Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
18.12.2022
Onun beni sevmesini istemiyordum. Evet, özellikle benden uzak durmasını istiyordum. Sevgisi benim için yükten başka bir şey değildi. Sevgisine ihtiyacım yoktu, kendimi sevmeye ihtiyacım vardı. Sevmediğim birisinin beni sevmeye çalışması bile kendimden iğrendirebilirken kendimi sevdiğime bana kim inandırabilirdi!
Onun sevgisi soyadımın değişmesine sebep olacaktı. Kimliğimin, evimin ve muhtemelen inançlarımın… Hem de daha onu sevemeden.
Yani bir hiç için. Onun, boş ve loş sevgisi için…
Bir yüzük vermişti bana. Bir sürü mücevher daha ama en son o lanetli yüzük…
Neden? Kendimiz gibi bir aptalı yasal yollarla üretebilmemiz için mi?
Yaşlandığımızda, birbirimizin yaşlı kokan vücutlarına tahammül ediyormuşuz gibi yapıp yalnız olmadığımıza inanmak için mi?
Yalnız ölmeyeceğimiz yanılgısıyla iki kat ıssız ölmek için mi?
Devamlı tartışmak, sonra eğer tartışabiliyorsak birbirimizi hâlâ sevebildiğimize inanmaya çalışmak, böylelikle kendimizi bir kat daha kandırmak için mi?
Ve susmak, suskunluğumuzu bile bıkkınlıktan çok sevgiye yormak ama bunların hepsinden, her şeyden ölesiye yorulmak için mi?
Eh, bunların hepsini çok çok iyi bilsem de domuzluğuna yüzüğü almış, sevgisini, şüpheli sevgisini kabul etmiştim.
Başka ne yapabilirdim?