01.03.2019

‘Mini minnacık örümcek oluğa tırmandı, Yağmur yağdı, Örümcek aşağı yuvarlandı.’ Bir nokta konmuştu. Cümle sonlanmıştı çünkü. Şarkıdaki ‘sonra’dan haberi yoktu mini minnacık örümceğin. ‘Sonra… Güneş açtı, oluğu kuruttu.’ Mini minnacık örümceğimiz, arkasına bakmayabilir, oluğun kuruma ihtimalini görmeyebilirdi; umursamayabilirdi bunu. O oluğa tırmansa ne olurdu ki? Örümceğin amacı neydi? Oluğa tırmanmaktan başka yol yok muydu yaşamına […]

06.06.2018

Keder insanın yüreğine örülen yapışkan, zift kokan bir örümcek ağıdır ve yanıcıdır. Cehennem ateşi gibi, yansa da yenilenir yürek ve bir daha, bir daha, bir daha yanar. Bu ağı ören bir örümcek yoktur ya da kendisini çok iyi gizlediği için izine bir türlü rastlanamaz. Bu ağa her şey yapışır ve sanki yapışan her şeyin ruhu […]

10.04.2018

Fotoğraf çekmek onun için çok önemliydi. Zamanı dondurduğunda damarlarındaki zafer… Bunun için en uygun anı bulup çıkardığını bilmek… Herkes onun çektiği fotoğrafları severdi. Dijital fotoğraf makinesi kullanmazdı. Kendi fotoğraf makinesini kendi yapmıştı. Toplamıştı demek daha uygundu aslına bakılırsa. Kileri karanlık oda olarak düzenlemişti. Yaşamak için çalışması gerekmeyeceği kadar varlıklı olduğundan, o da bunun yerine tüm […]

29.03.2018

Kar yağıyordu. Usul usul yağıyordu. Yere düşen her kar tanesini duyabiliyordu. Bu sesler ona huzur veriyordu. Bir ağaç kovuğunu birkaç gündür mesken edinmişti. Hatta sağ olsun örümcekler bir pencere bile örmüşlerdi. Hem o yararlanıyordu bundan hem de elbette örümcekler. Ağların ısı yalıtımlı olduğunu keşfetmişti. Ya da zaten üşümemekteydi. Hangisinin geçerli olduğundan pek emin değildi. Zaten […]