05.04.2020

Bir çığlık atsam ve tüm dünya duysa…
Meşhur bir türkü var ya;
“Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.” diyen…
Boş yere istemez adamcağız karşıki dağların yıkılmasını. Yüklüdür, duyguludur. Herkese mektup gelmişken ona gelmemiştir. Garip kalmıştır asker ocağında. Sevgilisi artık onun değildir, uzaktan bakmaktadır ona.
Ne kadar da iyi anlayabiliyorum onu tam şu an. Bulunduğum şehirde, aynı binada yaşamamıza rağmen, türküyü çığıran adam gibi ben de askerdeyim sanki. Hem de; askere gitme olanağım yokken. Beni almazlar ki…
Ben of çekecek kadar sakin olamıyorum. Onun kadar gariban hissetmediğimden belki. Daha çok, kızgın hissediyorum çünkü. Kandırılmış… Belki o da öyle hissediyordur da of çekmekle yetiniyordur. Ne fark eder! Of çektiğinde karşıki dağlar mı yıkıldı sanki? Yıkılsa yıkılsa, sigarasını yaktığı kibrit çöpü yıkılmıştır. Ben çığlık atsam ne olacak? Evimde bir başımayım, değil tüm dünya, aynı apartmandaki, gözleriyle aynı tonda, yani yeşil bir kapısı olan tek dairedeki adam bile duymayacak.
Hey yavrum hey! Şu insan garip yaratık. Duygularından arınmaktan, onların ıslahından çok, insanların onları bilmesiyle ilgileniyor. Hoş karşıki dağlar yıkılsa ne olur,
“aaa, şu dağa bak! Vah vah vah, adamcağızı reddetmiş kız. Adam da yakışıklı… Şu yeşil gözlere bak, yapılır mı böyle babayiğit bir adama be! Yazık be, herkese mektup var, şu garip bir köşede of çekiyor…” mu diyecekler dağı görenler?
Ya da; kulaklarını dikip;
“Şu çığlıkta, kandırılmış bir kadının acısı var. Yazık kadına, ayıp etmiş şerefsiz..” diyecek değil ya koskoca dünya.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir