Kategoriler
edebiyat Genel

06.03.2018

Bıktım artık! Tüm gün yalnız kalmaktan bıktım! Her akşam onları beklemekten, kakamı ve çişimi bir gün boyunca tutmak zorunda kalmaktan, bütün gün boyunca devamlı havlamaktan ve bir tabakçık yemeğimi azar azar yemekten başka hiçbir şey yapmamaktan bıktım!
Bıktım artık anlıyor musunuz! Doğama aykırı bir şekilde kapalı bir yerde bir gün boyunca volta atmaktan bıktım! Türdeşlerinizi suç işlediğinde hapse atıyorsunuz anladık da; neden, neden bizleri de buna maruz bırakıyorsunuz? Sevimli olduğumuz için mi? Egonuzu tatmin etmek için mi? Tasmamızı aldığınızda sevinçten havalara sıçrayışımızı izlemek hoşunuza mı gidiyor? Siz geldiğinizde kapıda beklediğimizi görmek, topu getirmemiz, terliklerinizi vermemiz, sizi yalamamız…
Evi de korumuyoruz ki. Bir sürü kilit var, ben olsam ne olacak?
Ben pençe ve dişlerimi kullanarak kazanmak istiyorum yemeğimi. Taşlaşmış, tuhaf kokan, o şeylerden yemek istemiyorum. Hareket etmeyen, hep aynı tadı taşıyan saçma sapan şeylerden… hem ağzım leş gibi kokuyor onları yediğimde.
Ben kakamı yaparken sıkboğaz edilmek istemiyorum. Yüzüme bakıldığında yapamıyorum şu mereti işte. Ne yani, ben utanamaz mıyım? Tıpkı kötü koşullardaki bir hapishanenin açıktaki bir tuvaletinde gibi hissediyorum. Ya da tuvalete gitmek için gardiyanın nezaretini bekleyen biri gibi. Hoş gibisi yok bunun. Tastamam öyleyim işte.
‘Sadık,’ diyorsunuz bizlere. Başka ne çaremiz var ki? Sürü halinde yaşamayı seviyoruz biz. Sadakatimiz bundan.
Ama…
Artık buna bir dur demenin zamanı geldi çoktan.
Bir gün önce kakamı yapmadım. Bugün yemeğimi de yemeyeceğim. Kakamla yemimi bir araya getirip bir resim yapıyorum şimdi. Hem de halının tam ortasına.
Resimde bir insan ve bir köpek var. Olduğu gibi… Bir tasmayı çekiştiriyor etrafta da demir parmaklıklar var. Köpekle insan yan yana; ama parmaklıklar sadece köpeği kapsıyor.


Resmi gördüler. Hiçbir şey değişmedi. Bir şey hariç. Artık canım sıkılmıyor. Bana resim malzemesi aldılar ve ben resim yaparken bir sürü insan beni gözlüyor. Devamlı okşuyorlar beni. İnsanların ellerini yalamaktan dilim pörsüdü. Şu kürek mahkumları gibi hissediyorum. Dilim kürek ve ben devamlı kürek çekiyorum.

Kategoriler
edebiyat Genel

30.01.2018

Neyi beklediğimi bilmiyordum. Gelmiyordu işte ve ben tam iki buçuk saattir onu bekliyordum. Parktan o kadar çok insan gelip geçmişti ki… Sadece ben ve güvercinler için yem satan kadın sabit kalmıştık. Ha, bir de sivil polis olan boyacı…
İçimdeki küçücük bir hissin geleceğini söylediği için beklemeye devam ediyordum. Hissin doğru olup olmadığını bilmek için… Geldikten sonra ona başımla selam verip uzaklaşmayı planlıyordum. Gelirse tabii…

Güneş batmıştı ve ben hala bekliyordum. Artık beklemek o kadar güzelleşmişti ki, gelmesini uman küçük ses susmuştu. Tek umrumda olan şey beklemek olmuştu.

Aya bakarak bekliyordum. Ve yıldızlara…
Hayal kurmuyordum artık ona ilişkin. O kadar pamuk ipliğine bağlı, hafifçecik bir huzurla dolmuştum ki, içimdeki huzuru hayal kurarak dahi bozmak istemiyordum.

Karanlığa gözlerimi dikmiş bekliyordum…
Tuvaletim gelmişti. Huzurum dağılmıştı böylelikle. Tuvalete gittikten sonra beklemenin bir anlamı kalmayacaktı. Ben de artık beklemedim, beklemeyecektim…