Kategoriler
edebiyat Genel

12.03.2020

Canı sıkılıyordu. Kediyi yanına bir ip parçasını ritmik bir şekilde sallayarak çağırdı. Biraz onunla oynarsa belki… Kedi gelmemişti. Telefonunu eline aldı, arayacak kimse yoktu. Sosyal medyaya baktı; ama hep aynı şeyler geziyordu ortalıklarda. Katkıda bulunası yoktu bu saçmalığa. Bir şeyler izlemek için bakındı, o an izlemek isteyeceği bir şey bulamadı. Müzik? Yoktu, can sıkıntısını giderecek bir müzik bulunmuyordu. Bir hamam böceğini parçalayarak öldürmeye koyuldu. İçinde kapsüller bulunan bir böceği seçmişti. Evi böcekler basacaktı büyük ihtimalle. O bunu bilmiyordu tabii. Zaten o da can sıkıntısını gidermemişti. Evi düzenlemeye girişti. Dağınık olmayan bir yeri düzenlemek saçmaydı. Uyumak istedi, uyku da tutmadı. Hayal kurmayı denedi, kuracak hayali bile kalmamıştı ki.
Eee? Ölmekten başka ne kalmıştı?

Kategoriler
edebiyat Genel

12.08.2019

Bana büyüyünce ne olacağımı sorduklarında garson olacağımı söylemek hiç aklıma gelmemişti.
Bir şeyleri birilerine ikram etme, daha da geniş açıdan bakarsak hizmet etme fikrine bayılıyordum; ama garsonluk, mesela itfaiyecilik kadar özenilesi bir şey değildi. Özellikle de çocukken… Öyle olsaydı da; o zamanlar hoşlandığım şeyleri tespit etmek konusundaki isabetimin yetersizliği oldukça mümkündü. Kaldı ki, o yaşta bu tür bir çaba harcayan kaç kişi vardı ki? Birçok çocuğun bu yönde bir çabası olsa bile, ben o çocuklardan birisi değildim ne yazık ki.
Sonuçta bir garson olmuştum ve bu mesleğin benim için biçilmiş bir kaftan olduğunu düşünüyordum. Aslına bakarsanız beni tanıyan herkesle bu konuda aynı fikirdeydik. Hoş tanıdığımı söyleyebileceğim pek az kişi vardı. Yine de herbirini epey iyi tanıdığımı düşünüyor, aynı şekilde beni iyi tanıdıklarını umuyordum.
Ummaktan ve düşünmekten başka ne yapabilirdim ki zaten? Tanımak asla kesinleşemeyen bir şeydi bana göre.
Bir garsondum ve bundan mutluluk duyuyordum. Ta ki, epey eski bir arkadaşımın bir iş teklifine kadar. Benden, sahibi olduğu kafede keman çalıp şarkı söylememi istemişti o gün. Ne olduysa o gün olmuştu zaten. Sonradan arkadaşımın ayarladığını öğreneceğim bir yetenek avcısı, albüm teklifiyle gelmişti bana. Kabul ettim. Karım beni öldürürdü. İstemeye istemeye kabul ettiğimi tam olarak fark etmemiştim o zaman. Neden istemeyecektim ki?
Binler, yüz binler sattı albümüm. Sonra başka bir albüm, sonra başkası…
Oysa benim gözüm hep garsonlardaydı.

Kategoriler
edebiyat Genel

22.12.2018


Fakirlikten gelme bir grup insandık. Yaklaşık on beş-yirmi aileydik. Aramızda bekarlar da vardı. Onlar da beş altı taneydi ve onların da kendi tek gözlük odacıkları vardı. Gecekondularımız işgal edilmişti, yıkmışlardı onları ve evsiz kalmıştık. Allahtan aramızda inşa etmesini bilenler vardı ve boş bir arazi…
Bu araziyi kanımızla kazanmıştık… Aslına bakarsanız bizim arazimizdi. Yıktıkları gecekondular yerine bize verilmişti. Yani almıştık…
Apartman yapacak, içinde oturacaktık. Bir nevi gökdelen. Sağlam bir gökdelen olacaktı. Gecekondularımız gibi olmayacaktı. Yeni ve sağlam…
Hepimiz, çoluk çocuk, kadın- erkek demeden hepimiz, girişmiştik inşaya. Öyle ya, evimizi yapıyorduk. Geri kalan hayatımızın geçeceği yeri…


