Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
05.08.2020
Her fırsatta olmayan sakalını sıvazlıyordu. Bu bir alışkanlık olamazdı; çünkü doğuştan köseydi. Bir yoksunluğun kızgınlığından ötürü süregelmiş bir alışkanlıktı belki. Yüzü sıvazlanmaktan hep kıpkırmızı olurdu. Çift tarafı da. Köse olmak ağır gelmezdi de; köselerin sahtekâr olduğu inancı ve bunun her fırsatta, her tipten insanın karşısında biraz olsun çekinmeden; ne düşüneceği umursanmadan dile getirilmesi her defasında canını yakardı. Aynı derecede. Zannederdiniz ki, böyle bir şeye alılışılırdı. Duyarsızlaşırdı insan. En azından öyle olmalıydı; ama o her defasında aynı acıyı çekerdi.
Kurnaz bir insan olmayı istemediğinden değildi. En azından söylendiği ya da sanıldığı gibi olsa canı o kadar yanmazdı. Ne var ki, mizacı öyle değildi. Şeffaf bir adamdı. Oysa hiçbir zaman güvenmemişlerdi ona. Aslına bakarsanız bu onu korumuştu. Aksi hâlde herkes onu kullanırdı. İnsanlar duygularını gizlemediği için onları önemsemezlerdi. Oysa şimdi, şeffaflığı bir hile gibi algılanıp; gerçek duygularının arasından ipuçları devşirmeye çalışıyorlardı hiç olmayan asıl duyguları çözebilmek için. Dolayısıyla üzerine daha çok düşüyorlar, onu normalde olacağından çok daha azla önemsiyorlardı. Sahtekâr olduğu için… Onu sevdiklerinden değil de; ondan korunmak için.
Ve hep haklı çıktıklarını düşünüyorlardı. Çünkü hep ona yanlış davranıyor, söylediklerini zihinlerinde çarpıtıyor, resmen kendilerine zarar vermesini sağlıyorlardı. Söylediği bir uyarıyı dinlemiyorlardı ve zarar görüyorlardı meselâ. Sonra da onun sahtekârlığından ötürü zarar gördüklerine inandırıyorlardı kendilerini.
Yaşlanmıştı… Hâlâ olmayan sakalını sıvazlıyordu. Sadece birbirine uzak birkaç evin bulunduğu bir köye park etmişti bedenini. Oradakiler de aynıydı. Aksi bir umudu olduğundan değil…
Ama en azından sayıları azdı ve daha az sıvazlamaya başlamıştı olmayan sakalını. Belki de; hepsi ölürse hiç sıvazlamazdı. Sakalı olan ya da olmayan kimse olmazdı çünkü.