01.05.2023

Bir restoranın telefonunun bulunduğu bir magnet bulmuştu yerde. Nedense onu alıp bakma ihtiyacı duymuştu. Renginden ötürü mü? Eh, kahverengi bir magnetti. Üzerindeki resimden dolayı mı? Yok, magnet yerde ters duruyordu. Onu neden yerden aldığını kendisi de anlayamamıştı. Magnetteki restoran evine yakındı o da ıslak bir mendille silip cüzdanındaki kartvizitler arasına koyuverdi onu. Eve gidince unutmazsa buzdolabına yapıştıracak, ihtiyacı olduğunda da kullanacaktı. Ki yemek yapmaktan anlamadığından çoğunlukla böyle şeylere ihtiyaç duyardı.
Normalde yaptığını yapıp eve gider gitmez cüzdanındaki magneti buzdolabına yapıştırıp akşam için bir kişilik epey bol malzemesi olan pizza, patates kızartması ve tatlı olarak sufle sipariş etti.
Siparişi getiren adam gençti, ondan belki bir ya da iki yaş büyük olabilirdi ancak.
Yani o da gençti ve tek başına yaşıyordu. Tek başına, yemek yapmaktan hiç hazzetmeyen, dahası anlamayan, evi değme bekâr erkeğin evinden dağınık, garip bir kadın…
Bu ülkede böyle birisine tuhaf bir gözle bakılsa da o tam anlamıyla işkolik bir insandı ve kendisine yöneltilen incitici sözlerin, garip bakışların ya da eleştirilerin hiçbirisini umursamıyordu.
“Sende lastik yaması bulunmaz değil mi abla?” demişti genç servis elemanı.
Yo, bulunuyordu. Hatta değme motosiklet tamircilerinden daha iyi yamardı lastikleri. Pizza kutusunu fırına koydu ve alet çantasını alıp adamın peşi sıra motosikletinin yanına gitti. Onu kenara itip lastiğini on altı-on yedi dakika içinde yamadı ve pizzanın parasını ödedi. Bunun için para bile almamış, çok temiz bir iş çıkartmıştı.

Ertesi gün yine gelmişti adam evine. Bu kez sadece sohbet etmişlerdi. Bizimki işinden, diğeri ise hayallerinden ve motosikletin gürültüsünden bahsetmişti.
Sonra bir daha, bir daha gelmişti.
Artık aynı yerde çalışmasa da adam hep gelmişti.
Kadın da hep beklemişti.
Bir gün adam, artık hayallerini gerçekleştirip zevk için gürültüsüz bir bisiklet üzerinde gelmişti. İşi de hayallerindeki işti.
Kadınsa hâlâ dağınık, hâlâ yemek yapmaktan anlamaz durumda ama mutluydu.
Ve adam bu kez gitmemişti. Artık evleri o kadar dağınık değildi ve hiç olmadığı kadar güzel yemek kokularıyla dolu oluyordu. Ve artık duvarlardan mutlu erkeklere has kahkahalar sarkıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir