Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
20.02.2023
Cebinden sigara tablasını çıkarttı. Plastik çakmak tablanın içinde incecik bir kayışa tutturulmuş duruyordu. Onu da bir sigarayla birlikte tabakadan çekti. Bu sigaraları akşamdan kendi elleriyle sarardı. Tütünü kendi toplar kuruturdu. Topraksız tarımla hem tütün hem de kenevir yetiştirir, sigarasını bu karışımdan ve başka şeyleri de katarak yapardı. Mesela birkaç adaçayı yaprağını toz hâline getirmişti. Birkaç karanfil, bir tutam toz tarçın…
Bir düğünde şarkı söyleyecekti. Hayatında ilk defa… Arkadaşının düğünü olsa da düğün gibi bir yerde şarkı söylemek onun yapacağı bir şeye hiç benzemese de yine de yapacaktı. Çok iyi anlaştıkları da söylenemezdi üstelik. Damadı tanımıyordu. Umurunda olduğundan değil…
Yanında orkestrası yoktu. Sadece gitar ve kendisi. Düğün orkestrasından yararlanmayı düşünmüyordu bile.
On dakika sonra sahneye çıkacaktı. Her şey hazırdı. Sigarası da bitmişti. Anons edildi, sahneye çıktı, alkış aldı ve başladı.
Ama bir tek şarkısının bir tek sözünü bile anımsamıyordu. Her şarkısının her kelimesini kendi yazıyorken bu tuhaf değil miydi?
Gitarıyla ritim çaldı ve uydurmaya başladı.
Sevgi hakkında, aşk hakkında, dostluk hakkında söyledi.
Ritim, parmaklarında çağıldayan notalara dönüştü. Bitirdiğinde insanlar dans etmekteydi.
Gelini, damadı ve diğerlerini saran mavi bir ağ görüyordu. Sebep sigara değildi, biliyordu. Bir tür özenmeydi bunların sebebi. Onlara fazlasıyla özeniyordu. Kendisini kendi şarkılarına kıstırdığını fark etmişti o an çünkü. Tam o an…
Ve bundan sonra hep bu şekilde şarkı söyleyecekti. Böyle ana bırakacaktı kendisini.
Tek başına, gitarıyla çıkacaktı sahneye. Kendisini kendi sözcükleriyle bile kıstırmayacaktı.
Bu kararı bir düğünde vermesi tuhaf değil miydi?