11.12.2018

Hücresinde sadece ayakta durabiliyordu. Ha bir de yukarıdaki demire asılarak bir nebze de olsa ayaklarını rahatlatma imkanı bulabiliyordu. Hatta dinlenmek için ayaklarından ve kollarından iki büklüm bir şekilde kendisini asıp öylece uyuyordu. Bir at değildi nihayetinde. Bir yarasa olmak daha kolaydı. Bir yarasaya öykünmek… Hem karanlıktı da… Bir at gibi koşamazdı ki ayakta durup uyuyacak […]

02.12.2018

Aptal insanlara zinhar tahammülüm yoktur. Etrafımda onların olmasını istemiyorum. Düşünmek için bir tek sinir hücresinin bir tek telini başka bir sinir hücresinin bir teline bağlamaya üşenen insanla benim ne işim olabilir ki, söyleyin bana. Bir insanın ırkı, dili, bilmem neyi ne olursa olsun; ama aptal olmasın… Zekası geri olan insan dahi elindeki düşünebilme kabiliyetini kullanıyorken… […]

26.06.2018

Kırmızının zıddı nedir? Kanın zıddı yani? Yara kabuğu mu? Yani koyu kahverengi mi? Öyle olsa bile kanın kurumuş hali nasıl onun zıddı olabilir? Aslında… Ondan başkası da olamaz herhalde. Bir şeyin zıddı kendisinin olmayışıyla açıklanıyorsa, kendisiyle açıklanıyordur aslında. Kanın zıddı, yani kanın zıddı olacaksa o da kanın kurumuş haliyle, yani yara kabuğuyla açıklansa tuhaf karşılanmaz. […]

21.01.2018

Kalın parmaklıklar arasında, açıktaydı. Herkesin onu her an izlemesiyle cezalandırılmıştı. Şehir meydanının tam ortasındaydı hücresi. Tek hücre onunkiydi. Bu cezaya çarptırılan tek kişi o olmuştu tarih boyunca. Tuvaletini dahi oradaki bir kovanın içine yapmak zorunda bırakılmıştı. Kova, içindeki taşmadan boşaltılamazdı. Yasaktı… Tuvaletini yaptığında dahi göz önünde olması, kırk yılın başında onu hortumla yıkarlarken ya da […]