin size hareket etmeyi öğretmesine izin verin.
Yemeğini yemesinden itibaren, yani sonuçtan itibaren anlatmaya başlayayım ki onun aslında bir başlangıç olduğunu anlayasınız.
Kedi yemeğini yer; ama onu ortalıkta koşarak harcamaz. Evet oyun falan oynar; ama aslında antrenmandır o. Uyur, koordinasyonunu kuvvetlendirmek, vücudunu onarmak için…
Ardından, av bulma süreci başlamıştır. Belirli parametreler dahilinde bir arayıştır başlar kedi için. Dikkat edin, parametrelerden bahsediyorum. Öylesine bir arayışı kastetmiyorum.
Bir av bulunmuştur… Strateji belirleme sırasıdır artık. Kedi hala hareket etmemekte, ya da asgari devinimlerle işini yürütmektedir. Vücudunun sınırlarını bilmektedir çünkü. Hesaplar yapar, atlayacağı mesafeyi, saldıracağı yeri belirler…
İşte, ancak o zaman, bir tek atlayışla avının peşine düşer…
Hayır… Son bir hamleden bahsetmiyorum. Hemen yemeğini yiyip uykuya geçtiğini sakın düşünmeyin. Kedi, hala işinin bitmediğini bilmektedir. Avıyla antrenman yapması gerektiğini, yeteneklerinin bilenmesinin şart olduğunu bilmektedir. Kendi geleceğini hesap etmekte, anlık yaşamamaktadır.
İşte sonuç…
Kedi için yemek zamanıdır artık.

Kategoriler
edebiyat Genel

08.04.2018

Belinden,ki cep telefonu kılıfının mıknatıslı kapağını açıp bir alet çıkarttı. Şu genelde eski moda cep telefonlarının büyük, erkeksi, bele takılan kılıflardandı ve mıknatıslı kapak kapanırken tok bir ses çıkıyordu. Bu ses de oldukça erkeksi sayılırdı. Bununla beraber, ne o erkekti, ne de kılıftan çıkardığı şey bir cep telefonuydu.
Belindeki kılıftaki şey, onun bizzat icat ettiği bir araçtı. İnsanlararası duygusal enerjiyi ölçen bir araçtı; ama bir müzik çalar gibi görünmekteydi.
Cihazın hafızasında gerçekten hoşuna giden müzikler vardı ve insanlar onda radyo falan da dinleyebiliyorlardı. Hatta bir psikolog olduğu ve evlilik terapisi yaptığından bu aleti mesleğinde de kullanıyordu. Tahmin edilebileceği gibi epey işine yarıyordu.
Bu kez cihazı sadece müzik dinlemek için kullanmak amacıyla çıkarmıştı kılıfından.
Kulaklıklardan ikisini de kendi kulağına takmıştı ve cihaz ‘uyumsuz’ sinyali vermişti.
İlginçti, oysa cihazda hiçbir bozukluk yoktu.

Kategoriler
edebiyat Genel

02.03.2018

Ellerimi açtım ve içlerindeki kum tanelerini diğer katrilyonlarcasının yanına bıraktım. Bir çöldeydim ve ellerimdeki iki avuç kum, kumsaldaki diğer kumlara benzese de aslında oldukça farklı bir yapıdaydı. Göle yoğurt çalmıştım; ama bu maya kolay kolay yenilecek yapıda değildi. Yani bu göl gerçekten yoğurt olacaktı tabiri caizse.
Avuçlarımdaki kum, biyolojik altın mayasıydı. Yani altın olmayan; ama herbir kum tanesinin herbir atom numarasını değiştirmeye ayarlı, biyolojik bir yapı…
Diğer mayalar gibi gaz yerine küçük çapta, zararsız diyebileceğimiz bir tür enerji açığa çıkartmaktaydı; ancak biyolojik varlıkların pek zarar görmeyeceği türden bir enerjiydi bu. Aslında zarar görmek derken, radyoaktif diyebileceğimiz bir enerji değildi desem daha uygun; çünkü bu enerji, biyolojik canlılar için bir nevi uyuşturucu olabilecek kadar bağımlılık yapabilecek türden bir enerjiydi. Canlılara gözeneklerinden son derece güçlü bir enerji verip onları epey enerjikleştiren, vücutlarını son sınırında zorlamalarına yol açan türde bir enerji…
Onun için bir çölde yapmaktaydım bu işi. Hedefim, altını değersizleştirip kumu değerli hale getirmekti. Sonra da insanları bu kez kum için insan öldürürken seyretmek…