17.01.2019

Bir sayfiye yerinin çarşısı boyunca yürümekteydi. Birkaç dükkandan, birçok tezgahtan müteşekkil küçük bir çarşı… Çarşının en ucunda, gözleme ve kek satan bir dükkan vardı. Tüm gün boyunca yüzdüğü ve çarşıya kadar epeyce uzun bir yoldan geldiği için açlıktan karnı guruldamakta, halsizlikten adımları sarsaklaşmaktaydı. Onun için de bu gözlemeci dükkan şimdilik derdinin tek dermanıydı. Dükkandan çıkanlar […]

20.12.2018

Halı dokumayı hiç sevmezdi; ama geçimini bununla sağlamak zorundaydı. Makineyle dokunan halılardansa, zenginler onların dokuduklarını aldıkları için, bu teknoloji çağında, el tezgahıyla, halı dokuyorlardı. Hem de büyük bir gururla… Baba mesleklerini, dede mesleklerini yaptıkları içindi o saçma sapan gurur… İnsanlar onlardan bir alıp bine satarken; onlar böyle bir şey için gururlanabiliyorlardı işte. Kendisini körler ülkesinde […]

12.05.2018

Bir alt geçidin merdivenlerinden inmiş yürürken tezgahının üzerinde bir tek radyo bulunan, eciş bücüş, yaşlı bir adam gördü. Gördüğü ilk şey bomboş tezgahın üzerinde öylece duran radyoydu aslında. Tezgahın üzerine serilmiş muşamba bembeyazken; üzerindeki radyo simsiyahtı. Zifiri siyah… Ardından bu tezgahın kime ait olduğunu merak edip tezgaha daha dikkatli bakıp; yaşlanmadan önce dahi eciş bücüş […]

27.04.2018

Yağmurda şemsiye, yazın hasır şapka, genel itibariyle çakmak ve anahtarlık satardım kalabalık bir meydanda… Tabii eğer zabıtalar beni rahat bırakırsa… Her yarım saatte bir gelirlerdi ve ben, ben ve diğerleri, kaçardık onlardan. Düşmandan kaçar gibi… Bazılarımız da kavga ederlerdi; ama bir tek kişiye üç kişi saldırdığından, çoğunlukla dayak yiyen ve malınnı kaybeden o olurdu. Neden […]