Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
16.03.2019
Sınıfa girdi… Askılıkta hiçbir şey yoktu kancalardan birine takılan bir askı hariç.
Bu durumu saçma buluyordu artık. Zaten askılık olan bir şeyde neden askıyla asılırdı ceketler? Askıya gerek yoktu ki… O askıyı, kesin titiz bir genç koymuştu oraya ve almayı unutmuştu muhtemelen.
Eskiden kendisi de öyleydi. Tuhaf huyları vardı okuldayken. Mesela, her sabah ağzı güzel koksun diye bir dal maydanoz çiğnerdi. Uyumadan önce, diğer arkadaşlarının nefeslerini dinler, herkes uyuduktan sonra uyurdu. Dolabı asla dağılmaz, sırası bozulmazdı. Yemekhane ve temizlik nöbetlerinde yanına kimseyi almaz, her işi kendi yapardı.
Zaten arkadaşı yok gibi bir şeydi. Herkesle konuşurdu ama onun için kimse özel değildi o zamanlar.
Aslına bakılırsa şimdi de öyleydi. Yatılı okulda bile birisiyle samimi olmayan birisinden ne beklerdiniz ki?
Samimiyet ona göre değildi. Kendisiyle bile samimi olduğu söylenemezdi. O sadece bir şeyler yapardı o kadar. Zaten düşündükleri de hep bir şeyler yapmakla ilgiliydi. Kişisel şeyler değildi.
O sınıfa, camından atlamak için girmişti. Yani yine bir şey yapmak için… Düşünmeden…
Neyi neden yaptığını samimi bir şekilde kendisine sormadan…