24.03.2018

Ahşap görüntüsü verilmiş plastik masalarda oturuyorlardı. Birkaç adam, adamların sayısından birkaç kişi eksik birkaç da kadın. En fazla otuz kişilerdi. Sekiz masa gelişigüzel yayılmıştı. Masadan masaya edilen sohbetler, mekanın gürültüsüne gürültü katıyordu. Ortalık alkol kokuyordu. Ve balık… Ve et… Ortalık kahkaha ve nostaljik hüzün de kokuyordu. Şarkılara sinmişti kokuları. Orada sadece bir kişi farklılık kontenjanını […]

20.03.2018

Uzun bir masanın bir ucunda ayakta duruyordu. Masa oldukça yüksekti. O da epey kısa boylu olduğundan kollarını kaldırmak zorunda kalıyordu kağıtları mühürlemek için. Bu mührün ne olduğu ilk bakışta anlaşılmıyordu; ama dokunulduğunda kağıtta iddialı bir iz çıkardığı tartışılmazdı. Kağıtların tam ortasına basıyordu. Duraklamaksızın… Yorulmuş olmalıydı. Yüksek masanın karşısından yüzü görülmüyordu. Vücudu da çok küçük kalıyordu […]

05.03.2018

Dükkanda tek başıma, tezgahımın karşısındaki o masayla ne yapacağımı bilmez bir durumda kalakalmıştım. Kendi yaptığım masayla. Bana, sattığımın iki misli fiyatıyla geri satılan masayla. Gizli çekmeceleri olduğu söylenilen; ama aslında bakıp görememe rağmen kendimden şüphe ettiğim için satın alma gereğini duyduğum, kendi elimden çıktığını dahi anlayamadığım masayla… Ucuz bir marangoz tarafından yapılsa kolayca kırılacak kadar […]

28.02.2018

Bir marangozum. Harika bir marangozum. Herkes yaptığım işi sevdi. En azından şu ana kadar kimse şikayetçi olmadı. Başımı yastığa koyduğumda ‘keşke şu çiviyi daha sağlam çaksaydım, tüh be o dolabı keşke suntadan değil de cevizden yapsaydım, hem daha sağlam olurdu. En azından bir seçenek olarak sunabilirdim…’ demedim hiç. Her şeyi enine boyuna ölçüp biçtim, her […]