“Bir şeylerden bıkmış bu kadın. Yaşamaktan falan değil, başka bir şeylerden besbelli.”
Annem onu ilk gördüğünün akşamı böyle demişti.
Sonra susmuştu. Birkaç zaman sonra:
“Oğlum… Bu kadınla bir yuva kuramazsın sen. Yanlış anlama, kötü bir insan değil ama sen onunla yapamazsın işte, anlarım ben.”
“Neden anne? Nesi var kızcağızın?”
“Tamam da o bir kızcağız değil ki yavrum. Yaşı küçük ama o gözleri… Senin gibi mutlu bir insanı ağırlaştırır böyleleri. Elinde değildir yani, kötülüğünden değil.”
“Ama ben seviyorum be ana.”
“Sev oğlum, sev de ömür geçirmek başka işte. Bir gün ansızın çekip giderse ne yapacaksın?”
“Niye çekip gitsin ki?”
“Gider oğlum gider. Senin mutluluğun, hevesin fazla gelir işte. Bir sürü arkadaşın var senin mesela. Söyle bakalım, onlardan hangisini sevdi bu kadın?”
“Sen nerden biliyorsun?”
“Bilirim ben… Ancak bir çocukla yakınında tutarsın bu kadını. O da belki. Zoru zoruna kalır.”
“Nerden biliyorsun be ana? Anlamadım ki.”
Hiçbir şey dememişti. Ben de dinlememiş, onunla görüşmeye devam etmiştim. Birkaç ay sonra evlenme teklif ettiğimde tereddütle kabul etmişti. O zaman bile annemin söylediklerini düşünmemiştim. Annem tutturmuştu aynı evde yaşamamızı. Karım da kabul etmişti. Ve annemle ikisi, nasıl olmuşsa olmuş, kardeş gibi oluvermişlerdi. Sanki o lafları diyen annem değildi.
İki çocuğumuz olmuştu. Ama annemin o zaman söylediği her bir sözcük birer kurt olup yüreğimi kemirir olmuştu hiç yoktan.
“Ya giderse!” diyordu kurtçuklar.
“Ya seni ve evlatlarınızı bırakırsa!”
Oysa bunu düşündürecek bir şey yapmıyordu. Yaşayıp gidiyorduk işte. Bazen kızıyorduk birbirimize, çoğu zaman sevişiyorduk… Yine de annemle olan göz dili ikimizin arasında yoktu. Sadece göz değil, gönülleriyle anlaşıyorlardı nasıl oluyorsa.
Sonra…
Annem öldü…
Çocuklar çoktan büyümüşlerdi zaten.
Aradan birkaç yıl geçti. Huzursuzlanmaya başladığını anlıyordum. Her gün yeni bir şeyler buluyordum yapacak, yepyeni bir insan oluyordum.
Sonra… Hasta oluverdi. Biliyor musunuz, hastalığını öğrendiğim an ferahlayıverdim. Gitmeyecekti.
Ölene kadar bir gözüm ondaydı yine de. Sessizce, yanı başımda ölüverdi.