Hoş Geldiniz
Alanıma hoş geldiniz. Burada bulunan hikâyelere isim koymak yerine onları yazdığım günün tarihiyle belirtmeyi uygun buldum.
Canınız sıkıldığında her zaman değişen rastgele bir hikayemi okumaya ne dersiniz? Bazen insan sıkışıyor, yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. Bunun için kitapların sayfalarını rastgele açmak, niyet çekmek, zar atmak gibi farklı herhangi bir şey yapmak isteyebiliyor. Siz de hikâyelerimi rastgele karıştıracağınız takvim yapraklarındaymış gibi hayal edip bu sayfayı yenileyebilirsiniz, her yenilemede başka bir hikâye...
Üstelik "Kim bu insan?" sorusunun yanıtı da olabilir bu hikâyeler. Bir insanın yaptıkları o insanın ta kendisidir çünkü.
Eğer bu hikâyelerin her defasında yenilendiği bağlantıyı favorilerinize eklemek isterseniz işte burada:
Menüden son yazılarıma ulaşabilirsiniz.
Aşağıdaki Telegram ya da WhatsApp kanallarıma katılıp yeni yazdığım hikâyelerin sıcak sıcak telefonlarınıza iletilmesini de sağlayabilirsiniz.
İsimsiz Hikayeler Telegram Kanalı İsimsiz Hikayeler WhatsApp Kanalıİlk e-kitabımı ücretsiz olarak indirip okumak isterseniz Dijital kitaplar'dan indirin.
"Vızıltı Flüt Islık İndir"Bu da Kitap Yurdu'ndan satın alabileceğiniz ilk romanım:
Rastgele Hikâye:
12.02.2019
Birisini çok seversem, hakkında çok fazla düşünürsem üzerime hemen onun kokusu siniverir. Daha doğrusu, beynim ter bezlerime, koku yapan tüm hücrelerime emredip onun kokusuna büründürür beni.
Bereket ki bu çok fazla olmaz. Yani birisini bu denli düşündüğüm, ona bürünmek istediğim son derece nadirdir.
Yakın zamanda kokusuna büründüğüm kişi bir çocuktu. Ergenliğe girmemiş, tuhaf bir çocuk. Yine vücudumda o ham kokuyu almak harika bir değişiklikti.
Koşup oynadığında dahi kötü kokamayan, sadece hafif ekşimsi kokmayı becerebilen biri olmuştum tekrar. Ekşi bile denemezdi bu kokuya. Sanki insanın ilk hali olmanın getirdiği, yaşamın kıyısında ya da girişinde olmanın kokmamışlığı, ekşi bile olamamışlığıydı bu.
Önce bunu düşündüm. Kendi kokumdan rahatsız olmadan; ya da başka bir kokudan etkilenmeden, nedense bu hissim de gitmişti bir çocuğun kokusuna sahip olunca, hayat çok daha kolaydı benim için.
Kirlenmek, hafif ekşimekti artık. O iç bayıcı yetişkin kokusu yoktu vücudumda.
Tatlılık da… Yani artık birisinden etkilendiğimde vücudumda oluşan tatlı, o iç gıcıklandırıcı kokuyu da alamıyordum daha önce de dediğim gibi. Ne kendimde; ne de etkilendiğim kişide.
Bir çocuğun tarafsızlığındaydı burnum.
Yine bir çocuğun tarafsızlığıyla sevmenin hazzını yaşayabilmek eşsizdi.
Acaba bir hadım olsam da öyle mi olacaktı?
Bir hadım bulmalıydım. Sonra bir bukalemun gibi, onun gibi kokmalıydım. Hey, kendime bundan böyle “Kokulemun” diyecektim. Gerçi bir kokulemun olup onun kokusuna bürünmeye gerek yoktu, koklamak bile yeterli olacaktı; çünkü asıl amacım, daha doğrusu merak ettiğim şey, bir hadımın da bir çocuk gibi tarafsız bir kokusu mu olduğuydu sadece.
Yoksa bir kaybın kokusu mu vardı ter bezlerinde?