Kategoriler
edebiyat Genel

15.03.2020

Kestaneleri çiğ yemeyi seviyor. Pişmiş kestanelerden sanki ruhları uçup gidiyormuş gibi hissediyor. Tadları kaçmış, yapaylaşmış gibi. Sanki yapmacık bir sıcaklıktan başka bir şey olmayan bir tür huzura benzeyen; ama ilgisi olmayan bir hale bürünüyor kestaneler piştiklerinde.
Kestanecilerin yanından geçerken bunun için hep burun kırıştırıyor.
‘Abla,’ diyor genç bir kestaneci yüzünü umutsuzca buruşturarak. ‘bir tane alsana, bak ne güzel kokuyor.’
Hiçbir şey satmamış galiba. Alıyor, sadece o umutsuzluğun silinmesi için.
Sonra, onu elleri üşüyen ve devamlı ‘ü üü üüü’ diyerek bir horozu taklit etmeye çalışan, yaşlı bir kadına veriyor.
Kadın bitmez tükenmez ‘ü üü üüü’lemesine kestaneleri elinde tutarak ellerinin ısınması ve kursağına girmesi için birkaç dakikalığına ara veriyor.
O, artık pişmiş kestaneyi de seviyor.

Kategoriler
edebiyat Genel

26.07.2018

Yapılmış en zarif teknenin içinde, yaratılmış en eciş bücüş yaratıkların bulunmasının mutlaka geçerli bir sebebi olmalıydı değil mi…
İnsana benziyordu bu yaratıklar. Tıpkı onlar gibi konuşabiliyorlardı da. Ne var ki, herbiri aynı sözcükler sarf ediyordu.
Hem de aynılarını… Yani tek başlarına düşünmüyorlardı…
Bir koroyu oluşturuyorlardı birlikte. Bir dilenciler korosunu…
Geçtikleri kıyıların tanrılarından bahseden; binbir dinli, binbir dilli, binbir kusurlu bir koro…
Teknenin alabandasında bir dilenmek için, bir yemek yemek ve bir de sıçmak için birlikte duran, diğer zamanlarda birbirlerinin ne görüntülerine ne de kokularına tahammül edebildiklerinden birbirlerinden ellerinden geldiğince uzak kalmak isteyen yaratıkların bulunduğu teknenin dümeninde de kimse olmazdı çoğunlukla.
Bazen, onları uzaklaştırmak için görevlendirilen en düşük rütbeye sahip bir er, gaz maskesiyle girer, onları kendi kıyılarından uzaklaştırır, sonra da şişme botla yanlarından ayrılırdı.
Bu teknenin adı Deniz Kestanesi’ydi.
tıpkı onun gibi ayağa battığında çıkmak bilmediğinden mi insanlar koymuşlardı bu adı; yoksa teknenin sakinlerinden birisi mi kendilerine uygun görmüştü?
İkinci seçeneğin doğru olma ihtimali çok daha yüksekti; çünkü teknenin pruvasında, birkaç deniz kestanesinin birleştirilmesiyle oluşturulmuşa benzeyen devasa bir deniz kestanesi duruyordu.
Belki de onun için, o civarlarda, deniz kestanesi, bu teknenin varlığından yüzyıllar sonrasına kadar uğursuz sayılacaktı.
Belki de binyıllar…