Kategoriler
edebiyat Genel

12.01.2020

Düşünüyordum. Bilmek istiyordum…
Kim olduğumu, ne istediğimi…
Boşluktaydım çünkü. Yaptığım hiçbir şey anlaşılmıyordu, b

Kategoriler
edebiyat Genel

02.04.2019

Taştan bir yatağın üzerindeydi. El ve ayak bileklerinden bağlanmıştı. Buraya nasıl geldiğini hatırlamamaktaydı. Açık havadaydı; ama gözleri bağlanmıştı. Nerede olduğunu anlayamıyordu. Sadece havalandırılmış, verimli toprağın kokusunu alıyordu. Muhtemelen sürülmüş, belki de tohum atılmış bir tarladaydı. Bir tarlada neden taş bir yatağın bulunduğu, mantıkla ya da iyi niyetle açıklanacak gibi değildi ona göre. Ve neden bileklerinden yatağa bağlanıp gözlerinin, kumaş bir şeritle sıkıca sarıldığı…
Vücudunun hiçbir yerinde herhangi bir acı hissetmiyordu. Henüz…
Bir çocuğun hafif ellerinin gözlerindeki şeridi çözdüğünü hissetti. Yanılmamıştı. Sürülmüş bir tarlanın kenarındaydı ve gözlerinin bağını çözen, uzun ve bol tuniği sebebiyle cinsiyeti belli olmayan bir çocuktu. Çocuk onlu yaşlarındaydı; ama gözlerinde çelik bir ışıltı vardı. Niyetini bilmese de; gözlerindeki sertlik, içinde bulunduğu muammanın bir parçasıydı.
Karşıma geçip beklemeye başladı. Diğer arkadaşlarını bekliyor olmalıydı.
Neden? Ona ne yapacaklardı?
En son ne olmuştu? Neyi hatırlıyordu?
Yatağında radyo dinlemekte olduğunu…
Yalnızca rock müzik çalan bir radyoydu. Sadece onu hatırlıyordu. Dinlediği son şarkı… Hayır, aklına gelmemişti.
Hafızasını yokladı. Geri kalan her şeyi hatırlayabiliyordu. Normal bir adamdı. İri yarı olmasa da birkaç çocuğun onu nasıl buraya getirebildiğine şaşıyordu.
Uzaktan iki üç yaşında bir çocuğu elinden tutan başka bir çocuk gelmekteydi. İki üç yaşındaki çocuk, tuhaf görünmekteydi.
Onu elinden tutan, yumuşak ve ince bir sesle konuşuyordu. Bir kız çocuğu olmalıydı. O da aynı tuniği giyiyordu.
Küçük çocuğun eline bir kağıt ve bir kurşun kalem verdi ve ona anaç bir sesle resim yapmasını söyledi.
Çocuğun yaptığı resmi görmemiştim; ama bu kağıdı üçgen şeklinde katlayarak kesin fakat yumuşakça ağzımı açmamı sağladıktan sonra ağzıma soktu. Yutmam isteniyordu bu kağıdı.
Bunun için mi? Bunun için mi getirmişlerdi onu buraya?
Sonra hatırlayamadığı bir şekilde evinde buldu kendisini.
O günden sonra bilmesi gereken her şeyi bilip; vermesi gereken her kararı netliklikle vermeye başladı.

Kategoriler
edebiyat Genel

03.03.2019

Bir yıldıza bakmak ve bir yıldızı resmetmek aynı mıdır?
Bir yıldızı resmettiğinde bakılacak bir yıldız daha yapmaktan başka bir şey yapmış olur musun; yoksa…
Bir yıldıza baktığında yıldız gözlerinden girip zihnini beslemekten başka bir şey yapabilir mi; yoksa…
Evrenin bir yerinde, güneşimize bakan birileri de benim düşündüğüm şeyi düşünmüş müdür?
Onun “bir yıldız”ı bizim “güneş”imiz olmuş mudur?

