Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
13.03.2018
Kurbağa vıraklamasına benzeyen bir ses…
Nereye gitse bu sesi duyuyordu ve sesin nereden geldiğini bir türlü bulamıyordu. Altı saniye aralıklarla… Saymıştı. Hatta bununla kalmamış, saniye gösteren bir saatle kontrol etmişti. Altı… Tam altı saniyede bir, bir vıraklama duyuyordu. Başkasının bu sesi duymadığını söylemeye gerek bile yoktu elbette. Bu ses eşliğinde uyumayı öğrenmişti artık. Alışmıştı bu sese. Alışmak zorunda kalmıştı. İnsan neye alışmıyordu ki…
Aslında kendisini alıştığına dair telkin ediyordu ve bunda oldukça da başarılı oluyordu. Yani biraz kendisini bıraksa büyük çapta bir nöbet geçirebilirdi. Kurbağa sesi… Oldukça ürkütücü bir sesti. Düşük seviyede olmasına rağmen tehditkar geliyordu kulağa.
‘Bana dokunursanız elinizde siğil çıkar’ diyordu bu ses. Bir kurbağa tarafından avlanan bir sinek geliyordu gözü önüne her vıraklamada. Suda ve karada sizi takip edebilen, yavruyken başka yetişkinken başka olabilen, her şeye ayak uydurabildiğinden kolaylıkla kaçamayacağınız, esnek bir yaratıktı kurbağa. Tüylerle ya da pullarla kendisini korumaya gerek duymayacak kadar özgüvenliydi. Çocukların oyuncağı olsa da intikamını onların ellerinde çıkarttığı siğillerle alırdı. Ona bulaşılmazdı. Siğiller kaybolsa, bu kez kabuslarda baş köşeye otururdu o ihtişamlı özgüveniyle.
Bu sesin ona musallat olmasının bir sebebi olmalıydı. Doktora gitmeliydi. Muhtemelen ses sadece zihnindeydi.
Sesi ilk duyuşundan tam bir ay geçmişti ve ses artık beşer saniye aralıklarla duyulmaya başlamıştı. Hiçbir doktor, hiçbir ilaç bir işe yaramamıştı.
Bir ay daha… Dörder saniye…
…
Dört aydan sonra…
Yavaş yavaş şişmeye başladı. Tıpkı küçükken kurbağalara yaptığı gibi, patlayacaktı.
Kaderine razı olmuştu da bunu ona kim yapıyordu? Tek bilmek istediği şey buydu.