Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
26.03.2025
“Seni şuracıkta bırakacak olsaydım ne yapardın?”
“Bilmiyorum. Neden bırakacakmışsın ki? Bırakma beni.”
“Bırak şimdi, sen ne yapardın onu söyle.”
“Arabalardan geçerken sağa sola bakar öyle geçerdim. Yolu bilmiyorum ama birisine sorardım. Bana yabancılarla konuşma demiştin ama konuşurdum çünkü beni bıraktın sen.”
…
“Seni şuracıkta bırakacak olsaydım ne yapardın?”
“Hiiiç.”
“Söylesene, ne yapardın?”
“Burası çok sessiz, araba yok. Ama köpekler var diye elime şu dalı alırdım. Ama benden kaçmazlar. Ben küçüğüm. Sonra beni ısırırlardı çünkü sen beni bıraktın.”
…
“Seni şuracıkta bırakacak olsaydım ne yapardın?”
“Yanımda para var, harçlıklarımdan biriktirdim. Onunla taksiye biner eve gelirdim.”
***
Aradan uzun yıllar geçmişti. Sen artık yoksun ama ben, en mutlu olduğum zamanlarda, özellikle arkadaşlarımın ve sevgililerimin gözlerine bakarken duyuyorum bu tehditkâr soruyu.
“Seni şuracıkta bırakacak olsaydım ne yapardın?”
Tonlar değişiyor. Sevdiklerin ses tonlarına bürünüyorsun hep. Biliyorum, bu sensin ama ben onlar zannediyorum soruyu soranı. Yok zan değil bu. Zorla yüreğime ve zihnime tıkıştırdığın o leş kokulu çorabın. Korku da değil. Bir çoraptan korkmazsın. Başkasına ait olan bir çoraptan iğrenirsin sadece.
Sayende herkesten iğreniyorum işte ben de.
Bir köpek yavrusu evlat ediniyorum. Kendimi sevdiriyorum. İyice bağlıyorum. Bu hiç de zor değil. Sonra da onu bir yerde öylece bırakıyorum.
Ve kendimden de iğreniyorum.
Öldüğümde bir mezara gömmeseler keşke beni.
Keşke seni de gömmeseydim.
İçimde koktuğun gibi kokardın böylece.
Köpeği aramaya çıkıyorum bıraktığım yerde.
O beni buluyor.
Hiçbir şey olmamış gibi üzerime koşuyor mutlulukla. Çoraplarımı koklayıp elimi yalıyor. Karşımda karnını açıyor.
Ağlıyorum.
O da benimle ağlıyor.
Hayatımda belki de ilk defa…
Ferahlıyorum!