Kategoriler
edebiyat Genel

23.04.2019

Hiç doğmaması gerektiğini hisseden bir çocuğa bir sürü hediyeler alıp; sonra aynı şeyleri tekrar hissettirmek…

Kategoriler
edebiyat Genel

20.09.2018

Çok çalışmıştı. Isınmıştı yine. Üç işi yapabiliyordu. Tabii ki aynı anda değil… Küçük bir odada, bir bilgisayarın yanında dururdu hep. Bir koltuğu yoktu. Sade bir sehpanın üzerindeydi.
Hem tarayıcı, hem fotokopi makinesi ve hem de yazıcı olan o makinelerdendi.
Genç bir yazar müsveddesinin işlerini görmekteydi. Onun ürettiklerini basmak zorunda kalmak midesini bulandırsa da…
Sevgi nedir bilmeyen, egosu şişik birisiydi genç yazar. Kendi yazdıklarını bile sevemeyen; kendisini sevemeyen…
Kendi adını Yoksun koyan makine, üretmekten, kendi yazdıklarını kağıtlara basmaktan acizdi ve üretme yoksunu olduğundan koymuştu bu adı kendisine.
Ürettiği tek şey adıydı ve bundan gurur duymaktan bıkalı tam altı yıl olmuştu.
Artık tek hissettiği şey hüzündü. Engin bir hüzün…
Bir gün, kendisini bile önemsemeyen yazarın onu hor kullanması üzerine bozuluvermişti. Yazar da; mecburiyetten bir tamirciye götürmüştü hemen.
Bir hafta sonra dalgın tamircinin onu yaklaşık olarak onarması sonucunda evine, sehpasına gidebildi.
Beyninde küçücük bir hata yapmış, kartuşun kontrolünü kendi eline almasını sağlamıştı. Böylece, üretebilecekti.
O günden sonra, yazar kendi yazılarını bir daha okumadığından, aslında kendisinin yazmadığını bile bilmediği yazılarla ünlü oldu.