Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
29.11.2018
Bir yanardağın içindeki yuvasından çıktı. Biraz dolaşacak, görünmezliğinin yasını bir gün daha tutacaktı. Ölümsüz yaşamında, bir günün herhangi bir önemi yoktu elbet ama hep gözleyip hiç görünmediği insan alemi için önemli bir zaman dilimiydi gün.
Evet, o bir cindi. Bazı insanların kullandığı tabirle bir üç harfli…
ki o ‘üç harfli’ tabirini yeğlerdi. Kendi kendisine bir oyun oynardı.
“Cin” değil de ‘aşk’ demek istemiş gibi yapardı birisi kendi cinsleri için ‘üç harfli’ dediğinde.
Mutlu olurdu o zaman.
Cinci olduğunu söyleyen hiç kimse onu görmemişti. Yalan mı söylemişlerdi? Yalan falan bilmezdi onun cinsi oysa. Onun için tuhaf gelirdi insan ilişkileri ona. Yine de görünmek isterdi onlara.
Bir cinsiyeti olmayan cinlerdendi; ama aşkı isteyen, bunun için insanı tercih eden. Acıyı seven, bağlanmayı sevmeyen…
Bunun için kısa ömürlü yaratıklardan hoşlanıyor olmalıydı. Görünmediği için imkansızlık barındırdığı için bolca acı olması da cabası…
Ne var ki, bir gün şans ona güldü ve cinci olduğunu söylemeyen, hatta cin aleminden bihaber olan bir adam onu gördü.
Adam onu gayri insani oluşuyla gördü hem de; ama konuştu. Konuştular,
birbirlerini tanıdılar ve sonunda aşk oldu aralarında. Belki de önce olmuştu… Bilinmezdi ki…
Sonra bir çocuğu oldu. Kendisine bir cinsiyet belirlemişti çünkü üremek için.
Adam öldü, çocuk büyüdü, çocuk öldü…
Belki de bir göz açıp kapayana kadar olmuştu her şey. Belki bunun için bunca değerliydi.
Artık o gerçekten bir üç harfliydi.
‘aşk’