Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
11.01.2020
Bir ergen bile olduğu anlaşılamayan, sessiz bir kızdı. Çocukken de bir çocuk olduğu anlaşılamamıştı. Ergenlerin hep söylediğini o yaşamıştı. Onu gerçekten kimse anlayamamıştı.
Herkesin en iyi arkadaşı, can yoldaşı olabilirdi. Yani kim derdini anlatmayan, her şeye razı olan, her an orada bulunan birisiyle arkadaş olmazdı ki?
Yanında hiç kimse olmadığında, yani serbest bırakıldığında, kulaklığını kulağına takar, bir noktaya bakıp öylece, saatlerce kalırdı.
Bir gün yatarken kulaklığıyla uyuyakalmıştı. Anneannesi, bir odalık bir evde ikisi kalıyorlardı, yattığı kanepeye yaklaştı ve sonunda, kulaklığın birisini çıkartıp kendi kulağına taktı.
Oydu! Torunuydu! Kim derdi ki bu kadar güzel bir sesi olacağını bu kızın… Bir melek gibiydi. Söyledikleri de farklıydı. Hiçbir yerde duymadığı sözler. Torunu mu yazmıştı bu sözleri yoksa?
Acaba nerede söylüyordu bu şarkıları? Sanki yankılı bir yerde? Sanki dışarıda, açık havada?
Başka bir şarkıya geçti sonra.
Yok yok, bu bir şarkı değildi…
Bir ulumaydı… Torunu muydu; yoksa bir kurt mu? İlk uluyan gerçekten torunu da olsa; birkaç dakika sonra ona eşlik eden ses kesinlikle bir kurdun hançeresinden çıkmaktaydı.
Kulaklığı kızın kulağına taktı. Elini dizine bir şeyi silkelercesine vurdu; anlamaya bile çalışmadan, yaptığı işe geri döndü.