25.02.2019

Salıncakta sallanmanın tuhaf bir tür bilgelikle bağlantılandığımız anlardan olduğunu düşünürüm. Bu vesileyle hayatın akışını düşünebilir insan. Bir ileri, bir geri… İleri gidemezsen geri gidemezsin çünkü. Ayaklarından güç alıp başlarsın sallanmaya. Önce yavaş yavaş… Ve her ileri geri salınışında ayaklarınla, gövdenle, hızlanmaya çalışırsın. Hızlanırsın da… Bazen de yavaşlamak istersin. Bırakırsın kendini. Birden değil de; yavaş yavaş […]

31.05.2018

Kalın, boğumlu, parlak gövdeli bir ağaçtı. Muhtemelen zeytin ağacıydı; ama meyve vermiyordu ne hikmetse. Çok yaşlı ve harap görünüyordu. Azametin ve köhnemişliğin bir arada bulunduğu bir garabetti. Haraplığı bile üzerinde ihtişamla taşıma ayrıcalığı bahşedilmişti ona sanki. İşte o ağacın kuru bir dalından oymuştum kavalımı. Çaldığım vakit sallanırdı yaprakları; ama kimse, ben ve o hariç hiçbir […]