Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
29.12.2017
Bilmediğim bir şehirde, bilmediğim bir meydandaydım. Galiba şehrin en büyük meydanıydı. Yürürken birden gelen bir sesle irkildim. Mikrofona vurularak yapılan “pat” sesiydi. Ardından;
“Ses kontrol bir-ki,” demişti gevrek bir ses. Etrafıma baktığımda, öylesine kondurulmuş bir yükseltinin üzerine çıkmış, elinde bir mikrofon, kısa boylu, tombulca bir adam gördüm.
Adam mikrofona eko verip o gevrek sesini bir miktar daha tacayipleştirdikten sonra konuşmaya başladı. bir şeylerle uğraşıyordu bir yandan da. Sonradan o şeyin gürültülü bir müzik arayışı olduğu anlaşılmıştı; çünkü adam konuşurken bir anda gürültülü bir müzik yayını başladı koskoca meydanda.
Mikrofonun sesini biraz daha açtı ve hoş geldiniz faslından sonra bir çekilişten, muhteşem ödüllerden bahsetmeye başladı. Herkes bir numara çekecek, o numaralarla bizzat çekiliş yapacaktı. İnsanlar akın akın o yükseltiye gidip kağıt çekmeye başlamıştı. Bedava bir çekilişti.
Her ne kadar bir çapanoğlu arayacak kadar paranoyak biri olsam da biraz eğlenmeye, şansımın yaver gitmesini umut etmeye ihtiyacım olduğundan ben de bir numara aldım.
‘357’
Sıradan bir numaraydı işte. Toplamı on beş ediyordu. Hatta bir ve beşin toplamı da altı…
Etrafta dolaşıp o iğrenç müziğe ve o gevrek, ekoyla iyice tuhaflaşmış; ruhsuz sese tahammül etmeye çalışıyor, bekliyordum. Bu ruhsuz sesten iyi bir şeyin çıkıp çıkmayacağını sorguluyordum diğer yandan.
“357…”
İlk çıkan numara benimkiydi. Adamın yanına gittim, kükürt ve ter kokan vücuduna temas etmemeye çalışarak paketi almak için uzandım. Paket yoktu ama. Bir kolye poşeti gibi alttan yapışkanlı bir poşet içinde incecik bir kağıt vardı. Paketi açtı ve kağıdı çıkarttı. Bir çıkartmaydı bu. Daha doğrusu geçici bir dövme…
Onu almak için uzanmakta ısrar eden elimin üzerine el çabukluğuyla yapıştırıverdi dövmeyi. Ne olduğuna bakamadan hem de…
Birden kendimi bir eğlence merkezi gibi yapay bir yerde buluvermiştim. Bu tür yerlerden de nefret ederdim üstelik…
Bir ses kaydı bangır bangır bağırıyordu yine.
“çekilişevren’e hoş geldiniz. Hayatınız boyunca sizi burada ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyacağız…
Burada her şey çekilişle yapılır… Alenen…
Özgür iradenizi elinizden büyük bir mutlulukla alıp size şansı, şanssızlığı ve umudu büyük bir cömertlikle vermekten gurur duyuyoruz… Bizi seçtiğiniz için teşekkür ederiz…”