İnşa bitmişti. Kapı ve pencereler yepyeniydi. Mis gibi ahşap kokuyordu. Duvarlar sapasağlamdı. Kırmızıya boyanmıştı, ve beyaza…
Işıklar yanıyordu artık. Çocuklar doğuyordu… İnsanlar mutluydu…
Apartmana taşınmamızdan birkaç yıl sonraydı. Bir çığlık duyuldu. Bir adam, karısına tecavüz ediyordu. Aralarındaki evlilik bağına hürmeten kimse sesini çıkartmadı.
Birkaç ay sonra…
Başka bir adam kızına tecavüz etti… Anası bile bir şey demedi…
İki ya da üç gün sonra…
Bir kadına başka bir evden biri saldırdı, kendi babası kdını öldürdü. Saldıransa, herkesin yüzüne bakabildi. Öyle ya, burası kozmopolit bir apartmandı.
Birkaç gün sonra…
Bir hırsızlık oldu…
‘galiba…’
İnsanlar birbirlerinden şüphelenir olmuştu.
Birkaç ay sonra…
Işıklar yanmıyordu… Sadece üst katların ışıkları yanıyordu…
Üst katlarda eğlence vardı, israf vardı…
Alt katlardakiler açtı.
On yıl bile geçmeden; apartmanın duvarları yıkılıyordu.

(Fazıl Say’a saygıyla)

Kategoriler
edebiyat Genel

23.07.2018

Gergin bir telden ne kadar farklı ses çıkabilir ki? Telli çalgıların çok sesli olmasının nedeni en az iki telli olması. Ağız kopuzunda tek tel var; ama onun da kenarlarında telden biraz kalın olsa da tele çarpıp titremesini sağlayacak iki parça var. Yani bir telden bir tek ses çıkar ve o tel bir çalgıyı oluşturamaz…
Ne var ki, ben rüyalarımda bir tek telden istediğimi çalabileceğim bir çalgı olarak yararlanmaktaydım. Bir tek, incecik telden…
Dümdüz, en ufak bir pürüzü ya da fazlalığı bulunmayan, yaklaşık otuz santim uzunluğunda bir telden…
Hafif paslı görünen; ama pas kokmayan bir telden…


Arkadaşımla konuşarak yürürken; tam söylediğim gibi bir tel görmüştüm yerde. Hem de ayaklarımın tam önündeydi teli gördüğümde.
eğilip aldım, kokladım. Pas kokuyordu; ama dürüp büküp; kaşla göz arasında cebime koydum.
İnsanlardan ayrılıp evime geldiğimde, teli çıkardım. kat yerleri belli oluyordu. Oysa rüyalarımdaki tel öyle değildi. Ne olursa olsun dümdüz kalıyordu. Yine de parmağımla tıngırdatmayı denedim.
Tabii ki, hiç ses çıkartmamıştı.

Kategoriler
edebiyat Genel

08.04.2018

Belinden,ki cep telefonu kılıfının mıknatıslı kapağını açıp bir alet çıkarttı. Şu genelde eski moda cep telefonlarının büyük, erkeksi, bele takılan kılıflardandı ve mıknatıslı kapak kapanırken tok bir ses çıkıyordu. Bu ses de oldukça erkeksi sayılırdı. Bununla beraber, ne o erkekti, ne de kılıftan çıkardığı şey bir cep telefonuydu.
Belindeki kılıftaki şey, onun bizzat icat ettiği bir araçtı. İnsanlararası duygusal enerjiyi ölçen bir araçtı; ama bir müzik çalar gibi görünmekteydi.
Cihazın hafızasında gerçekten hoşuna giden müzikler vardı ve insanlar onda radyo falan da dinleyebiliyorlardı. Hatta bir psikolog olduğu ve evlilik terapisi yaptığından bu aleti mesleğinde de kullanıyordu. Tahmin edilebileceği gibi epey işine yarıyordu.
Bu kez cihazı sadece müzik dinlemek için kullanmak amacıyla çıkarmıştı kılıfından.
Kulaklıklardan ikisini de kendi kulağına takmıştı ve cihaz ‘uyumsuz’ sinyali vermişti.
İlginçti, oysa cihazda hiçbir bozukluk yoktu.