Kategoriler
edebiyat Genel

30.11.2018

Birileri tarafından sevilmek…
Neden değerli olsun ki?
Yani ne kadar sevildiğinizi asla bilemeyecekseniz, asla aynı derecede sevip sevildiğiniz konusunda fikriniz olamayacaksa… ne önemi olabilir bunun?
Ancak ve ancak şu yanılgıya düşersiniz. Birileri tarafından sevildiğinizi sanmak…
Hiçbir şey sebepsiz olmaz ve insanların sizi sevme nedenleri sizi asla tatmin etmez. Sevildiğinizi zannederken bile çok alakasız göstergelere göre karar verirsiniz. Hatta sizin kendinizi sevip sevmeme nedenleriniz bile tatmin etmez sizi; çünkü çoğunlukla duygusal değildir ve siz, su katılmamış bir romantiksinizdir.
Yine de bu romantiklik hayat kurtarır. Umut… sevilme umudu beslersiniz ve yaptıklarınızı bu umuda göre biçimlendirirsiniz. Hah! Oysa çoğu zaman yaptığınız bir şey için değil, yapmış olduğunuz sanılan, olduğunuz zannedilen bir şey için sevilirsiniz.
Ben nereden mi biliyorum bunları?
Deneyimlerimden tabii ki…
Konuşkan bir insan değilimdir; ama seven bir insanım. Sevildiğini zannedince, daha doğrusu sevildiğine hükmedince de mutlu olan…
İşte o zaman, sevildiğime hükmetmiştim. Hem de yaptığım, yani sevilmek için yaptığım şeyler sebebiyle sevildiğimden emindim. Olduğum insandan ötürü…
Bir gün, ilişkimiz ilerleyince, ona kendimden bahsetmek istedim. Yani daha detaylı bir şekilde. Beni derinlemesine tanısın diledim.
Oysa o, beni az konuştuğumdan tercih ettiğini söyledi.
Evet, bu da olduğum bir şeydi; ama ben az konuşsam da az konuşmam ki… Yani bir hareketimle, bir işaretimle de konuşurum.
Sonra, geç de olsa fark ettim. O, sadece sesimle yaptığım konuşmalarımı duymuş, onlara cevap vermiş; beni onlardan ibaret zannetmişti.

Kategoriler
edebiyat Genel

15.07.2018

Avcundaki çizgileri kadına gösterdiğinde, geleceğinin o kadın tarafından okunacağını umuyordu. Hiç yoktan onun bir çift palavra atabileceğini…
Kadının, ona saçma gelen işaretler yapmak suretiyle dilsiz olduğunu belirtmesini değil…
Oysa elini alıp baktığında konuşmaması hiç tuhaf gelmemişti ona. Kuzu kuzu elini uzatıp geleceğini ona teslim etmekte behis görmemişti.
İyi olmuştu… Gelecek de ancak dilsizlere emanet edilmeliydi zaten.

Kategoriler
edebiyat Genel

08.06.2018

İnsanların işaret parmak kemiklerinin ilk boğumlarını kullanarak mozaikler yapıyordu. Bunun için ya mezarları soyuyordu ya da tıbbi atıkları. Yapmak istediği, dokunmaya yarayan bir organı, dokunabilir kılmaktı.
Üstelik kemik rengi, mozaik için harikaydı. Neler yapmamıştı ki… Aslında ancak dokunularak ayırdına varabileceğiniz şeyler yapıyordu. Görsel yanılmalarla dolu bir mozaiği, sadece dokunarak anlamanız için elinden geleni yaptığı ve bu konuda epey başarılı olduğu rahatlıkla söylenebilirdi.
Sonra sadece göz kapaklarını kullanarak görsel şeyler yapmaya başladı. Ardından dili kullanarak her tattan yiyecekler… Kulağı kullanarak sadece işittiğinizde tam olarak anlayabileceğiniz tablosesler… Tabloses, onun icat ettiği bir şeydi. Retina hareketini izleyip oranın sesini kulağına veren tablo şeklinde tablete benzeyen cihazlar…
Sonra sinirler yaptı; ama kimse, hiçbir şeye benzetemedi onları. Zira düşünme, düşünce sınırlanamıyordu. En azından o bunu yapamayacağını düşünüyor, bunu yapmaya bile çalışmıyordu.