Kategoriler
edebiyat Genel

01.12.2018

Bir delgecin haznesindeki küçük yuvarlaklardan bir sürü şey yapan bir çocuk olmak; bunun için devamlı kağıtları; hatta kitapları delmek, o yuvarlaklarda kalan harflerle bir şeyler yazmak; ama şekil vererek… Sözgelimi bir kelebek yaparak; ama dikkatli bir gözün seçebileceği bir metni içinde barındıran bir kelebek…
Böyle bir çocuk olmak ayrıntıları sevmemi sağlamış olabilir mi? Onlarla uğraşmamı, oynamamı…
Babam bir yayınevi işlettiğinden, benim çocukluğumu onun ofisinde geçirdiğimden mi kaynaklanıyordu? Evet…
Bir resim defterine hem bir sürü resim yaptım, hem de bir kitap yazdım. Kalın bir resim defterine…
Ne mi yazıyordum? İnsanlardan bahsediyordum. Ne mi yapıyordum? İnsanları benzettiğim hayvanları yapıp; söz konusu insanı neden resmini yaptığım, daha doğrusu yapıştırarak oluşturduğum hayvana benzettiğimi açıklayan biraz şiirsel şeyler.
Sonra da büyüyüp bir psikolog oldum. Eh, tahmin edilir bir eylemde bulunmuşum öyle değil mi?
Ama sonra, yani şimdilerde, danışan beğenmediğimden, yani kendime hasta beğendiremediğimden sıfırı tüketip bir kağıt toplayıcısı oldum.
Çocukluğumdan beri sevdiğim işi yapıyorum anlayacağınız.
Topladığım kağıtlardan gözüme kestirdiklerimi, kadim dostum delgecimle delip yazıyor, yapıştırıyorum. İnsanları resmediyorum yine. Belki, bu defterleri, resmi oluşturan yuvarlaklardaki harfleri fark eden birisine hediye ederim.
Tabii herhangi biri fark ederse…

Kategoriler
edebiyat Genel

31.10.2018

Kapısına yapıştırdığı, üzeri çizgilerle dolu sağlam kartona baktı. Sabahtı. Henüz kalkmış, her sabah yaptığı gibi, kalkar kalkmaz elinde kalem, kendisini kartonunun başında bulmuştu. Rüyalarını çizmek için. Daha önce çizdiği kartona, diğerlerine; diğer günlere kaynaştırarak çiziyordu. Hangi çizgi hangi günün, anlaşılmıyordu bile. En azından dikkatli bakmadığında.
Yüzlerce karton tükenmişti. Daha da doğrusu tamamlanmıştı. Bir tek boşluk yoktu onlarda. Bu karton da bitmek üzereydi.
Bunu , yani bu eylemi neden yaptığını, sorsalar açıklayamazdı.
Ta ki bu sabahın son çizgisine dek…
Evet, şu an itibariyle, son on yıldır sebepsizce yaptığı şeyi açıklayabilirdi artık.
Anlamlı bir şey çıkartmak için yapmıştı tüm bunları. Karton bittiğinde, anlamlı bir resim çıkartmak için.
Hiç kimse, bu kartonlardaki çizgilerin onun rüyalarının izdüşümü olduğunu bilmiyordu. Herkes onu garipsiyordu bunun için. İş çığrından çıkmasın diye, sinirlendiğinde kendisini yatıştırmak için rastgele çizgiler çizdiği yalanını uydurmuştu insanlara.
Oysa, o sabah, yani her şeyi anladığı sabah, odasına bir şey sormak için giren ev arkadaşının ‘Sonunda bir şey yapmayı becerdin be hocam! Ne güzel bir darağacı olmuş bu. Dün gördüğümde tahmin bile etmezdim bu çizgilerden böyle bir şey çıkacağını vallahi. Helal olsun…’ demesi de kendi gördüğü şeyi doğrulamıştı.
Darağacını işlevsel kılmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.