Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
26.04.2018
Çok yorgundu. Vücudunun her santimi çözülmüştü sanki. Derisi vücudunu kaplamaktan, damarları kanını taşımaktan, kanı bir temizlenip bir kirlenmekten ve devamlı hareket etmekten bıkmiştı ve bu bıkkınlık, vazgeçmişlik, vücudunu oluşturan tüm atomlar için geçerliydi.
Bu durumun somut bir nedeni yoktu. İşi güzeldi, seviyordu işini. Bir tiyatro sahnesinde kostümlerden sorumluydu. En devasa sorunlara en pratik çözümler bulmakta usta olduğu için oyunlar hiç sınırlanmadan oynanabiliyor, çok daha gerçekçi görünüyorlardı seyirciye. İş arkadaşlarıyla da bir sorunu yoktu. Üzerine sinen bıkkınlığı bile anlayan yoktu. İyi idare ediyordu. Canlı duruşundan taviz vermiyor, fazlasıyla enerjik görünüyor, evine girene kadar hiperaktif bir insan profili çiziyordu. Evine girdiği an kendisini bırakıyordu. Neferet ettiği yorgunluğu onu ele geçiriyordu. Bununla birlikte, kapı çalındığı an yine değişiyordu. Kapıyı çalan, on saniyeliğine gördüğü, çöp almaya gelen kapıcı olsa bile bir şey değişmiyordu.
Bir gün, kostümünü hazırladığı bir oyunu, boş bir koltuğa oturup seyretmeye başladı. Seyretmeye çalışmaya… Onu görecek kimse olmasa bile yorgunluğunu sezdirmemekte epey idmanlı olmasına rağmen, tiyatrınun gerçekçi hhavası bunu zorlaştırmıştı. İyi ki salın karanlıktı…
Oyun bitip salondan çıkmak için hareketlendiklerinde, yanındaki koltuktan kendi vücudunu kaldırmaya çalışan, oraya annesi olması kuvvetle muhtemel bir kadınla gelmiş olan çocuğu gördü. En fazla on yaşlarındaki çocuk, henüz o kendisindekine eş bıkkınlığı kamufle edecek kadar uzman değildi.
Heyhat, çocuğun daha yaşayacak yılları olmalıydı önünde ve bunun çocuk için ne ifade ettiğini çok iyi bilmekteydi.