Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
30.12.2018
Bisikletini sürerken sol elinde telefonunu tutuyordu. Beklediği bir insandan, beklemediği bir mesaj gelmişti çünkü. Yani normalde bisiklet sürerken telefon kullanmayı sevmezdi. Kurallara aykırı olduğu için değil, rüzgarla, özgürlük hissiyle arasına kimsenin ya da hiçbir şeyin girmesini istemediğindendi.
Ona mesaj gönderen kişiden tam on yedi yıl haber almamıştı. Tam on yedi yıl beklemişti. Beklemekle kalmamıştı ama gelmek ya da bulunmak istemeyen birisini aramak boşunaydı. Bunu iyi bilirdi. Kendisi de bulunmaya çalışılan ama sadece daraltılan kişi olmuştu birkaç kez. Onun için bunun ne kadar bunaltan ve üzerine giden şahıstan iyice soğutan bir şey olduğunu biliyordu.
Sonunda yazmıştı ama. Her şeyi unutamasa da onunla tekrar devam etmeyi deneyebilirdi. Bunun için can attığını neden inkar etsindi ki?
On yedi yıl… sadece geçmişti ve geçmişti. Yani önemli değildi. Artık…
Mesajda;
“Dün rüyamda seni gördüm,” yazılıydı.
“Selam” yazmak yerine bir gülümseme emojisi kondurmuştu mesajın başına.
Hiçbir şey olmamış gibi.
“Nasıldı?” yazıverdi cevap olarak.
“Ölüyordun… Veda etmek istedim.”
“Rüyanda mı?”
“Hayır, mesajımda.”
“Yüzüme karşı veda et bari.”
“Ne fark edecek ki?”
“Veda etmesen ne fark edecekti? Zaten görüşmüyorduk.”
“Ben vedamı şimdi ettim.”
İkisi de noktalama işaretlerine dikkat eden insanlardı. Belki de bunun için, mesajı yazarken fazla dikkatli davranıyor olsa gerekti. Bisikletini sürdüğünü bile unutacak kadar. Ya da; sadece on yedi yıldan sonra yazıyla da olsa, saçma sapan bir sebeple de olsa ondan haber aldığından…
Onun için, bir arabanın altında kaldığında; son yaptığı şey yazıyı göndermektense, cümle sonuna nokta koymaktı.
Diğer yandan, Mesajına bir cevap gelmediğinde, işinin artık bittiğini, içinin ferahlayabileceğini anladı, tam on yedi yıldır bekleten zat.
Telefonunu masaya bıraktı ve emmekte olduğu lolipopu dişleriyle parçaladı. Bunda çocukluğunda aldığı lolipoplarda olduğu gibi sakız yoktu.
Her şeyle birlikte telefon da parçalandığından, o son mesaj da parçalanmıştı. Önemi de yoktu zaten.