Kategoriler
edebiyat Genel

05.12.2018

Sessizliği paylaşabildiğiniz insanı sevdiğinize tam anlamıyla emin olabilirsiniz.
Evet, seviyorsunuz onu. Hiçbir ilişki, istediği kadar yakın ya da uzak olsun, sessizliği paylaşmak kadar yakınlaştırıp; paylaşamamak kadar uzaklaştıramaz bir ilişkiyi.
Sanal ilişkiler… Bırakın onları. Sessizlik ancak yan yanayken paylaşılır. Mektup arkadaşlıkları… Kağıdın ilişkiyi yakınlaştırması, önemli olan ruhların birlikteliği safsataları… Hepsini silip atın… Ruhların birbirlerine yakınlaşıp yakınlaşmadığını ölçen tek şey; ama gerçekten tek şey sessizliktir. Bir uzunluk ölçü aletidir sessizlik. Uzaklıkölçer…
Onunla hep kavga edip deli gibi didişsek de; sessizliğimiz anlatıyordu her şeyi. Seviyorduk birbirimizi. En azından ben onu seviyordum ve tek önemli olan buydu.
Theremin çalardı. Bir mekatronik mühendisiydi ve theremini kendisince geliştirmişti.
Güzel, çok güzel sesler çıkartırdı ve çıkan bu seslerin elektronik bir çalgıdan geldiğini asla tahmin edemezdiniz.
Güzel bir adamdı. Yüz ifadesi duru, adeta nurluydu. Sesi kalın ve garipti. Garipti; çünkü adeta toprak kokardı konuştuğunda. En azından benim burnuma gelirdi toprağın kokusu. Ve reçinenin…
Ah…
Kokusu da denize benzerdi. Ve şiir okuyuşu…
Dalgalanırdı sesi. Sessizliği de… Sessizliği kumru ötüşüne benzerdi. İzmir kumrusu gibi ama… Hüzünlü… Biraz da İstanbul kargası gibi, iddialı… Daha çok şey vardı sessizliğinde…
Gülüşü de… Gülüşü, denizde taş sektirirken çıkan sese benzerdi. Tuhaftı o da…
Öfkesi balina çığlığı gibiydi. Sevinci serçe ötüşü… Şefkati bir kuşun, sözgelimi bir muhabbet kuşun mutlu olduğunda çıkardığı gıcırtı sesine benzeyen o eşsiz sesi andırırdı.
Farklıydı, çok farklıydı…
Sessizliklerimiz birbirimizi seçmişti çünkü.

Kategoriler
edebiyat Genel

01.09.2018

Bir karganın özgüvenine hep özenmişti. öyle ki, ne zaman bir karga görse ya da duysa, gıptayla bakardı. Her şekilde kendisini gösteriyordu özgüven bir kargada. Sesi sanki özgüvenden o kadar gevrekleşiyor gibi geliyordu. Uçuşu, görünüşü bile…
Oysa o öyle miydi? Küçücük bir kızken bile kendisini gösterirdi özgüvensizliği. On-on bir yaşlarında, sanki bir anda gelişivermişti. Daha o ne olduğunu anlamadan göğüsleri çıkıvermiş, annesi sütyen takması için onu zorlar hale gelmişti. Oysa o istemiyordu bunu yapmak. Daralıyordu! Daraltıyordu her tür sütyen onu.
Küçüklüğünde, bunu ilk ve son savsaklayışında, annesi öyle bir vurmuştu ki ona, sessizce, sümükleri aka aka ağlamış ve o an, vücudundan nefret etmeye başlamıştı.
Büyümüş, evlenmiş, iki çocuk dünyaya getirmişti. Çocuklarını emzirmişti; ama hınçla yapmıştı bunu. Belki de onun için, çocukları huzursuz ve güvensiz kimseler olup çıkmışlardı.
Tam menepoza girdiğinde; ilerlemiş bir göğüs kanseri olduğunu öğrenmişti öylesine bir tetkikte. Göğüslerinin alınması gerektiğini… Hem de ikisinin de…
Mutlu olmuştu. Zerre kadar üzülmemişti hem de. Göğüsleri alındıktan sonra oldukça rahat olduğunu gören herkes, onun ne kadar özgüvenli olduğunu söyleyip durmuştu. Oysa o, bunu her duyuşunda bir kargayı düşünür, kendisinden utanırdı. Göğüslerinin olmayışına sevinişine değil, onlar varken özgüven gösteremeyip; kendisini sevemeyişine…

Kategoriler
edebiyat Genel

01.01.2018

Sabahtan beri kargalar ötüyordu. En çok sevdiğim ses… Evet… Kargaların sesleri… Kişilikli, herbiri hem de…
Birkaç kargayla konuşabilseydim, eminim ki hepsini seslerinden tanırdım. İşte bazen insanlar bir karga kadar dahi kişiliklerini seslerine veremiyorlar.
Kargalarla başladı günüm. Ayrıcalıklıydım bugün. Her zaman karalansa da; bazen kendim de düşünmeden karalasam da hatta… Kargalara hep saygı duymuşumdur ve onların sesleriyle başlayan bir gün, asla, hiçbir surette, kötü geçemez benim için.
Yürüyordum ve bir karga konuştu benimle. o kişilikli sesiyle…
‘bak… Ruhuna bak…’
Ne münasebetti. Ruhumla yaşıyordum zaten. Ona nasıl bakmazdım ki!
Başka bir karga başka bir sesle aynı şeyleri söyledi.
Bu kez durdum. Ruhuma bakmaya çalıştım.
Ruhumda onu gördüm. O sesi duydum.
Sonra başkası, başka bir sesle yine aynı sözleri söyleyince, biraz daha dikkatli baktım. Dinledim, dokundum…
Sonra diğeri… Bir diğeri…
Her defasında bir başka kısmını gördüm.
Kargalar bitmedi… Ben yorulmadım…

Kategoriler
edebiyat Genel

06.12.2017