06.05.2022

Onunla aramızda yıllardır bozulmamış bir ahit vardı.
O bana para ve lojistik destek sunacaktı, ben de onun için istediği bazı şeyleri sağlayacaktım ve asla birbirimize soru sormayacaktık.
Ben yapmak istediğim deneylerim için imkân isterken o da ufak tefek birkaç tuhaf şey rica etmekle yetiniyordu.
Gizli gizli toryumu nükleer santrallerde kullanmanın bir yolunu bulmuştum ama o şimdilik bunu gizlememiz gerektiğini söylüyordu. Daha önce bulunan yöntemlerin aksine asla bir gram enerji harcanmıyordu ve neredeyse tüm riskleri sıfıra indirebilmiştim. Kesinlikle laf olsun diye söylemiyorum, bir dehaydım. O ise zengindi ve anladığım kadarıyla pis işler çeviriyordu.
Besbelli ki durum buydu. Benden istediği ufak tefek şeylerden ne çevirdiğini de anlamış değildim.
Ne mi istemişti? Yer altında, yüksek radyasyon dahil her şeye dayanıklı bir sığınak yapmamı, bu sığınağa her şeyden biraz koyup onlar arasında bir tür ordinasyon yapmamı. Evet, böyle söylemişti.
“Ordinasyon…”
Neyi düzenleyecektim ki?
“Canlılar arasındaki ekolojik sistemi koordine etmeni istiyorum.” demişti.
Tuhaf bir insandı gerçekten. Çok az şey bilip onu açıklayamayanların tuhaf diliyle konuşuyordu. Bildiklerini kendi diline bile uyarlayamayacak, aciz biri gibi…
Benim gibi insanlar da bunların gücüyle siner ve başka türde aciz insanlar olarak kalırdı böyle.
Dediğini yapmayacaktım. Sığınağı boş bırakacak ve oradan çekip gidecektim. Toryum santralinden de vazgeçmiştim. En azından asla değerlendirilemeyeceğim bu ülkede…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir