Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
26.04.2020
Piyanomun karşısındayım. Yepyeni bir şey çalmak istiyorum. Bir beste değil, doğaçlama bir şey… Yalnızca bir defa çalınacak bir şey.
Çalıyorum… Bazen uyumsuz oluyor çaldığım notalar ama durmuyorum.
Önümde bir sürü koku molekülü var ve ben riske girip sadece bir kere yapabileceğim bir parfüm yapmaya soyunuyorum. Yavaş yavaş tabii. Bir defada olmaz parfümler çoğu zaman. Hiç ölçmeden koyuyorum malzemeleri. Az miktarlarda ve içgüdülerime uyarak…
Bir tencerenin başındayım. Bir arada tatmadığım şeyleri, bir araya gelince lezzetli olacağını düşündüğüm gibi birleştirerek isimsiz, bir defalık bir yemek yapıyorum.
Bir vazoya bir sürü ot koyup bir aranjman yapıyorum. Bir defalığına tabii.
Elime bir kömür kalem alıp rüyalarımı çiziyorum.
Birkaç kristal bardağa rastgele kademelerde su doldurup bir çay kaşığıyla vuruyorum ve eşsiz bir müzik yapıyorum.
Ebru yapmayı öğreniyorum.
Bir günde, kabataslak bir dil uyduruyorum ve kendimle o dilce konuşuyorum…
…
Tüm bunlara rağmen hiç maceraperest hissetmiyorum. Hep aynı şeyi yapıyorum sanki.
Çünkü durmuyorum. Durup bakmıyorum. Yaptığım şeylerin bir defalığından başka hiçbir şeyi umursamıyorum ve onlar eşsiz olmalarıyla sıradanlaşıyorlar gözümde. Hepsine yazık ediyorum.